HABER-Güneş OCAĞA
Eğitim Sen Amed Şubeleri, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla eğitim alanında yaşanan sorunları değerlendirmek ve çözüm önerilerini kamuoyuna sunmak amacıyla basın açıklaması yaptı. Hazırlanan raporu Amed Eğitim Sen 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Emine Nas Koreli okudu.
Koreli, eğitim alanının her bireyin evrensel değerlerle yetişebileceği, bilimsel bilgi, kültür ve sanatla buluşabileceği özgür ortamlar yaratması gerektiğini belirterek, mevcut eğitim sisteminin bu amacından uzaklaştığını söyledi.
Uygulanan neo-liberal ekonomi politikaları ve otoriterleşen yönetim mekanizmaları nedeniyle toplumsal demokrasi ve eşit yaşam imkanlarının zayıfladığını ifade eden Koreli, “Eşit ve adil bir yaşamı inşa etmenin en önemli aracı eşit ve adil bir eğitimden geçer. Oysa bugün tüm eşitsizliklerin eğitim yoluyla süreklileştiğini ve derinleştiğini takip ediyoruz” dedi.
“MÜFREDAT DEMOKRATİKLEŞTİRİLMELİ”
Eğitim sisteminde eşitlik ve adaletin sağlanmaması, sevgi ve barış dilinin oluşturulmaması halinde okullarda şiddet ve ötekileştirmenin devam edeceğini belirten Koreli, müfredatın da ötekileştirmeleri artıran ideolojik yapısından arındırılması gerektiğini söyledi. Koreli, müfredatın demokratikleştirilerek kapsayıcı ve eşitlikçi bir anlayışla yeniden oluşturulması gerektiğini vurguladı.
DİYARBAKIR’DA 477 BİN 237 ÖĞRENCİ EĞİTİM GÖRÜYOR
Diyarbakır’daki eğitim durumuna ilişkin verileri de paylaşan Koreli, Türkiye genelinde genç nüfus oranı düşme eğilimindeyken Diyarbakır’ın genç nüfus oranının en yüksek olduğu iller arasında yer aldığını belirtti. Kentte 477 bin 237 öğrencinin bulunduğunu ifade eden Koreli, derslik sayısında artış yaşansa da bunun genç nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini söyledi.
Merkez ilçeler arasında öğrenci yoğunluğu bakımından ciddi dengesizlik bulunduğunu belirten Koreli, bazı ilçelerde sınıf yoğunluğu ortalamasının 24 civarında olduğunu, bazı ilçelerde ve belirli okul türlerinde ise 40’a ulaştığını kaydetti. Kentteki nüfus hareketliliğinin okullaşma oranlarına aynı ölçüde yansımadığını belirten Koreli, bazı bölgelerde tek tip okulun bulunmasının da öğrenciler açısından tek bir okul türüne yönlendirme dayatması oluşturduğunu söyledi.
DEPREM SONRASI YIKILAN OKULLAR VE ORTAK BİNA SORUNU
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Diyarbakır’da ağır hasar nedeniyle 20 okulun, toplam 93 derslikle birlikte yıkıldığını belirten Koreli, resmi açıklamalara göre bugüne kadar yaklaşık 1.190 derslikten oluşan 70 yeni okulun tamamlandığını, 1.259 derslikten oluşan 70 okulun daha 2026 sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini ifade etti.
Ancak sahadaki tablonun farklı olduğuna dikkat çeken Koreli, 2025 yaz tatilinde 12 okulun daha riskli bulunarak boşaltıldığını söyledi. Koreli, bazı okulların eğitim faaliyetlerini başka okullarla aynı binada sürdürmek zorunda kaldığını belirterek şu örnekleri verdi:
Ali Emiri Ortaokulu’nun İnönü Ortaokulu ile aynı binayı kullanmaya devam edeceğini belirten Koreli, Vali Aydın Arslan Fen Lisesi’nin Sosyal Bilimler Lisesi’nde, Yenişehir Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Yolaltı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitimini sürdüreceğini aktardı.
Fatih Özdil Ortaokulu ile Yılmaz Allahverdi’nin de BİST YİBO ve Süleyman Demirel MTAL binalarında eğitim faaliyetlerine devam ettiğini belirten Koreli, Gazi İlköğretim Okulu ve Nazime Tatlıcı İlkokulu gibi bazı okulların ise yıkıldığını veya boşaltıldığını, öğrencilerin başka binalara taşındığını söyledi.
Yenişehir’de yıkılan Gazi Ortaokulu öğrencilerinin Yeni Diyarbakır Anadolu Lisesi’nde eğitim gördüğünü belirten Koreli, Feritköşk Mahallesi’nde ise 2015 yılında yıkılan okulun yerine halen yeni okul yapılmadığını ifade etti.
