ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK

Diyarbakır’da son dönemde artış gösterdiği yönündeki uyuşturucu, çeteleşme, tefecilik ve toplumsal çözülme tartışmaları, kentin ekonomik geleceğine ilişkin kaygıları da beraberinde getiriyor. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi eski Başkanı ve iş insanı Aziz Odabaşı, Güneydoğu Ekspres’e yaptığı değerlendirmede, yaşanan sorunların yalnızca güvenlik başlığı altında ele alınamayacağını belirterek, toplumsal sorunlarla ekonomik kalkınma arasında doğrudan bir bağ bulunduğuna dikkat çekti.

Uyuşturucu kullanım yaşının 12’lere kadar düştüğüne ilişkin iddiaların toplum açısından ciddi bir alarm olduğunu söyleyen Odabaşı, çocukların korunmasının yalnızca güvenlik güçlerinin görevi olmadığını vurguladı. Odabaşı, çeteleşme ve tefeciliğin ise ekonomik sıkıntılarla mücadele eden vatandaşların yasal mekanizmalara erişimde yaşadığı sorunlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“UYUŞTURUCU YAŞININ 12’YE DÜŞMESİ, TOPLUMUN BAŞARISIZLIĞIDIR”

Uyuşturucuyla mücadelede yalnızca polisiye tedbirlerin yeterli olmayacağını belirten Odabaşı, çocukların önüne eğitimden spora, kültürden mesleki eğitime kadar geniş bir gelecek perspektifi konulması gerektiğini söyledi.

Diyarbakır Için Kritik Mesaj2

Odabaşı, “12 yaşındaki bir çocuğun uyuşturucuyla tanışması sadece ailenin değil, bütün toplumun alarmıdır. Ben bu meseleyi yalnızca uyuşturucu meselesi olarak görmüyorum. Bu aynı zamanda çocuk, aile, eğitim, güvenlik ve gelecek meselesidir” dedi.

Uyuşturucuyla tanışan çocuğun suçlanması yerine toplumun kendi sorumluluğunu sorgulaması gerektiğini dile getiren Odabaşı, “12 yaşındaki bir çocuğun uyuşturucuyla tanışması bana göre öncelikle çocuğun değil, toplumun başarısızlığıdır” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLARIMIZI SADECE POLİSLE KORUYAMAYIZ”

Uyuşturucu satıcılarıyla kararlı biçimde mücadele edilmesi gerektiğini belirten Odabaşı, bunun yanında çocuklara alternatif bir gelecek sunulmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Odabaşı, “Çocuklarımızı sadece polisle koruyamayız. Uyuşturucu satıcısıyla elbette kararlı şekilde mücadele edeceğiz ama çocuğun önüne eğitim, spor, kültür, meslek ve gelecek umudu da koyacağız” diye konuştu.

Gençlerin geleceğe ilişkin umutlarının azalmasının onları suç örgütlerinin vaatlerine daha açık hale getirebileceğini ifade eden Odabaşı, ekonomik ve sosyal politikaların gençlik politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti.

“ÇOCUKLAR YAŞADIKLARINI NEDEN AİLELERİNE ANLATAMIYOR”

Özel okullar ve kolejlerde kız öğrencilerin uyuşturucu ve fuhuş ağına çekildiğine yönelik iddiaların mutlaka araştırılması gerektiğini belirten Odabaşı, bu tür iddiaların doğruluğunun yetkili kurumlar tarafından ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Ancak meselenin bir başka boyutunun da çocukların yaşadıkları sorunları neden ailelerine anlatamadığı olduğunu belirten Odabaşı, aile-çocuk iletişimine dikkat çekti.

“Çocuklarımızın en büyük korkusu bazen yaşadıkları olay değil, bunu ailelerine anlatmaktır” diyen Odabaşı, şöyle devam etti:

“Çocuk, ‘Bunu anlatırsam bana kızarlar, beni suçlarlar, okuldan alırlar’ diye düşünüyorsa susar. Biz çocuklarımıza sadece ‘Hata yapma’ dememeliyiz. ‘Ne yaşarsan yaşa, önce bana gel. Seni dinleyeceğim ve yanında olacağım’ diyebilmeliyiz.”

Özellikle kız çocukları konusunda aile, okul, rehberlik sistemi ve devlet arasında daha güçlü bir iletişim mekanizmasının kurulması gerektiğini vurgulayan Odabaşı, “Suskun çocuk korunamaz” dedi.

“ÇETEYE İHTİYAÇ DUYULMAYACAK BİR DÜZEN KURMALIYIZ”

Diyarbakır’da çeteleşme ve tefecilik iddialarının artmasının yalnızca güvenlik sorunu olmadığını ifade eden Odabaşı, ekonomik sıkıntıların da bu yapılara zemin hazırlayabildiğine dikkat çekti.

