Diyarbakır ve bölge illerinde aşırı sıcaklardan kaynaklı tarımsal üretimin en önemli sorunlarından biri, toprakta yeterli nemin korunması.

Diyarbakır Barosu’ndan yurttaşlara işkenceye suç duyurusu
Diyarbakır Barosu’ndan yurttaşlara işkenceye suç duyurusu
İçeriği Görüntüle

Yağışların büyük ölçüde kış ve ilkbahar aylarında görüldüğü, yaz aylarında ise buharlaşmanın arttığı bölgede, toprağın işlenme biçimi hem üretim maliyetlerini hem de bitkinin suya erişimini etkiliyor. Bu koşullar, toprağı sürmeden ekim yapılmasını sağlayan anıza doğrudan ekim yöntemini yeniden gündeme taşıyor.

Aniza Ekim Mibzeri

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün iklim sınıflandırmasında Diyarbakır, kullanılan sınıflandırma yöntemine göre kurak veya yarı kurak iklim özellikleri gösteriyor. Bölge illerindeki kuraklık ve toprak nemini inceleyen 2026 tarihli bir araştırmada da Diyarbakır ve Şanlıurfa, kuraklık riski açısından öne çıkan iller arasında yer alıyor.

Araştırmada özellikle yaz aylarında toprak neminin ciddi ölçüde azalabildiği belirtiliyor. Bu tablo, topraktaki suyun korunmasını sağlayan tarım uygulamalarının önemini artırıyor.

TOPRAĞI SÜRMEDEN EKİM, NE KAZANDIRIYOR?

Anıza doğrudan ekim, hasat sonrasında tarlada kalan bitki artıklarının korunması ve tohumun özel bir mibzerle bu örtünün arasından toprağa bırakılması esasına dayanıyor. Geleneksel üretimdeki sürüm ve ikincil toprak işleme aşamalarının azaltılması, çiftçinin yakıt, iş gücü ve zamandan tasarruf etmesini sağlayabiliyor.

Tarlada kalan bitki artıkları, toprak yüzeyini güneşin ve rüzgârın etkisine karşı örterek nem kaybını azaltmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda yağışın yüzeyden akıp gitmesini sınırlandırabiliyor ve erozyon riskini düşürebiliyor. Uzun vadede toprak yapısının korunmasına katkı sunabilen bu yöntem, özellikle suyun sınırlı olduğu üretim alanlarında önem taşıyor.

Ancak anıza ekim, yalnızca tarlayı sürmemekten ibaret değil. Uygun mibzer, doğru ekim zamanı, bitki artıklarının yönetimi, yabancı ot kontrolü ve münavebe sisteminin birlikte planlanması gerekiyor.

BÖLGENİN TOPRAK YAPISI AVANTAJ SAĞLIYOR MU?

GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsünün yayımladığı bölgesel değerlendirmelerde, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Siirt çevresindeki toprakların önemli bölümünde kırmızı-kahverengi toprakların görüldüğü; bazı alanlarda kil oranının yüksek, organik madde miktarının ise düşük olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte bölgenin toprakları tek tip değil. Alüvyal ovalardan taşlı ve sığ topraklara kadar farklı özelliklere sahip araziler bulunuyor.

Bu farklılık, anıza ekimin başarısını doğrudan etkileyebilir. Toprağın nemini korumak ve gereksiz işleme maliyetlerini azaltmak önemli kazanımlar sunarken, ağır ve sıkışmış topraklarda ya da drenaj sorunu bulunan parsellerde ekim ve çıkış problemleri yaşanabilir. Taşlı, sığ veya eğimli arazilerde de yöntemin uygulanabilirliğini ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

Dolayısıyla Diyarbakır ve çevresinin iklim koşulları anıza ekimi anlamlı bir seçenek hâline getiriyor; ancak hangi arazide ne ölçüde yarar sağlayacağı, tarlanın özelliklerine ve uygulama biçimine bağlı.

