HABER-Mehmet TÜRK
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, kentlerin ve bölgenin çok dilli yapısına dikkat çekerek, Kürtçe, Zazaca, Süryanice ve Arapça başta olmak üzere bu topraklarda konuşulan dillerin yaşatılması çağrısında bulundu. Bucak, “Diller yaşarsa halklar yaşar; halklar eşit ve özgür yaşarsa barış kalıcı olur” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda halkların hafızasını, kültürünü ve yaşam biçimini taşıdığını belirtti.
“Bir şehrin dili, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. O dil, bir halkın hafızasıdır” diyen Bucak, anadilin insan yaşamındaki önemine dikkat çekti.

“BURASI DİLLERİN YAŞADIĞI COĞRAFYA”
Bölgenin tarihsel olarak çok dilli ve çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu belirten Bucak, Mardin’den Dersim’e, Diyarbakır’dan bölgenin diğer kentlerine kadar farklı dillerin yüzyıllardır bu coğrafyada yaşadığını ifade etti.
Bucak, açıklamasında, “Burası, Süryaninin Mardin sokaklarında Süryanice, Arap’ın Arapça konuştuğu; Dersim’de, Diyarbakır’da Zazacanın kulaklara değdiği bir coğrafyadır” ifadelerine yer verdi. Bu dillerin sonradan ortaya çıkmadığını vurgulayan Bucak, “Binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyor, bu toprakların hafızasını ve ruhunu taşıyor” dedi.
“BİR DİLİN YAŞAMASINDAN NEDEN KORULSUN”
Dillerin ülkenin eksikliği değil, kültürel zenginliği olduğunu belirten Bucak, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Binlerce yıllık köklere sahip bu diller, Türkiye’nin ve bu coğrafyanın eksikliği değildir. Tam tersine, en büyük zenginliğimiz, en güzel renklerimizdir. Bir dilin yaşamasından neden korkulsun? Bir halkın kendi diliyle konuşmasından neden tedirgin olunsun?”
Bucak, farklı dillerin yaşatılmasının yalnızca o dili konuşanların değil, toplumun tamamının ortak kazanımı olduğunu belirtti.
“YEREL YÖNETİMLERDE DİLLER YAŞATILMALI”
Yerel yönetimlerin halka en yakın yönetim birimleri olduğuna dikkat çeken Bucak, yurttaşlarla kendi dillerinde iletişim kurulmasının doğal ve gerekli olduğunu savundu.
Bucak, temel iletişimden gündelik hizmetlere, kamusal yaşamdan sosyal ve kültürel politikalara kadar farklı dillerin yönetim anlayışında yer bulması gerektiğini ifade ederek, bunun ayrıştırıcı değil, birleştirici olduğunu söyledi.
“İnsanın kendi diliyle görülmesi, duyulması ve anlaşılması, eşit yurttaşlığın en temel koşullarından biridir” diyen Bucak, dil hakkını doğrudan eşit yurttaşlık anlayışıyla ilişkilendirdi.
“TÜRKÇENİN VARLIĞI, DİĞER DİLLERİN YOK SAYILMASINI GEREKTİRMEZ”
Türkiye’nin resmî dilinin Türkçe olduğunu hatırlatan Bucak, bunun ülkede konuşulan diğer dillerin yok sayılması anlamına gelmemesi gerektiğini belirtti.
Bucak, “Türkçe bu ülkenin bir dilidir; Kürtçe, Zazaca, Süryanice, Arapça ve bu coğrafyada yaşayan diğer diller de bu ülkenin toplumsal, kültürel ve tarihsel zenginliğidir” ifadelerini kullandı.
Bir dilin yaşatılmasının başka bir dile karşı olmak anlamına gelmediğini belirten Bucak, “Bir dili yaşatmak, başka bir dili yok etmek değildir. Bir dili özgürleştirmek, diğerine düşmanlık değildir” dedi.
“İNKAR VE ASİMİLASYONU KABUL ETMEDİK, ETMİYORUZ^
Açıklamasında geçmişte uygulanan inkâr ve asimilasyon politikalarına da değinen Bucak, “Biz, yüz yıldır inkâr ve asimilasyona mahkûm edilmeyi kabul etmedik, etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Bucak, dillerin susturulmasına, kültürlerin görünmez hale getirilmesine ve halkların kendi kimlikleriyle yaşamasının engellenmesine karşı olduklarını belirterek, “Biz dillerin kardeşliğini savunuyoruz” dedi.
“BARIŞ, BİRBİRİNİN DİLİNİ SEVMEKLE BAŞLAR”
Açıklamasının önemli bölümünü barış vurgusuna ayıran Bucak, barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini belirtti.
Bucak, barışın birbirinin varlığını kabul etmek, acısını duymak, kültürüne, kimliğine ve diline saygı göstermek olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Barış, bir halkın dilini diğerine tehdit olarak görmemektir. Barış, bu topraklarda konuşulan her dili bu ülkenin ortak mirası olarak kabul etmektir. Barış, biraz da birbirinin dilini sevmekle başlar.”
Bucak, dillerin susturulmadığı, halkların birbirinden korkmadığı ve herkesin kendi diliyle özgürce konuşabildiği bir gelecek için mücadele ettiklerini belirtti.
Açıklamasını, “Diller yaşarsa halklar yaşar; halklar eşit ve özgür yaşarsa barış kalıcı olur” sözleriyle tamamlayan Bucak, eşitlik ve özgürlükten yana olanlarla bu yolu birlikte yürüyeceklerini ifade etti.


