ÖZEL HABER-Mümin AĞCAKAYA
Tarihi Diyarbakır Surlarını tehdit eden, ilk bakışta göze çarpmayan ya da insanların kanıksadığı tehlike; Sur duvarlarının çatlaklarında oluşan otlaşma ve ağaçlanmadır.
Diyarbakır'da Surları bekleyen büyük tehlike: Otlaşmahttps://t.co/eDVMV6JDvT pic.twitter.com/Pogkm7HbXd
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 11, 2026
Surların çatlaklarında oluşan otlaşma ve ağaçlanma, kısa sürede dikkat çekmese de zamanla ciddi bir tehdit haline gelmektedir. Zamanında gerekli müdahale ve bakımının yapılmaması durumunda Surların temellerin kadar giden bu kökler ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Halkın yaygın deyimiyle, Surların ocağına incir ağacı dikmektedir.
Surları tehdit eden bu otlaşma ve ağaçlanma konusunda bir dönem Surların restorasyon çalışmalarına da katılan; Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi eski Başkanlığını da yapmış olan Yüksek Mimar Ferit Kahraman Güneydoğu Ekspres Gazetesine konuştu. Kahraman; zamanında gerekli bakımın yapılmaması durumunda gelecekte Surları bekleyen tehlikeye dikkat çekti ve ilgili kurumların bu konuda daha duyarlı olmaları gerektiğini söyledi.

OTLAŞMA NASIL OLUŞUYOR?
Bakımların zamanında yapılması durumunda maliyetlerin az olacağını, gecikmesi durumunda ise maliyetin daha fazla artmasıyla kalmayacağını, Surların geleceğini de tehlikeye düşüreceğinin altını çizen Yüksek Mimar Ferit Kahraman;
“Diyarbakır Surları yaklaşık 1600 yıllık geçmişiyle hala günümüzde de yakta duruyor.

Ancak ne yazık ki; birçok yapısal sorunla, karşılaştığı hasarlarla gözlerimizin önünde duruyor. Bu sorunlardan biri de bitkilenmedir. Bitkilenmeler sezonluk köksü ya da odunsu olabiliyor. Bunların bazıları kuşlar ve hayvanlar aracılığıyla, bazıları da rüzgar ve tozlar vasıtasıyla tohumların taşınarak duvar çatlaklarına yerleştiğini, zamanla geliştiğini ve büyüdüğünü görebiliyoruz. Bu gelişme başta basit ve yüzeysel bir görüntü arz ediyor gibi olsa da zaman içinde çok ciddi yapısal sorunlara sebep neden olmaktadır. Bu sorunların başında da köklerin büyümesi, zamanla duvarlar içerisinde ilerlemesi yapısal çatlaklara ya da duvarların şişmesine hatta düzlemden sapmasına sebep olmaktadır.

Aynı zamanda surların üst katmanlarında sıkça gördüğümüz bitkiler de zamanla büyüyerek, gelişiyor. Bunların kökleri de tutunduğu zeminde rutubet ve nem oranlarını arttırmaktadır. Bu durum da beraberinde bağlayıcı harçlara zararlar veriyor.
Böylece Surlardaki yapısal sorunlar zamanla ilerliyor ve halk dilinde; ‘Ocağıma incir ağacı diktin’ söylemindeki gibi, geri dönülmesi zor sorunlara yol açıyor. İncir ağacının köklerinin yapıların temellerine nasıl zarar verdiği bilinmektedir. Surlar gezildiğinde bedenlerin birçok yerinde incir ağacına rastlamak mümkün.

DÜZENLİ TAKİP EDİLMELİ
Bazı dönemlerde Sur’un restorasyon çalışmalarına katılan biri olarak da şunu ifade edebilirim. Bu köklerin ciddi anlamda derinlere kadar indiğini ve ciddi yapısal zararlar verdiğini tespit ettik ve birtakım müdahalelerde bulunduk.
Ancak; Venedik Tüzüğünün Uluslararası Koruma İlkeleri bağlamında baktığımızda, korumanın tarihi, kültürel miras ve mimari miras konumundaki yapıları koruma ve yaşatmanın en önemli yaklaşımlarından bir tanesi de; düzenli ve sürekli bakımlarının yapılmasıdır. Surların da sürekli ve düzenli bakımının yapılması ve takip edilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla bitkiler daha gelişip büyümeden, köklerin daha derinlere inmeden sökülerek gereken müdahaleler yapıldığında en azından ilerde oluşacak hasar düzeyi de azaltılmış olacaktır. Bu müdahaleler yapılırken basit kesme aletleri ya da testereyle keserek, oldubittiye getirilerek, basite kaçarak yapılacak işler değildir. Çünkü kökler iklim koşullarından da kaynaklı olarak nem ve rutubet onu beslediğinden kökler tekrar gelişip büyümeye devam etmektedir. Dolayısıyla bunun önüne geçebilmek için içlerinde nitelikli botanikçilerin de olduğu uzman gözetiminde birtakım önleyici tedbirlerin alınması gerekiyor.

TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN HASARLAR OLUŞABİLİR
Tarihi ve kültürel mirasımız olan Surların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için; bu konuda çağrımızı gerek kentteki yerel yönetimlere gerekse de Sur’ların himayesinde bulunduğu Kültür ve Turizm Bakanlığına; sürekli bakım ve onarım çalışmalarının, Surların korunması ve geleceği açısından taşıdığı önemi söylüyoruz.
Surların korunması için bakımlarının düzenli periyotlarla yapılması ve kültürel mirasın yaşatılması için gereklidir. Bu müdahaleler zamanında yapıldığı zaman bazen basit ölçekli olabiliyor. Böylece telafisi mümkün olabildiği gibi daha az masrafla olurken; kökler daha derine indiğinde onu ayrıştırmak, oradan sökmek ya da yarattığı tahribatı onarabilmek için çok büyük ölçekli müdahalelere ve daha fazla maliyete neden olabilmektedir.” Diye konuştu.

