Vedat Işıkhan'dan en düşük emekli maaşı açıklaması 2026! En düşük emekli maaşı ne kadar olacak?
Vedat Işıkhan'dan en düşük emekli maaşı açıklaması 2026! En düşük emekli maaşı ne kadar olacak?
İçeriği Görüntüle

Vecdi ERBAY yazdı

Baştan belirtmekte fayda var: Bu yazı, bir kitabı tanıtmaya çalışacak. Ama söz konusu kitabın yazarı ile 30 yıla yakın bir dostluğum var. Bu nedenle, yazı öznel olsa da, yazara hitapta ilk adı tercih edildi. Başka türlüsü, yani okuru dostluğumuzdan uzak utmak ya da aldatmak niyetiyle yazarı soyadıyla çağırmak çok mümkün gelmedi bana. Bana kalsa yazı boyunca lakabı olan Kuri'yi kullanırdım ya, neyse.
"Kuri nasıl bir lakap?" dediğinizi duyar gibi oldum. Okuduğumda bende aynı tepkiyi vermiştim. O halde önce bu soruya cevap vereyim.

Kuri, şair, gazeteci, yazar ve dostluğundan onur duyduğum M. Ender Öndeş'in ilkgençlik yıllarındaki lakabı. Yıllarca Gündem gazetesinde birlikte çalıştık fakat Kuru'nun bozulmuş hali Kuri lakabından söz ettiğini hiç hatırlamıyorum. Belki dile düşerim korkusuyla bir sır gibi sakladı, belki de ilkgençlik yıllarını konuşmaya hiç vaktimiz olmadı. Vaktimiz olmamış olabilir, değil mi ki Gündem'de çalışıyorduk, hangi ara vakit bulup geçmiş günleri konuşacaktık. Üstelik hâlâ gençtik ve devrimci bir faaliyet yürütüyorduk.

1+1'den Bekir Avcı, "Ben Feride, Bu Benim Sesim" romanını konuşurken, söz Ender'in gençlik yıllarına, Manisa'daki Sazmahalle'ye geliyor. Ender, mahallede herkesin bir lakabının olduğunu söyleyince, Bekir Avcı, "Sizin lakabınız neydi?" diye yapıştırıyor soruyu. Peki, kuru anlamına gelen Kuri lakabına neden layık görülmüş Ender? Kendisinden dinleyelim: "Korkunç zayıf bir çocuktum. 47 kiloydum. Mermi isabet etmezdi bana, o derece zayıftım. Lâkap da oradan, 'kuru'dan geliyor. 'Mermi isabet etmez' derken mecaz değil. Son yakalandığımda iki yerimden yaralanmıştım, ama parkamın kenarlarında ve kapüşonunda en az beş-altı delik vardı. O kadar yani!"

DEVRİMCİ FAALİYET OLARAK EDEBİYAT

12 Eylül faşist darbesinden hemen önce tutuklanmıştır Ender ve 12 yıl hapis yatmıştır. Mahpusken yine devrimci bir eyleme kalkışmış, şiir yazmıştır ve Belge Yayınları'ndan çıkan ilk kitabı "İnce Yazılar" bu yılların ürünü olarak Ender'in tarihine geçmiştir.

Devrimcilik hayatın her alanındadır ve devrimciliğin bir diğer adı da dayanışmadır. Ender bunu bilir ve Özgür Gündem bombalandığında Kürtlerin yanında saf tutar. O gün bugündür, göçmen bir ailenin Manisa'da doğmuş "Kuri" oğlu olarak, adı defalarca değişen gazetenin emekçisi olmuştur. Gazetenin emekçilerinden Bayram Balcı geçtiğimiz günlerde vefat etti. Zekine Türkeri, Bayram'ı gazetenin ilk emeklisi olarak tarif etmişti ve Bayram, alelade bir emekli olmayacağını ifade etmiş, veda edinceye kadar çalışmaya devam etmişti. Gazeteden emekli olan başka kim vardı? Belki Hüseyin Aykol. Bir de M. Erdem Öndeş. Birkaç yıl önce emekli oldu Ender. Fakat emekli olunca o da Bayram gibi terk etmedi gazeteyi. Yazılar yazmaya devam ediyor ve gazeteye uğramayı ihmal etmiyor. Tek fark şu: Ender artık Kuri değil, yaşıyla ilgilidir muhtemelen, küçük bir göbeği bile var.

EDEBİYATA AYRILAN ZAMAN

Emekli olunca başkaca ne oldu Ender'in hayatında? Edebiyata daha çok zaman ayırdı, daha çok yazmaya ve yayımlamaya başladı. Şöyle demek de mümkün sanırım: Yıllardır hafızasından kitap sayfalarına taşmayı bekleyen hikâyeler, şiir, öykü ve roman olarak peşpeşe gelmeye başladı. Şiirleri Öteki Yayınevi'nden çıktı. Öykü ve romanları ise Dipnot Yayınlarından çıkıyor Ender'in. Yeni romanı "Kubur" yakın zamanda raflardaki yerini alacak.