“DİYARBAKIR’DA 2 BİNİN ÜZERİNDE ÜCRETLİ ÖĞRETMEN VAR”
Diyarbakır’da halen 2 binin üzerinde ücretli öğretmenin görev yaptığını belirten Koreli, özellikle Oğlaklı gibi yeni yerleşim bölgelerinde ücretli öğretmen oranının daha yüksek olduğunu söyledi.
Ücretli öğretmenlerin sık değişmesinin eğitim kalitesini doğrudan etkilediğini belirten Koreli, kentte norm kadro fazlası bulunan okullarla öğretmen açığı bulunan okulların aynı anda varlığını sürdürdüğüne dikkat çekti.
Bazı okullarda norm kadro fazlası öğretmenler bulunurken, bazı okullarda öğretmen açığı nedeniyle derslerin boş geçtiğini veya ücretli öğretmenlerle doldurulmaya çalışıldığını ifade eden Koreli, sorunun temelinde yıllardır düzenli ve planlı bir öğretmen dağılımının yapılmamasının bulunduğunu söyledi.
Koreli, öğretmen ihtiyacı ile mevcut kadrolar arasında sağlıklı bir eşleştirme yapılması ve öğretmen dağılımının adil ve planlı biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
“ANADİLİNDE EĞİTİM HAKKI GÜVENCE ALTINA ALINMALI”
Barış ve demokratikleşmenin konuşulduğu bir dönemde anadilinde eğitim hakkının unutulmaması gerektiğini belirten Koreli, bu hakkın hukuki güvence altına alınması için gerekli hazırlıkların yapılması çağrısında bulundu.
Yakın coğrafyalardaki savaşlar nedeniyle göç etmek zorunda kalan çocukların eğitim hakkına erişimi için de gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade eden Koreli, Türkçe bilmeyen veya yetersiz bilen çocukların sınıflarda dersleri takip etmekte ciddi güçlük yaşadığını söyledi.
Bu çocukların kendilerini ifade edemedikleri için yetersizlik ve çaresizlik duygusu yaşayabildiğini belirten Koreli, akranları tarafından dışlanma, yalnızlaşma ve “öteki” olarak görülme hissinin de derinleştiğini kaydetti.
Ekonomik yetersizliklerin de tabloya eklenmesiyle birçok çocuğun eğitimden tamamen kopmak zorunda kaldığını belirten Koreli, “Anadilinde eğitim hakkı tanınmadığı sürece ne yerel halkın çocukları ne de savaş ve göç mağduru çocuklar için gerçek bir fırsat eşitliğinden söz edilebilir” dedi.
62 BİN ÖĞRENCİ TAŞIMALI EĞİTİMLE OKULA ULAŞIYOR
Diyarbakır’da yaklaşık 62 bin öğrencinin taşımalı eğitim kapsamında okula ulaştığını belirten Koreli, birçok okulda fiziki altyapı, hijyen ve güvenlik sorunlarının sürdüğünü ifade etti.
Veliler üzerindeki ekonomik yükün her geçen yıl arttığını belirten Koreli, okulların ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli bütçenin ayrılmadığını söyledi.
Temizlik, kırtasiye, bakım-onarım ve diğer temel ihtiyaçların okul yönetimleri ve velilerin üzerine bırakıldığını ifade eden Koreli, bunun anayasal eğitim hakkıyla bağdaşmadığını savundu.
Koreli, Anayasa’nın 42. maddesinde ilköğretimin devlet okullarında parasız olduğunun açıkça belirtildiğini hatırlatarak velilerden para toplanmasının ve okulların kendi imkanlarıyla ayakta tutulmaya çalışılmasının eğitim hakkı açısından sorun oluşturduğunu söyledi.
KIRSAL OKULLARDA UYGUNSUZ SINIF KULLANIMI
Hazro ve Çınar başta olmak üzere çevre ilçelerdeki kırsal mahalle ve köylerde eğitim binalarının da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Koreli, birleştirilmiş sınıf için inşa edilen binaların bugün beş sınıf olarak kullanıldığını söyledi.
Dört derslik ve bir okul öncesi sınıfının bulunduğu bazı binalarda kömürlük, lojman ve yatak odası gibi alanların sonradan sınıfa dönüştürüldüğünü belirten Koreli, bu mekânların eğitim-öğretim için uygun olmadığını ifade etti.
Kapıların birbirinin üzerine açıldığını, sınıfların aşırı kalabalık olduğunu ve öğretmenlerin oturabileceği ya da ders materyallerini koyabileceği temel alanların dahi bulunmadığını söyleyen Koreli, öğretmenlerin ders aralarında dinlenebilecekleri herhangi bir mekânın da olmadığını belirtti.
Bu koşullarda nitelikli eğitim yürütmenin mümkün olmadığını ifade etti.
