İlke TV’de Ahmet Ayva’nın sunduğu Konuşma Zamanı programına konuk olan DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, çerçeve yasanın 10 Ağustos’ta Meclis’ten geçmesinin ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abdullah Öcalan’ın süreçteki konumu, yeni aşamada yapacağı olası açıklamalar, silahların devreden çıkarılması, cezaevlerindeki siyasetçilerin durumu, yurt dışındaki isimlerin dönüşü, Kuzeydoğu Suriye’deki gelişmeler, Kürtlerin hakları, yeni anayasa tartışmaları ve DEM Parti’nin yeniden yapılanması başlıklarını değerlendiren Temel, sürecin önündeki en önemli adımlardan birinin Abdullah Öcalan’ın doğrudan devreye gireceği mekanizmaların oluşturulması olduğunu söyledi.

“Çerçeve yasa yeni bir dönemin kapısını aralıyor”

Tayip Temel, yasanın uzun tartışmalar ve son ana kadar devam eden görüşmeler sonucunda ortaya çıktığını belirterek, metnin eksikliklerine rağmen yeni bir sürecin başlangıcı açısından önemli olduğunu ifade etti.

Ahmet Ayva’nın çerçeve yasanın bundan sonraki aşamada neyi mümkün kılacağını, önceliğin cezaevleri, silahların devreden çıkarılması, Avrupa’dan dönüşler veya Abdullah Öcalan’ın konumu başlıklarından hangisinde olacağını sorusu üzerine Temel, yasanın yalnızca içeriğiyle değil, dili ve ruhuyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Temel, demokratikleşmeye ve halkların birlikte yaşam perspektifine hazır bir iktidar anlayışının henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadığını belirtirken, Abdullah Öcalan ve Kürt siyasi hareketinin süreç boyunca tek taraflı ve fedakâr adımlar attığını söyledi.

Temel’e göre daha önce farklı yöntemlerin denendiği bir ortamda demokratik çözüm yolunun açılması için çerçeve yasa önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Temel, yasanın son geceye kadar dili, kapsamı, biçimi ve içeriği üzerinden yoğun biçimde tartışıldığını aktarırken, yasayı uygulayacak tarafın da yasanın hazırlanma sürecine dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.

Temel’e göre PKK’nin feshi ve silahların devreden çıkarılması gibi doğrudan bu yapıyı ilgilendiren bir düzenlemenin, PKK’nin muhatap kabul ettiği Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakerelerden bağımsız ele alınması sürecin başında yeni tıkanıklıklar yaratabilir.

Temel, Meclis bünyesinde 2025 yılında kurulan komisyonun yaptığı çalışmaların da yasanın kapsamı, biçimi ve amacı açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti.

“Tek kişilik satranç” ve çerçeve yasanın oluşumu

Ahmet Ayva’nın çerçeve yasanın hazırlanması sırasında yaşanan krizin nasıl aşıldığı sorusu üzerine Temel, Öcalan’ın süreç boyunca farklı tarafların hassasiyetlerini gözeten yaklaşımının belirleyici olduğunu söyledi.

Tayip Temel, Abdullah Öcalan’ın bu tutumunu “tek kişilik satranç” metaforuyla açıkladığını aktararak, Öcalan’ın kendisini yalnızca bir tarafın değil, toplumun farklı kesimlerinin yerine koyarak hareket ettiğini belirtti.

Temel Öcalan’ın, hem devletin hem Kürt siyasi hareketinin hem de Türkiye toplumunun farklı kesimlerinin hassasiyetlerini dikkate alan bir yaklaşım ortaya koyduğunu vurguladı.

Temel, çerçeve yasanın yalnızca DEM Parti’nin veya Kürt siyasi hareketinin önerileriyle şekillenmesi durumunda daha dar bir kapsamda kalabileceğini ifade ederken, yasanın mevcut haliyle de birçok eksikliği bulunduğunu söyledi.

Erdoğan: Emperyalist planı altüst ediyoruz
Erdoğan: Emperyalist planı altüst ediyoruz
İçeriği Görüntüle

Yasanın adının ve içeriğinin süreç boyunca değiştiğini aktaran Temel, özellikle milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerden gelen bazı yaklaşımların metnin kapsamının daralmasına yol açtığını belirtti.

Buna karşın Temel, Abdullah Öcalan’ın “bin kilometrelik yolun ilk adımı” olarak nitelendirdiği yasanın bundan sonraki adımlar için bir başlangıç oluşturduğunu söyledi.

Temel, çerçeve yasanın silahların devreden çıkarılması sürecini düzenlerken bazı önemli isimleri kapsam dışında bırakmasının önemli bir sorun oluşturduğunu da dile getirdi.