ARİF MOSTARLI ADLI TARİH YAZICISI

Ama bu yazıda Ender'in başka bir kitabından, "Tarihin Belleği"nden (Luvi Yay.) söz etmek istiyorum. "Tarihin Belleği" Ender'in Arif Mostarlı müstear adıyla yazdığı gazete yazılarını bir araya getiriyor. "Arif Mostarlı kim?" diye sormuştum kendi kendime. İsim tanıdık değildi, Mostarlı alışıldık bir soyisim değildi. Ama en başta yazarın üslubu kendisini ele veriyordu. Bu, Ender'den başkası olamazdı. "Tarihin Belleği"nin önsözünde bu isimle ilgili şunları söylüyor Ender: "Gazetedeki 'tarih' yazılarım, uzun bir süre kendi ismimle yayınlandıktan sonra, diğer köşe yazılarımla karışmaması için müstear isim olarak Arif Mostarlı'yı 'icat' ettim ve bugüne kadar öyle yürüyüp geldi. Kimse merak etmiyordur muhakkak ama bilinmesinde de sakınca yok: Arif, rahmetli babamın adıdır; annem de Saraybosna'nın Mostar ilindendir. Böyle bir karışım işte."

İZ BIRAKANLARIN HİKAYELERİ

Gazete yazılarının kitap olarak yayımlanması, bir dönem modaydı neredeyse. Hatırlayanlar vardır, yayıncılar azıcık popüler olan gazetecilerin köşe yazılarını derleyerek yayımlıyor ve bu kitaplardan ekonomik zarar da görmüyorlardı. Dönem değişti ve son yıllarda yayıncılar pek yanışmıyor bu türden derleme kitaplara. Bu ilgisizliğin nedeni, gazetede yayımlanan her habere, yazıya internet sayesinde kolay ulaşmanın olanaklarıyla ilgili olabilir, bilemem. Belki de köşe yazılarındaki ahkam, okuyucunun ilgisini çekmiyor artık.

"Tarihin Belleği" farklı bir kitap. Öncelikle ahkam kesmiyor. Konu ettiği insanın hikayesini toplumsal ve siyasal ortamla birlikte ele alıyor. Toplumsal mücadele tarihinde iz bırakan insanların portresini edebi bir lezzetle hazırlayıp sunuyor. Çok bilinenler de vardır aralarında ama esas olarak çok bilinenlerin gölgesinde kalmış gizli kahramanları dert etmiş öyküler toplamı da diyebiliriz "Tarihin Belleği" içinde ismi geçenler için.

Yazılarına konu ettiği isimlerle ilgili şunları söylüyor Ender: "Mostarlı yazılarının baştan beri temel bir ilkesi var. Yazılar, toplumsal mücadeleler tarihinin çok bilinen olayları ve karakterlerine değil, daha gölgede kalan ya da en azından bizim coğrafyamızda az bilinen yanlarına odaklanıyor."

Bu düşünceyle tarihin belleğinde yolculuğa çıkan Ender, okuyucuyu dünyanın birçok durağına götürüyor. Afrika'ya, Latin Amerika'ya, Ortadoğu'ya, Avrupa'ya... Her durakta enteresan ve güçlü karakterlerle karşılaşıyoruz. Sonları trajik de olsa, toplumsal mücadeleler tarihine katkılarından dolayı, hafızamıza saygıyla kazınıyorlar. Ender'in kaleminin, anlatım gücünün bunda etkisi vardır.

Her metin, gerçek olana odaklanan belgeselin unsurlarını taşıyor. Ancak bu metinlere devrimci bir edebiyatçının elinin değdiği de güçlü olarak hissettiriyor kendisini. Ender taraftır bu yazılarda ama yazdıklarında hilaf yoktur. Didaktik değildir ve gerçek olanı aktarırken karakterin barındırdığı şiirsel olanı ortaya çıkarır. Çok az bildiğimiz isimler, öyküleriyle hafızamdaki yerini alıyor.

Yukarıda köşe yazılarının kitaplaştırılması döneminin bittiğini söylemiştim. "Tarihin Belleği" için köşe yazısı demek abesle iştigal olur sanki. Gazetede bir sütuna sığdırılan ve "Tarihin Belleği" başlığı altında bize sunulan, toplumsal mücadeleye yön vermiş gerçek insanların hikayeleridir ve bu nedenle kıymetlidir.
Ender, kitapla ilgili, haklı olarak şöyle diyor: "Bu çabanın son süreçte sanal medyanın da etkisiyle sığlaşan tarih bilincinin canlanmasına bir nebze katkısı olursa eğer, mutlu olurum. Tarih, bizi güçlendirir çünkü; doğru okursak eğer ve sadece kaba özetlere değil detaylara da bakabilirsek..."

Detaylara bakmak ilgi, sabır ve maharet ister. Ve sanki hayatın, yaşadığımız günlerin gizemi de detaylarda. "Tarihin Belleği" detaya giden yolu gösteriyor.

Muhabir: Vecdi ERBAY