URFA’DA UYGULAMA ALANI GENİŞLETİLİYOR

Bölgedeki somut örneklerden biri Şanlıurfa’da yürütülen çalışmalar. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü iş birliğinde başlatılan uygulamada, 2025 yılında Akçakale’de buğday hasadının ardından yaklaşık 10 dekarlık alana doğrudan mısır ekimi yapıldı. 2026 yılında ise uygulama alanı genişletildi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin açıklamasına göre bu yıl 45 dekar mısırın yanı sıra 20 dekar soya ve 5 dekar susam, toprak sürülmeden ve anız yakılmadan ekildi. Böylece toplam uygulama alanı 70 dekara ulaştı. Çalışmalarla hem üretim maliyetlerinin düşürülmesi hem de yöntemin farklı ürünlerdeki sonuçlarının izlenmesi amaçlanıyor.

Bu uygulamalar, anıza ekimin bölgede yalnızca teorik bir seçenek olmadığını gösteriyor. Bununla birlikte demonstrasyon alanlarındaki olumlu gelişmeler, yöntemin bütün ürünlerde ve tüm tarlalarda aynı verimi sağlayacağının kanıtı olarak değerlendirilmemeli. Verim, maliyet, yabancı ot mücadelesi ve toprak nemi bakımından sonuçların farklı koşullarda izlenmesi gerekiyor.

ASIL KAZANÇ, AYNI VERİMİ DAHA DÜŞÜK MALİYETLE ELDE ETMEK OLABİLİR

Anıza ekimin üretici açısından önemini yalnızca verim artışı üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Geleneksel yöntemde tarlanın önce sürülmesi, ardından kültivatörle işlenmesi gibi işlemler yakıt tüketimini ve iş gücü ihtiyacını artırıyor. Doğrudan ekim bu işlemleri azaltabildiği için, ürün verimi değişmese bile üretim maliyetlerinde düşüş sağlayabilir.

Burada önemli olan, tasarrufun doğru hesaplanması. Geleneksel yöntemde yapılan işlemlerin maliyeti ile doğrudan ekimde kullanılacak makinenin yakıtı, makine hizmet bedeli, yabancı ot mücadelesi ve diğer girdiler birlikte karşılaştırılmalı. Böylece yalnızca tarlaya yapılan harcama değil, hasat sonunda üreticinin elinde kalan net gelir de görülebilir.

Özellikle geniş arazilerde çalışan üreticiler için birkaç işlemin ortadan kalkması, sezon boyunca kayda değer bir maliyet avantajına dönüşebilir. Bu nedenle anıza ekimin başarısı, yalnızca “daha çok ürün” üzerinden değil, aynı üretimi daha az girdiyle gerçekleştirebilme ihtimali üzerinden de ölçülmeli.

DİYARBAKIR İÇİN SIRADAKİ ADIM: YEREL DENEMELER

Şanlıurfa’daki çalışmalar, Diyarbakır ve çevresindeki üreticiler için önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor. Ancak bölgedeki farklı toprak ve iklim koşulları dikkate alınarak Diyarbakır’da da karşılaştırmalı tarla denemelerine ihtiyaç var. Aynı ürünün, benzer koşullardaki tarlalarda geleneksel yöntem ve anıza doğrudan ekimle yetiştirilmesi; yakıt tüketimi, toplam üretim gideri, bitki çıkışı ve hasat veriminin birlikte ölçülmesi, üreticinin kararını somut verilere dayandırmasını sağlayabilir.

Bu denemeler, yalnızca ilk yılın sonucuyla sınırlı kalmamalı. Toprak nemi, organik madde, yabancı ot baskısı ve verimdeki değişim birkaç sezon boyunca izlenmeli. Doğrudan ekime geçişin gerektirdiği makineye erişim ve teknik destek de uygulamanın yaygınlaşmasında belirleyici olacak.

Güneydoğu Anadolu’nun kuraklıkla karşı karşıya olduğu bir dönemde anıza doğrudan ekim, hem toprağın korunması hem de üretim giderlerinin azaltılması bakımından değerlendirmeye değer bir yöntem. Bölgenin iklimi bu yönteme güçlü bir gerekçe sunuyor; fakat kalıcı başarı, her tarlanın koşullarına uygun uygulama ve güvenilir yerel verilerle mümkün olacak.

Çiftçi için asıl soru, anıza ekimin her koşulda daha fazla ürün verip vermeyeceği değil; toprağın nemini ve üretim gücünü korurken aynı ürünü daha düşük maliyetle yetiştirmenin mümkün olup olmadığı. Bu sorunun yanıtı, sahada yapılacak karşılaştırmalı çalışmalarla netleşecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