2011 yılında Amed Film Günleri olarak yola çıktıklarını belirten Aksoy, ilk etkinliklerinin Cigerxwîn Kültür Merkezi ile Peyas Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlendiğini hatırlattı. 2016 sonrası kayyım atamaları nedeniyle festival çalışmalarının sekteye uğradığını anımsatan Aksoy, bu yıl 10'uncu kez izleyiciyle buluşacaklarını belirterek, festivalin umut veren, geleceğe dönük ve giderek daha fazla kurumsallaşan bir festivale dönüştüğünü söyledi.
'GEÇMİŞ İLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ KURULUYOR'
Festivalin kültürel hafızanın korunmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getiren Aksoy, "Kişisel hafıza, bir film ya da sanat üretimi aracılığıyla kültürel hafızaya dönüşüyor. FilmAmed, bu üretimlerin seyirciyle buluşmasını sağlıyor. Böylece muhalif sinemacıların kendilerini ifade edebildikleri önemli bir alana dönüşüyor. Bu durum hem ulaştığımız seyirci hem de festivale katılan sinemacılar açısından büyük önem taşıyor” dedi.
'TOPLUMSAL HAFIZANIN TAŞIYICISI'
Kürt sineması ve belgesel üretimlerinde toplumsal hafızanın belirleyici olduğunu vurgulayan Aksoy, festivallerin bireysel çabaları kolektif bir hafıza mücadelesine dönüştürdüğünün altını çizdi. Aksoy, "Hakikat arayışından gerçeğin görünür kılınmasına, kalıcılaşmasına ve unutulmamasına kadar sanatçının verdiği bireysel mücadele festivaller aracılığıyla toplumsallaşıyor. Film üretenlerle festivallerde bir araya gelen sinemacılar, dil, kültür, toplumsal sorunlar ve hak ihlalleri üzerine ortak bir üretim ve tartışma zemini oluşturuyor. FilmAmed, bu hafızanın köprüsünü hem Kürdistan'da hem de Türkiye'de kuruyor" diye belirtti.
Batıda düzenlenen Documentary festivalleri ile birlikte FilmAmed'in uzun yıllardır varlığını sürdürebilen az sayıdaki festivalden biri olduğuna dikkati çeken Aksoy, "FilmAmed'in dört parça Kürdistan, Türkiye ve uluslararası katılımla kişisel hafızayı kolektif hafızaya dönüştürme görevini yerine getirdiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.
'CEVİZ AĞACININ NÖBETİNDEYİZ'
Festivalin sloganının şair Goran Haco'nun dizelerinden ilham aldığını belirten Aksoy, sloganın uzun yıllardır sürdürülen var olma mücadelesini simgelediğini dile getirdi. Aksoy, şöyle devam etti: "Burada olmak, ceviz ağacının nöbetinde olmak; burada büyümek, burada filizlenmek demektir. Bizler kurumlarımızın varlığının sürdürülmesi için mücadele eden insanlarız. Birçok zorluğu birlikte yaşadık. Tıpkı ceviz ağacının nöbetini tutar gibi kurumlarımızın nöbetini tuttuk. 10’uncu festivale ulaşmanın duygusuyla bu sloganı belirledik. Bu dizeler birçok sanatçıya ve mücadele eden insana ilham verdi. Büyümeyi, gelişmeyi ve yeniden inşa etmeyi anlatıyor. İçinden geçtiğimiz barış ve demokratik toplum tartışmalarıyla birlikte demokratikleşme ve varlığını sürdürme iradesini de ifade ediyor. Bu nedenle slogan bizim için güçlü bir anlam taşıyor.
BAŞVURULAR 20 TEMMUZ'DA SON BULUYOR
Festival kapsamında film ve proje başvuruları FilmAmed.org üzerinden kabul ediliyor. 12 Haziran'da başlayan başvurular, 20 Temmuz'da sona erecek. Üç projeye teknik, yapım ve prodüksiyon desteği sağlanacak. Filmler için çeşitli tematik ödüller verilecek. Festivalin programı panel, seminer ve atölyelerle zenginleştirildi. 10’uncu yıl programımız oldukça kapsamlı olacak. Genç sinemacılar, sinemaseverler ve halkımızla birlikte bu heyecanı paylaşmak istiyoruz. Başta Amed olmak üzere çevre illerde yaşayan tüm genç sinemaseverleri festivalimizi birlikte kutlamaya davet ediyoruz."