“SINAV ODAKLI EĞİTİM ÖĞRENCİLERDE STRES VE KAYGIYI ARTIRIYOR”
Sınav merkezli eğitim sisteminin öğrenciler ve veliler açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirten Koreli, bir çocuğun geleceğinin tek bir sınav sonucuna göre belirlenmesinin ciddi stres ve kaygı yarattığını söyledi.
Sınavlara hazırlık sürecindeki stres ve kaygının zaman zaman yönetilebilir düzeyin üzerine çıkabildiğini belirten Koreli, sınavların eşit ve adil koşullarda yapılması, belirleyiciliğinin azaltılması ve öğrencilerin fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir süreç geçirmelerinin sağlanması gerektiğini ifade etti.
Eğitim planlamasının yalnızca merkezden yapılamayacağını belirten Koreli, yerel yönetimlerin ve yerellerin de planlama süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Sınav merkezli sistemin eğitimin piyasalaşmasını da derinleştirdiğini belirten Koreli, özel okulların desteklendiğini, dershanelerin adının değiştirilmesine rağmen “eğitim kursu” adı altında çok sayıda kursun faaliyet gösterdiğini söyledi.
Ekonomik imkanları bulunan ailelerin çocuklarını özel ders ve kurslara gönderebildiğini, ekonomik imkanları olmayan çocukların ise aynı sınava ve aynı başarı beklentisine tabi tutulduğunu belirten Koreli, bunun fırsat eşitsizliğini büyüttüğünü ifade etti.
ÖĞRENCİ YOKSULLUĞU VE BESLENME SORUNU
Raporda öğrenci yoksulluğu ve beslenme sorunu da önemli bir başlık olarak yer aldı.
Bir öğrencinin okula başlama giderinin yalnızca okul çantası ve temel ihtiyaçlar üzerinden hesaplandığında bile 5 bin ile 10 bin lira arasında olduğunu belirten Koreli, buna taşıma, okul forması ve dijital araçların da eklenmesiyle eğitim giderlerinin aile bütçesindeki yükünün daha da arttığını söyledi.
Diyarbakır’da öğrencilerin önemli bir bölümünün yoksulluk nedeniyle okula aç gittiğini ve aç döndüğünü belirten Koreli, kantin fiyatlarının yüksekliği nedeniyle birçok çocuğun gün boyunca yeterli beslenemediğini ifade etti. Koreli, “Her çocuğun en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek yeme hakkı vardır” dedi.
“MESEM ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR”
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasıyla binlerce öğrencinin okul yerine işyerlerine yönlendirildiğini belirten Koreli, bu sistemin çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını savundu. MESEM uygulamasının çocukların eğitim ve gelişim hakkını gasp ettiğini belirten Koreli, kentte bu kapsamda ciddi sayıda öğrencinin bulunduğunu ve denetimsizlik nedeniyle risklerin arttığını söyledi.
EĞİTİM SEN’İN 15 MADDELİK TALEBİ
Eğitim Sen Amed Şubeleri, raporun sonunda eğitim alanındaki sorunların çözümü için 15 maddelik talep açıkladı.
Sendikanın talepleri şöyle sıralandı:
Ortak bina kullanımı ve ikili eğitime son verilmesi. Sınıf mevcutlarının 30 öğrencinin altına indirilmesi. Tüm öğretmen açıklarının kadrolu atamalarla kapatılması; norm kadro fazlalığı ile öğretmen açığı arasındaki dengesizliğin adil ve planlı bir dağılımla giderilmesi.
Anadilinde eğitim hakkının hem yerel halk hem de savaş ve göç mağduru çocuklar için tanınması ve bu çocukların eğitimden kopmalarının önlenmesi.
Kırsal kesimdeki birleştirilmiş sınıf binalarının eğitim-öğretime uygun hale getirilmesi; kömürlük, lojman ve benzeri mekânların sınıf olarak kullanılmasına son verilmesi ve öğretmenlerin dinlenebileceği alanların oluşturulması.
Okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli bütçenin ayrılması ve okulların kendi sorunlarıyla baş başa bırakılmaması.
Sınav merkezli eğitim modelinden vazgeçilmesi, öğrenci merkezli ve yetenekleri destekleyen bir modele geçilmesi; eğitimin piyasalaşmasının ve merdiven altı kursların önüne geçilmesi.
Her öğrenciye en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlanması.
Tüm okullarda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman normunun oluşturulması ve öğrencilerin psikososyal desteğe erişiminin güvence altına alınması.
“NİTELİKLİ EĞİTİM HER ÇOCUĞUN HAKKI”
Açıklamasının sonunda Eğitim Sen olarak nitelikli, bilimsel, laik, demokratik ve anadilinde eğitimin her çocuğun hakkı olduğunu vurgulayan Koreli, bu hakların hayata geçirilmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.




