ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU
Diyarbakır’da faaliyet gösteren Batı Hastanesi’nde görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tahir Sualp, özellikle son yıllarda toplumun korkulu rüyası haline gelen epilepsi ve demans hastalıkları hakkında Güneydoğu Ekspres’e özel açıklamalarda bulundu.
NÖROLOJİ GENİŞ BİR TIP ALANIDIR
Nörolojinin oldukça geniş bir tıp alanı olduğunu ifade eden Sualp, “Beyinden kaynaklanan hastalıkların yanı sıra, beyinden çıkarak tüm vücuda yayılan periferik sinirler ve kas hastalıkları da nörolojinin konusuna girer. Periferik sinirler yalnızca hareketi değil, aynı zamanda birçok organın çalışmasını da kontrol eder. Bu nedenle nörolojik hastalıklar, vücudun pek çok sistemini etkileyebilen geniş bir yelpazeye sahiptir” dedi.

EPİLEPSİ HASTALIĞININ NEDENLERİ?
Halk arasında “sara” olarak bilinen epilepsi hastalığının nedenlerine de değinen Sualp, şunları ifade etti:
“Epilepsi, beyin hücreleri arasındaki elektriksel iletişimin bozulması sonucu ortaya çıkan nöbetlerle seyreder. Bu durumu tetikleyen birçok faktör vardır. Örneğin kafa travmaları, ağır enfeksiyonlar, beyin tümörleri, beyin damar tıkanıklıkları ya da diğer yapısal beyin hasarları nöbete yol açabilir. Bazı durumlarda ise genetik yatkınlık söz konusudur. Her nöbet sırasında beynin bir süre oksijensiz kalabilmesi, beyin hücrelerine zarar verebilir.”

“EPİLEPSİ ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLÜYOR”
Epilepsinin çocuklarda da görülebileceğini vurgulayan Sualp, “Uygun ve düzenli tedaviyle nöbetler kontrol altına alınabilir ve bazı çocuklarda belirli bir süre sonra tamamen sonlanabilir. Ancak tüm ilaç tedavilerine rağmen nöbetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir. Bazı hastalarda nöbetleri azaltmak amacıyla beyne pil (nörostimülatör) takılması da uygulanabilmektedir” diye kaydetti.
EN SIK GÖRÜLEN NÖROLOJİK HASTALIKLARDAN BİRİ DE DEMANS
Sıkça karşılaşılan bir diğer nörolojik hastalığın ise demans (Alzheimer) olduğuna dikkat çeken Sualp, “Demans genellikle ileri yaşlarda görülür ve beyin hücrelerinin kaybına bağlı olarak beynin küçülmesiyle ortaya çıkar. Bunun sonucunda unutkanlık başlar. Zamanla davranış değişiklikleri, yer ve mekân karışıklığı, düşünme ve karar verme yetisinde azalma gibi belirtiler gelişebilir” diye konuştu.

“DEMANSI TAMAMEN ORTADAN KALDIRACAK BİR TEDAVİ YOK”
Günümüzde demansı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Sualp, şunları aktardı:
“Uygulanan tedaviler hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yöneliktir; tamamen durdurmak henüz mümkün değildir. Hastalığın hızlı ilerlemesine genetik faktörler, beyin damar tıkanıklıkları (özellikle küçük damar hastalıkları), sağlıksız beslenme, uyku düzensizliği, stres, hipertansiyon ve damar sertliği gibi etkenler katkıda bulunabilir.”

“BEYNİ AKTİVİTELERLE CANLI TUTMAK GEREK”
Demans hastalarının özenli bir bakıma ihtiyaç duyduğunu dile getiren Sualp, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Beyin aktivitelerini canlı tutmak büyük önem taşır. Hastayla düzenli iletişim kurmak, sohbet etmek, birlikte vakit geçirmek, yürüyüşler yapmak ve geçmişe dair anıları hatırlatacak etkinlikler planlamak hastalığın seyrinde olumlu katkı sağlayabilir.




