Eskiden tüccarların konakladığı, develerin bağlandığı bu muazzam kervansaray, bugün kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği kültürel ve sosyal bir cazibe merkezidir.
Gazi Caddesi üzerindeki ihtişamlı ana giriş. 1573 yılında Vezirzade Hasan Paşa tarafından yaptırılan bu anıtsal kapı, asırlardır Diyarbakır’ın ticaret hayatını kucaklamaya devam ediyor.
Yapının dış cephesinde kullanılan bazalt ve kalker taşlarının uyumu. Siyah ve beyaz taşların yatay dizilimi, mimari açıdan hana hem estetik bir derinlik katıyor hem de olduğundan daha uzun görünmesini sağlıyor.
İki katlı hanın dikdörtgen planlı avlusu ve ortasında yer alan altı sütunlu, kubbeli şadırvan. Ziyaretçilerin soluklanıp kahvelerini yudumladığı en popüler nokta.
Eskiden tüccarların depoları olan zemin kat odaları, bugün yöresel el sanatları, gümüş takılar ve hediyelik eşya dükkânlarına ev sahipliği yapıyor.
Osmanlı han mimarisinin klasik izlerini taşıyan üst kat revakları. Sivri kemerli pencereler ve tonozlu tavanlar, fotoğraf tutkunlarının gözdesi konumunda.
Hasan Paşa Hanı, bugün sadece tarihi bir yapı değil; yöresel Diyarbakır kahvaltısının sunulduğu, coşkulu kalabalıkların buluştuğu sosyal bir yaşam alanı.
Dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin Diyarbakır surlarından sonra ilk duraklarından biri olan han, her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçilerle dolup taşıyor.