ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK

Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Derkam köyünde yapılması planlanan GES projesine tepki gösteren Derkam Köyü Dayanışma Platformu, projenin tarım, mera, orman, hayvancılık ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılmasını istedi. Platform Sözcüsü Şeyhmus Dağhan, “Biz yenilenebilir enerjiye değil, yanlış yere GES yapılmasına karşıyız” dedi.

Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Derkam köyünde, yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali (GES) projesine karşı köy meydanında basın açıklaması gerçekleştirildi. Derkam Köyü Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen açıklamaya DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Lice Belediyesi Eşbaşkanı Dilek Diyar Özer, önceki dönem milletvekilleri, Amed Ekoloji Meclisi, Diyarbakır Barosu Çevre Komisyonu üyeleri ve köylüler katıldı.

Basın açıklamasını yapan Derkam Köyü Dayanışma Platformu Sözcüsü Şeyhmus Dağhan, mücadelelerinin yalnızca bir GES projesine karşı çıkmaktan ibaret olmadığını belirterek, Derkam’ın toprağını, meralarını, ormanlarını, tarımını, hayvancılığını ve doğal yaşamını korumak için bir araya geldiklerini söyledi.

“KALKINMAYA DEĞİL, DOĞANIN TAHRİP EDİLMESİNE KARŞIYIZ”

Derkam’ın tarihsel ve kültürel hafızasına dikkat çeken Dağhan, projenin bölge üzerindeki etkilerinin bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dağhan, “Biz yenilenebilir enerjiye karşı değiliz. Güneş enerjisinin geliştirilmesine de karşı değiliz. Ancak yenilenebilir enerji adı altında verimli tarım topraklarının, meraların, ormanların ve doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edilmesine karşıyız” dedi.

Diyarbakır’da, Ges Isyanı2

“Bir enerji kaynağının yenilenebilir olması, kurulacağı her alanın sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez” diyen Dağhan, mera ve tarım alanlarının kaybedilmesinin yalnızca arazi kaybı olmadığını belirterek, bunun hayvancılık ve üretim üzerinde de doğrudan sonuçlar yaratacağını söyledi.

“GES SADECE PANELLERDEN İBARET DEĞİL”

Projenin yalnızca güneş panellerinin kurulacağı alan üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dağhan, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, trafo merkezleri, şantiye alanları, hafriyat ve arazi düzenlemeleri ile güvenlik alanlarının da hesaba katılması gerektiğini söyledi. Dağhan, yetkililere şu soruları yöneltti:

GES’in kurulacağı alanın mevcut arazi kullanım niteliği nedir?

Proje alanında tarım arazisi, mera, orman veya doğal habitat bulunuyor mu?

Tarım ve hayvancılık üzerindeki etkiler bilimsel verilerle ortaya konuldu mu?

Hayvanların otlatma alanlarının daralması halinde oluşacak ekonomik kayıplar hesaplandı mı?

Yaban hayatı ve doğal habitat üzerindeki etkiler yeterince araştırıldı mı?

Enerji nakil hatları ve ulaşım yollarıyla birlikte toplam arazi kullanımı hesaplandı mı?

Projenin çevredeki diğer enerji projeleriyle oluşturacağı kümülatif etki değerlendirildi mi?

İnşaat faaliyetlerinin toprak yapısına etkileri ortaya konuldu mu?

Proje sonrasında alanın rehabilitasyonu için gerçekçi bir plan hazırlandı mı?

“MERALAR VE HAYVANCILIK GÖZ ARDI EDİLEMEZ”

Derkam’da hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını belirten Dağhan, bunun aynı zamanda köy yaşamının ve sosyal dokunun önemli bir parçası olduğunu söyledi. GES için mera veya hayvancılıkta kullanılan alanların devre dışı bırakılması halinde hayvanların nerede otlatılacağı ve hayvancılıkla geçinen yurttaşların ekonomik kayıplarının nasıl karşılanacağının yanıtlanmasını isteyen Dağhan, bu konuların genel ifadelerle geçiştirilemeyeceğini söyledi.

“TARIM TOPRAKLARI ENERJİ TESİSİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ”

Tarım arazilerinin enerji yatırımları için kullanılmasının gıda üretimi ve bölgesel ekonomi açısından sonuçlarının bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dağhan, proje alanındaki toprağın sınıfı, tarımsal üretim kapasitesi ve sulama durumunun açık biçimde ortaya konulmasını istedi. Orman ve doğal yaşam açısından da ayrıntılı inceleme talep eden Dağhan, proje nedeniyle kaç hektarlık alanın değişeceği, bitki örtüsünün ne ölçüde etkileneceği, habitat parçalanması yaşanıp yaşanmayacağı ve yaban hayvanlarının geçiş alanlarının nasıl korunacağının açıklanmasını istedi.

“HALK KARARLARIN DIŞINDA BIRAKILAMAZ”

Derkam halkının kendi yaşam alanıyla ilgili süreçlere dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Dağhan, projenin tüm belgelerinin kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde paylaşılmasını istedi. ÇED ve diğer izin süreçlerinde halkın görüşlerinin gerçek anlamda dikkate alınması gerektiğini belirten Dağhan, “Derkam halkı kendi yaşam alanıyla ilgili kararların dışında bırakılamaz” ifadelerini kullandı.

İstanbul'da Diyarbakır ürünleri sergilendi
İstanbul'da Diyarbakır ürünleri sergilendi
İçeriği Görüntüle

“BÜTÜN HUKUKİ YOLLARI KULLANACAĞIZ”

Proje sürecinde çevre mevzuatının gereklerinin yerine getirilmemesi, arazi niteliğinin eksik veya hatalı değerlendirilmesi, tarım ve mera alanlarının yeterince incelenmemesi, doğal yaşam ve yaban hayatı üzerindeki etkilerin araştırılmaması ya da halkın katılım hakkının gereği gibi sağlanmaması halinde hukuki mücadele başlatılacağı ifade edildi. Dağhan, gerekli durumlarda uzman ve bilim insanlarından teknik raporlar alacaklarını, bilirkişi incelemesi talep edeceklerini ve idari yargı yoluna başvuracaklarını söyledi.

Dağhan, “Çevresel etkileri yeterince ortaya konulmayan ve Derkam’ın yaşam alanını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyebilecek bir GES projesinin hayata geçirilmesini istemiyoruz” dedi.

“GÜNEŞ ENERJİSİ YENİLENEBİLİR, TOPRAK DEĞİL”

Yetkililere doğaya ve halka rağmen karar verilmemesi çağrısında bulunan Dağhan, yenilenebilir enerji yatırımlarının doğru alanlarda gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Dağhan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Güneş enerjisi yenilenebilir; ama toprak yenilenebilir değildir. Panel sökülür; ama yok edilen doğal yaşam kendiliğinden geri gelmez. Bir proje değiştirilebilir; ancak kaybedilen tarım toprağı ve mera kolayca geri getirilemez.”
Derkam’ın toprağının, meralarının, ormanlarının, tarımının, hayvancılığının ve doğal yaşamının korunmasını isteyen Dağhan, “Yanlış yere GES’e hayır! Derkam’ın yaşam hakkına evet.”

Muhabir: Mehmet TÜRK