DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Genel Kurulunda, "Orta Doğu'da siyasi kriz: İnsan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı" konulu acil gündem maddesi görüşülürken, Rojava üzerine söz aldı.
Rojava’ya yönelik saldırılara değinen Çelenk, “Kobanê bir kez daha kuşatma altında. Siviller gıda, su, ilaç ve elektrikten yoksun. Kadınlar kaçırılıyor, katlediliyor. Soykırım kampanyalarıyla özdeşleşmiş aşırıcı söylemler yeniden dolaşıma giriyor” dedi.
“KÜRTLER, HRİSTİYANLAR, ALEVİLER VE DÜRZİLER VAHŞİCE KATLEDİLİYOR”
Çelenk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Orta Doğu’daki kriz bağlamında, bugün özellikle Suriye’deki savaşa odaklanmak istiyorum. Suriye krizi, uzun süredir ihmal edilmiş bir tehdidin yeniden ortaya çıkışına işaret ediyor. Bu, akıl almaz dehşeti nedeniyle bastırılmış ve unutturulmuş olan bir şeyin geri dönüşüdür -hepimizin sanki unutmuş göründüğü bir dehşetin geri dönüşü.
Hatırlayalım!
Son on yıl içerisinde DEAŞ yalnızca Suriye’de değil, Avrupa ve Türkiye genelinde de ölümcül saldırılar gerçekleştirdi: Paris’te Bataclan katliamı, Nice, Brüksel, Manchester ve Berlin Noel Pazarı saldırıları, Türkiye’de ise Suruç, Ankara Garı, Reina gece kulübü, Reyhanlı ve Gaziantep’teki düğün saldırısı… Bu ağır vahşet eylemleri insanlığın vicdanında derin yaralar açtı. Bu tehditle sahada yüz yüze gelen ve DEAŞ’ı ağır bir bedel ödeyerek yenenler ise Kürtler ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) oldu.
Bugün bu gerçek sessizce göz ardı ediliyor. Birleşmiş Milletler’in defalarca yaptığı uyarılara rağmen DEAŞ yeniden güç kazanıyor. IŞİD kampları dağıtılıyor, IŞİD militanları denetimsiz biçimde serbest bırakılıyor ve şiddet yeniden tırmanıyor. Kürtler, Hristiyanlar, Aleviler ve Dürziler vahşice katlediliyor.
Kobanê bir kez daha kuşatma altında. Siviller gıda, su, ilaç ve elektrikten yoksun. Kadınlar kaçırılıyor, katlediliyor. Soykırım kampanyalarıyla özdeşleşmiş aşırıcı söylemler yeniden dolaşıma giriyor.
Değerli meslektaşlar, bu mesele yalnızca Suriye ya da yalnızca Kürtler meselesi değildir. Bu, Avrupa’nın uluslararası adaleti tutarlılık temelinde savunma iradesini koruyup korumadığı meselesidir.
Önümüzdeki soru artık sadece Avrupa’nın Suriye ve Orta Doğu’da nasıl bir rol üstlenmek istediği değil, aynı zamanda bizi bir siyasi topluluk olarak tanımlayan ahlaki sorumluluğu hâlâ taşımaya istekli olup olmadığımızdır.”