Dünya deneyimlerinde süreçlerin öncü kadrolardan başlayarak daha geniş kesimlere doğru ilerlediğini belirten Temel, kapsam dışında kalan isimlerin durumunun daha sonra kurulacak mekanizmalar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Yerel demokrasi için yeni yasalar gündeme gelmeli”

Temel, çerçeve yasanın yalnızca silahların devreden çıkarılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, sonraki aşamalarda demokratikleşmeyi güçlendirecek yeni yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda yerel yönetimler yasasına özel önem veren Temel, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, kültür, sanat, ekonomi, ekoloji ve doğa alanlarında yerel yapıların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Temel’e göre merkezî yönetimin ağırlığının azaltıldığı ve yerel demokrasinin güçlendirildiği yeni bir hukuki çerçeve, çerçeve yasanın ardından atılacak adımların önemli başlıklarından biri olmalı.

Abdullah Öcalan’ın konumu süreçte nasıl şekillenecek?

Programın en önemli başlıklarından biri Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasa sonrasındaki konumu oldu.

Ahmet Ayva, yasada Abdullah Öcalan’ın isminin açık biçimde yer almamasını ve buna karşın hem Devlet Bahçeli’nin hem de feshedilen örgütün yöneticilerinden Murat Karayılan’ın Öcalan’ın rolüne ilişkin açıklamalarını gündeme getirdi.

Temel, yasanın Abdullah Öcalan’ı doğrudan isimlendirmese de oluşturduğu mekanizmalar üzerinden Öcalan’ın süreçte yer almasının önünü açtığını söyledi.

Temel’in aktardığına göre Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığında, ilgili bakanlıkların temsilcilerinin yer alacağı bir kurul oluşturulacak. Bu kurulun görevleri arasında örgütle yürütülecek sürecin daha hızlı ve etkili biçimde ilerlemesini sağlayacak mekanizmaların oluşturulması da bulunuyor.

Temel, Abdullah Öcalan’ın bu kurul içinde yer almasına ilişkin bir düşüncenin bulunduğunu ancak bunun henüz kesinleşmiş bir plan olarak ifade edilmemesi gerektiğini söyledi. Bunun yanında Temel, Öcalan’ın gazetecilerle görüşebilmesi ve Türkiye kamuoyuna doğrudan seslenebilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Temel ayrıca Abdullah Öcalan’ın örgütle, demokratik siyasetle, akademisyenlerle ve sivil toplumla bağ kurmasını sağlayacak ayrı bir kurulun da gündeme gelebileceğini ifade etti. Bu yapının devlet kurumlarının temsil edileceği kurul ile koordineli çalışabileceğini belirten Temel, bunun süreç açısından önemli bir muhataplık mekanizması oluşturacağını söyledi.

“Öcalan’ın devrede olmadan silah bırakma süreci yürütülemez”

Murat Karayılan’ın Abdullah Öcalan’ın konumuna yaptığı vurguya da değinen Temel, feshedilen örgütün farklı alanlarında bulunan kişilerin sürece hazırlanmasının Öcalan’ın rolüyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Temel, Kandil, Federe Kürdistan Bölgesi, Şengal ve Mahmur, Türkiye ve Avrupa ayağında bulunan farklı kesimlerin Öcalan’ın yeni döneme ilişkin yürüttüğü çalışmaları takip ettiğini belirtti.

Tayip Temel’e göre bu kesimlerin temel beklentilerinden biri, Abdullah Öcalan’ın sürecin bizzat içinde yer alması.

Temel, Öcalan’ın İmralı’daki mevcut koşulları devam ederken silahların devreden çıkarılması konusunda ciddi bir sorun bulunduğunu belirtti ve Öcalan’ın yalnızca fesih kararını değil, bundan sonraki dönüş ve topluma katılım sürecini de yönlendirecek temel aktör olduğunu söyledi.

Temel, Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının da Kürt siyaseti ve PKK dışındaki farklı eğilimleri bir araya getirebilecek başka bir iradenin bulunmadığını gösterdiğini belirtti.

Meclis’in süreçteki rolü Öcalan’ın ısrarıyla gündeme geldi

Temel, sürecin iktidar ile örgüt arasında yürütülen dar bir müzakere olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Kürt meselesinin bütün Türkiye toplumunu ilgilendiren tarihsel ve toplumsal bir konu olduğunu belirten Temel, Abdullah Öcalan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin süreçte merkezi bir rol üstlenmesi gerektiğini savunduğunu aktardı.

Temel, Öcalan’ın süreç kapsamında farklı siyasi aktörlere ve bölgesel güçlere mektuplar gönderdiğini ve bu bağlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sürecin içine dahil edilmesini istediğini söyledi.

Her siyasi partiden temsilcilerin yer alacağı bir takip komisyonunun kurulmasının da Öcalan’ın yaklaşımının önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Temel, böyle bir komisyonun silahların devreden çıkarılması, devlet mekanizmalarının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve hukuki sürecin işleyişini takip edebileceğini ifade etti.

