ÖZEL HABER / Mehmet Rumet SOYLU – Veli BALTACI
Bir dönem sokaklarında makas seslerinin eksik olmadığı, her köşe başında bir terzi dükkanının bulunduğu Diyarbakır’da, bugün bu meslek neredeyse yok olma noktasına geldi. O terziler kuşağının yaşayan temsilcilerinden biri olan 72 yaşındaki Ferzende Gülyuva, 60 yılı aşkın meslek hayatıyla hem bir tanıklık, hem de direnç örneği sunuyor.
TERZİLİKTEN MAKİNE USTALIĞINA
Terzilik ve makine tamirciliğinin de bir sanat olduğunu söyleyen Ferzende Gülyuva, mesleğe nasıl başladığını şöyle anlattı:
“8 yaşımda terzilik işine başladım. 40 yıl boyunca Diyarbakır’da bay ve bayan terziliği yaptım. Zamanla dikiş makinelerine karşı da bir merakım başladığı için o mesleğe yöneldim. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle dikiş makinelerine olan ilgi azaldı. Bugüne kadar yüzlerce çırak yetiştirip iş yeri sahibi olmalarına önayak oldum. Hâlâ terzilik yapan çıraklarım var ama makine tamirciliğini devam ettiren kimse yok. Çocukluğumuzda bu mesleği Diyarbakır’daki Hristiyan komşularımız yapardı ve ben de onlardan çok şey öğrendim. Hep minnetle yâd ederim kendilerini.”
“YILLARCA SANAT VE MÜZİKLE UĞRAŞTIM”
Sadece terzilikle değil, müzikle de uzun yıllar uğraşan Gülyuva, hayatının önemli bir bölümünü sanatla iç içe geçirdiğini söyledi. Gülyuva, şöyle devam etti:
“Gençliğimde müzik ile de uğraştım. Diyarbakır’da binlerce düğününde bağlama çaldım. Müzisyenliği esas mesleğimden arda kalan zamanlarda yapıyordum. Şimdilerde bu makinecilik mesleğini icra eden 6-7 kişi kaldık Diyarbakır’da. Mesleğin bir şekilde gittikçe kaybolması insanı üzüyor. Aynı zamanda, terzilik ve dikiş işi için lazım olabilecek malzemeler de satıyorum. Bunun yanında makas ve bıçak bileme işi de yaparak geçimimi sağlıyorum.”