Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ Genel Müdürlüğü; abone sistemini güçlendiren saha taramaları ve teknik iyileştirmelerle suyun üretimden tüketime kadar izlenebilirliğini artırırken, kayıt dışı kullanımın şebeke üzerindeki etkilerini kontrol altına almayı hedefliyor.
Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğü; yürüttüğü saha taramaları ve teknik iyileştirme çalışmalarıyla kayıtlı abone sayısını 550 binin üzerine çıkarırken, faturalandırma oranlarında da son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Kentte artan nüfus ve genişleyen yerleşim alanlarıyla birlikte su üzerindeki talep artışı, ölçülebilirlik ve sistem kontrolünü daha kritik bir başlık hâline getiriyor. Ölçülemeyen ve kayıt dışı tüketimin sistem üzerindeki risklerini ve çözüm yollarını Abone İşleri Daire Başkanı Uğur Özer anlattı.

ABONE ARTIŞI SU YÖNETİMİNİ NASIL ETKİLİYOR?
Son veriler ışığında abone sayısındaki artışın, su yönetimi açısından tam olarak neyi ifade ettiği şeklindeki bir soruyu Özer, şöyle yanıtladı:
“Abone sayısındaki artış, yalnızca hizmet verilen kişi sayısının yükselmesi anlamına gelmez. Bu artış, suyun üretimden tüketime kadar olan tüm sürecinin daha şeffaf ve izlenebilir hâle gelmesini sağlar. Şehir genelindeki abone sayımız 557 bin 125’e ulaştı. 2024 yılında 31 bin 942, 2025 yılında ise 39 bin 449 yeni abonelik işlemi gerçekleştirdik. Bu veriler sayesinde şebeke üzerindeki yükü daha doğru analiz edebiliyor, yatırım kararlarımızı sağlam bir veri tabanı üzerinden şekillendirebiliyoruz.”
KAYIT DIŞI KULLANIM SİSTEMİ NASIL ETKİLER?
Kayıt dışı kullanımın, teknik olarak sistemi nasıl etkilediğini detaylarıyla anlatan Özer, “Kayıt dışı tüketim, şebekede ölçülemeyen ve öngörülemeyen bir yük oluşturur. Bu durum, basınç dengesizliklerine ve arıza risklerinin artmasına neden olur. Şebeke, planlanan kapasiteye göre işletildiği için sistem dışı tüketim, hatlar üzerinde kontrolsüz bir yük birikimine yol açar. Bu, yalnızca teknik bir sorun olarak kalmaz; aynı zamanda mali dengeyi de etkiler. Düzenli ödeme yapan yurttaşlar açısından sistem yükü dolaylı olarak artar. Bu nedenle kayıt dışı kullanım; bireysel bir tercih olmanın ötesinde, sistem bütünlüğünü ve hizmet kalitesini etkileyen bir başlık olarak ele alınır” dedi.

Faturalandırılabilir su oranındaki değişime de dikkad çeken Özer, “Bu alanda belirgin bir iyileşme sağladık. 2015 yılında yaklaşık %49 seviyesinde olan faturalandırılabilir su oranı, 2025 yılı itibarıyla %70’e yaklaştı. Geçtiğimiz yılın verilerine göre üretilen 97,3 milyon metreküp suyun 67,7 milyon metreküpü ölçülebilir şekilde kullanıcıya ulaştı. Burada dikkat çekici olan nokta, üretim artışının %1,2 ile sınırlı kalmasına rağmen, faturalandırılan su miktarındaki %6,4’lük artıştır. Bu fark, sistem verimliliğinde sağlanan iyileşmenin doğrudan göstergesidir” şeklinde konuştu.
FARKINDA OLMADAN USULSÜZ KULLANICI OLABİLİRSİNİZ
Abonelerin farkında olmadan usulsüz kullancı durumuna düşebileceğinin altını çizen Özer, bu durumda kalan vatandaşların ne yapması gerektiğini şu sözlerle anlattı:
“Bazı yapılarda geçmişten kalan hatalı bağlantılar veya eksik abonelik işlemleri nedeniyle kullanıcılar bu durumun içinde yer alabiliyor. Özellikle yeni taşınılan konutlarda abonelik durumunun kontrol edilmesi büyük önem taşıyor. Şüpheli bir durum fark edildiğinde idareye başvurulması, ileride ortaya çıkabilecek mali ve hukuki sonuçların önüne geçilmesini sağlar.”
“SUYU KULLANIRKEN, SUÇ İŞLEMEYİN”
Kaçak kullanımın idari ve adli sonuçları hakkında da bilgi veren Özer, şöyle konuştu:
“Sayaca müdahale edilmesi, mühürlerin sökülmesi, by-pass bağlantılarla suyun ölçüm dışı bırakılması veya şebekeye izinsiz bağlantı yapılması gibi fiiller, yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmaz. Bu tür müdahaleler, Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddeleri kapsamında hırsızlık suçu olarak değerlendirilebilir ve adli süreci tetikler. Kamuya ait bir kaynağın izinsiz kullanımı ile ölçüm sistemine yapılan müdahale, savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını gerektirebilecek niteliktedir. Ayrıca kaçak kullanım, şebekede basınç dengesini bozarak arıza riskini artırır ve hizmet kalitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle uygulanan yaptırımlar, yalnızca bireysel ihlalleri düzeltmeye yönelik değil; sistem güvenliğini, kaynak dengesini ve adil kullanım ilkesini korumaya dönük zorunlu bir denetim mekanizması olarak devreye girer.”
AYETLE ÖRNEK VERDİ
Suyun sınırlı bir kaynak olduğu uyarısında bulunan Özer, bunun ölçülebilir bir sistem içinde ancak yönetilebileceğini ifade etti. Özer, konuşmasının son bölümünde şu ifadeleri kullandı:
“Su, sınırlı bir kaynaktır ve ancak ölçülebilir bir sistem içinde dengeli şekilde yönetilebilir. Her abonelik, bu kaynağın adil paylaşımına doğrudan katkı sunar. Kullanımın kayıt altına alınması hem bireysel hakların korunmasını hem de kent genelindeki hizmet kalitesinin planlı bir şekilde devam etmesini sağlar. Ölçülebilirlik arttıkça, altyapı yatırımları daha doğru planlanabilir ve daha dengeli işletilebilir. Bu yaklaşım, Kur’an-ı Kerim’de yer alan Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz. uyarısıyla ve Peygamber Efendimizin Bir nehir kenarında olsanız bile suyu israf etmeyiniz. hadisiyle de örtüşür. Aynı zamanda ölçüsüz ve kayıt dışı kullanım, başkalarının hakkına müdahale anlamı taşıdığı için kul hakkı kapsamında değerlendirilir; suya ölçülü yaklaşım hem teknik bir gereklilik hem de vicdanî bir sorumluluk olarak ele alınır.”