“Çetenin karşısına sadece polis değil; hukuk, sosyal devlet, eğitim ve iş imkânı da konulmalıdır” diyen Odabaşı, ekonomik olarak sıkışan insanların hızlı çözüm arayışına girdiğini söyledi.

Odabaşı, “Esnaf borçlu, genç işsiz, aile geçim sıkıntısı içinde. Birileri de çıkıp ‘Ben sana para bulurum, işini çözerim’ diyor. Ama bu çözüm çoğu zaman insanı daha büyük bir batağa sürüklüyor” ifadelerini kullandı.

Tefecilik ve suç örgütleriyle hukuk çerçevesinde kararlı mücadele edilmesi gerektiğini belirten Odabaşı, asıl hedefin insanların bu yapılara ihtiyaç duymayacağı bir ekonomik ve sosyal düzen oluşturmak olduğunu söyledi.

“İnsan hakkını çeteden değil hukuktan, parasını tefeciden değil yasal finans sisteminden, geleceğini suç örgütünden değil kendi emeğinden kazanmalı” dedi.

“AHLAK SADECE DİN MESELESİ DEĞİLDİR”

Toplumda yaşanan ahlaki çözülme tartışmalarına da değinen Odabaşı, ahlak kavramının yalnızca dini değerler üzerinden ele alınmaması gerektiğini söyledi.

Odabaşı, “Ahlak sadece din meselesi değildir; adalet, vicdan, dürüstlük ve başkasının hakkına saygıdır. Ben ahlakı sadece din üzerinden değerlendirmiyorum. İnsan dindar olabilir ama dürüst olmayabilir. Dindar olmayan bir insan da son derece ahlaklı olabilir” diye konuştu.

Çocuklara dürüstlüğün anlatıldığını ancak toplumdaki bazı örneklerin çocuklara farklı mesajlar verdiğini belirten Odabaşı, “Çocuk bazen toplumda dürüstlükten çok paranın, gücün ve gösterişin itibar gördüğünü düşünüyor. Burada hepimizin kendisini sorgulaması gerekiyor” dedi.

Diyarbakır’ın geçmişinde güçlü bir dayanışma kültürünün bulunduğunu hatırlatan Odabaşı, “Komşunun çocuğu bizim çocuğumuzdu. Bir ailenin derdi mahallenin derdiydi” ifadelerini kullandı.

“GÜVEN YOKSA YATIRIMCI BEKLER”

Toplumsal huzur ile ekonomik kalkınma arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu vurgulayan Odabaşı, güvenlik sorunlarının yatırım kararlarını da etkilediğini söyledi.

“Güven yoksa yatırımcı bekler; yatırım yoksa üretim ve istihdam da büyümez” diyen Odabaşı, yatırımcının yalnızca arsa fiyatına ve teşviklere bakmadığını belirtti.
Odabaşı, yatırımcının aynı zamanda “Bu şehir güvenli mi, çalışan bulabilecek miyim, ailem burada rahat yaşayabilecek mi, yatırımımın geleceği ne olacak?” sorularını sorduğunu ifade etti.

Bu nedenle güvenlik ile ekonominin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Odabaşı, Diyarbakır’ın geleceğini dört kelimeyle özetledi:

BARIŞ, GÜVEN, YATIRIM, İSTİHDAM

“Diyarbakır yatırımcı bekleyen değil, yatırımcının önünü açan şehir olmalı”
Diyarbakır sanayisinin önündeki temel sorunlara da değinen Odabaşı; finansmana erişim, yüksek üretim maliyetleri, nitelikli eleman eksikliği, enerji, lojistik, bürokrasi ve ekonomik belirsizliğin başlıca sorunlar arasında bulunduğunu söyledi.

Ancak Diyarbakır’ın önemli bir girişimci ve iş insanı potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Odabaşı, kentin bu potansiyelini üretime daha güçlü biçimde yansıtması gerektiğini ifade etti.

“Artık sadece hammadde satan bir şehir olmamalıyız. Tarım ürününü işleyeceğiz, markalaştıracağız ve ihraç edeceğiz” diyen Odabaşı, gençlerin yalnızca üniversite mezunu değil, aynı zamanda meslek sahibi olmalarının sağlanması gerektiğini belirtti.

“Diyarbakır’ı tüketen değil, üreten ve dünyaya ihracat yapan bir merkez haline getirmeliyiz. Yatırımcıyı davet etmek yetmez. Yatırımcının önündeki engelleri kaldırmak gerekir” dedi.

“Bir gence iş vermek, onu suçtan uzaklaştırmanın en güçlü yollarından biridir”

Amedspor Başkanı, Çekdar Orhan, Diagne, Transferler ve sponsorlara ilişkin konuştu
Amedspor Başkanı, Çekdar Orhan, Diagne, Transferler ve sponsorlara ilişkin konuştu
İçeriği Görüntüle

Genç işsizliğinin yalnızca ekonomik bir problem olmadığını, aynı zamanda toplumsal güvenlik meselesi olduğunu ifade eden Odabaşı, gençlere suçtan uzak durmalarını söylemenin tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

Odabaşı, “Gençlere sadece ‘suça bulaşma’ demek yetmez; suçtan daha güçlü bir gelecek vermek gerekir” dedi.