Temel, Meclis’in süreç dışında bırakılmasının yeni riskler yaratabileceğini belirtti.

“Bu süreç herhangi bir iktidarın ömrünü uzatma süreci değil”

Temel, sürecin AK Parti ile DEM Parti arasında bir ittifak veya pazarlık olarak değerlendirilmesine karşı çıktı ve Abdullah Öcalan’ın da sürecin herhangi bir siyasi partinin iktidarını sürdürmesine hizmet edecek biçimde ele alınmasına karşı olduğunu belirtti.

Temel, barışın siyasi iktidar değişikliklerine bağlanamayacağını ve çatışmalar devam ederken “önce iktidar değişsin, sonra çözüm süreci yürüsün” yaklaşımının doğru olmadığını söyledi.

Bununla birlikte Temel, sürecin AK Parti veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrünü uzatmak amacıyla yürütülmemesi gerektiğini de ifade etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki ısrarını da değerlendiren Temel, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın rolünü ve silahların devreden çıkarılması açısından Öcalan’ın konumunun önemini bildiğini söyledi.


Abdullah Öcalan’dan yeni bir “çağrı” mı gelecek?

Programda kamuoyunun en fazla merak ettiği başlıklardan biri de Abdullah Öcalan’ın bundan sonraki aşamada yapacağı olası açıklama oldu.

Ahmet Ayva’nın Öcalan’dan yeni bir çağrı gelip gelmeyeceğini, bunun görüntülü veya farklı bir yöntemle yapılıp yapılmayacağını sorusu üzerine Temel, artık meselenin yalnızca yeni bir “çağrı” yapılması olmadığını söyledi.

Temel’e göre bundan sonraki aşamada Abdullah Öcalan’ın içinde yer alacağı kurulun oluşturulması, bu kurulla toplantısını yapması ve fiilen devreye girmesi gerekiyor.

Öcalan’ın kamuoyuna seslenmesinin yanı sıra gazetecilerin İmralı’ya giderek kendisiyle görüşebilmesinin de önemli olduğunu belirten Temel, Öcalan’ın doğrudan Türkiye toplumuna hitap etmesinin sürecin toplumsallaşması açısından gerekli olduğunu söyledi.

Temel, medyada ve siyasette Abdullah Öcalan’a yönelik sert ve kriminalize edici dilin devam etmesinin de sürecin ruhuyla bağdaşmadığını ifade etti.

Dönüşler için MGK kararı bekleniyor

Sürecin bundan sonraki aşamalarında da hazırlıkların sürdüğünü belirten Temel, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) kararının önemli bir eşik olacağını söyledi.

Temel, Süleymaniye ve Erbil’de diplomatik faaliyetlerin sürdüğünü, devlet ile Hareket Yönetimi arasında yeni mekanizmaların nasıl işleyeceğine ilişkin görüşmeler yapıldığını aktardı.

Temel, Abdullah Öcalan’ın bu mekanizmalara nasıl dahil olacağına ilişkin görüşmelerin de devam ettiğini söyledi.

Mahmur’da bulunan göçmenler ile Avrupa’ya gitmek zorunda kalan siyasetçilerin dönüşü için de teknik ve toplumsal hazırlık gerektiğini belirten Temel, köyleri yakıldığı için Mahmur’a göç edenlerin köyleri ve mülkleriyle ilgili sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi.

Temel, hazırlıkların yaklaşık bir-iki ay içinde tamamlanabileceğini ve ardından pratik adımların başlamasının mümkün olabileceğini belirtti ve çerçeve yasanın bu bağlamda altı aylık bir takvim öngördüğünü de hatırlattı.

“Üçüncü ülke” tartışması yok, dönüş gündemde

Ahmet Ayva’nın Erbil ve Süleymaniye üzerinden yürütülen tartışmalar kapsamında bazı örgüt yöneticilerinin üçüncü ülkelere yerleştirilip yerleştirilmeyeceğini sorusu üzerine Temel, böyle bir üçüncü ülke tartışmasının bulunmadığını söyledi.

Temel, Abdullah Öcalan’ın temel yaklaşımının söz konusu kişilerin Türkiye’ye dönmesi yönünde olduğunu belirtti ve silahların devreden çıkarılması koşuluyla bazı isimlerin güvenliklerinin sağlanabileceği ve siyasi çalışmalarını yürütebilecekleri alanların oluşturulabileceğini ifade etti.

çerçeve yasa kapsamı dışında kalan kişilerin durumunun ise kurul tarafından dönemsel olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğunu belirten Temel, bu kişilerin güvenliği konusunda Kolombiya deneyiminin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Kaynak: İlke TV