Gençlere okul, spor, kültür, sanat, meslek ve iş imkânı sunulması gerektiğini belirten Odabaşı, “Bir genç sabah kalktığında önünde bir hedef görüyorsa, yanlış insanların sunduğu kolay para daha az cazip hale gelir” ifadelerini kullandı.

“Bir gence iş vermek, aynı zamanda onu suçtan uzaklaştırmanın en güçlü yollarından biridir” diyen Odabaşı, gençlerin Diyarbakır’dan gitmek yerine kentte gelecek kurmayı planlaması gerektiğini söyledi.

“BARIŞ, BÖLGE EKONOMİSİNİN DE ANAHTARIDIR”

Barış ve normalleşme sürecinin bölge ekonomisine olası etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Odabaşı, yatırımcının en fazla ihtiyaç duyduğu unsurların güven, hukuk ve istikrar olduğunu söyledi.

“Barış sadece toplumsal huzur değildir; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın da anahtarıdır” diyen Odabaşı, kalıcı barışın güçlenmesi ve hukukun üstünlüğünün güven vermesinin bölgenin yatırım potansiyelini ciddi biçimde artırabileceğini belirtti.

Odabaşı, “Yatırımcı belirsizliği sevmez. Güven, hukuk ve istikrar ister” ifadelerini kullandı.

“DİYARBAKIR’A YATIRIM, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YATIRIMDIR”

Diyarbakır’ın ekonomik kalkınmasının yalnızca kentin veya bölgenin meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Odabaşı, bölge ekonomisinin Türkiye ekonomisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

“Burada kurulan fabrika Türkiye’nin üretimidir. Burada yaratılan istihdam Türkiye’nin istihdamıdır. Buradan yapılan ihracat Türkiye’nin ihracatıdır” diyen Odabaşı, bölgenin ekonomik kalkınmasının Türkiye’nin ekonomik kalkınmasından ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.

“DİYARBAKIR’IN GELECEĞİ HEMİPİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”

Kentin geleceğinin yalnızca devlet kurumlarının sorumluluğunda olmadığını belirten Odabaşı, devlet, yerel yönetimler, eğitim kurumları, aileler, iş dünyası ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Odabaşı, “Devlet güvenliği ve hukuku sağlayacak. Yerel yönetimler sosyal, kültürel ve sportif alanları güçlendirecek. Okullar çocuklarımızı sadece sınava değil, hayata hazırlayacak. Aileler çocuklarıyla daha güçlü iletişim kuracak. İş dünyası yatırım yapacak ve istihdam yaratacak. Sivil toplum da toplumun sesi olacak” dedi.

“DİYARBAKIR’IN KADERİ UYUŞTURUCU, ÇETELEŞME VE YOKSULLUK DEĞİL”

Diyarbakır’ın sahip olduğu potansiyelin sorunlarından çok daha büyük olduğunu ifade eden Odabaşı, kentte genç nüfus, tarım, sanayi, ticaret kültürü ve girişimcilik kapasitesinin bulunduğunu söyledi.

“Diyarbakır’ın kaderi uyuşturucu, çeteleşme ve yoksulluk değil; üretim, yatırım ve gençlerinin geleceğidir” diyen Odabaşı, kentin potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini belirtti.

Odabaşı, sözlerini şu mesajla tamamladı:

“Ben Diyarbakır’ın çocuklarının uyuşturucuyla değil eğitimle, sporla, sanatla ve üretimle anılmasını istiyorum. Gençlerimizin ‘Buradan gitmem lazım’ demesini değil, ‘Ben burada bir gelecek kuracağım’ demesini istiyorum.

Bunun yolu bence çok açık: Barış olacak, hukuk olacak, güven olacak, yatırım olacak, üretim olacak, istihdam olacak.

Bunlar olduğunda gençlerimizin önündeki seçenekler değişir. Diyarbakır’ın sorunlarla değil, geleceğiyle konuşulan bir şehir olmasını istiyorum.
Diyarbakır’a yapılacak yatırım bölgeye yardım değildir; Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Burada büyüyen her fabrika Türkiye’nin üretimini büyütür. Burada çalışan her genç Türkiye’nin geleceğine katkı sunar. Burada oluşan her güven ortamı Türkiye’nin ekonomisine güç katar. Biz Diyarbakır’a sadece huzur istemiyoruz. Huzurun yanında üretim, yatırım, istihdam ve refah da istiyoruz. Çünkü kalıcı barışın en güçlü teminatlarından biri, insanların geleceğe güvenle bakabilmesidir.”

Muhabir: Mehmet TÜRK