Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa sınırında yer alan 1957 rakımlı sönmüş yanardağ Karacadağ'ın eteklerindeki geniş alana yayılan bazalt taşlı araziye sahip yaylalar ve meralar bölgede yaşayan küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin yanı sıra her yıl sürüleriyle gelen çok sayıda besiciye de ev sahipliği yapıyor.
Karacadağ'da son yıllarda yağış azlığı ve küresel kuraklıktan etkilenerek kuruma noktasına gelen otlaklar ve çekilen su kaynakları nedeniyle bölgeyi tercih eden besicilerden bazıları yayla sezonunu erken kapatarak kışlaklara dönerken, kimileri ise hayvanlarına verimli otlak bulmak amacıyla sürüleriyle farklı illerin yolunu tutuyordu.
Kuraklıktan etkilenen sürülerin geçen yıl su ihtiyacı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince tankerlerle taşınan suyla karşılandı.
Bu yıl kış aylarında beklenenin üzerinde düşen kar ve mart ayında etkili olan yağmur sayesinde yayla ve meralarda doğa erken canlandı, otlar yeşerdi, su kaynakları doldu.
Bereketli bir sezon geçireceğine inanan ve yüzleri gülen besiciler, bu yıl yaylaya erken gitmeyi ve geç dönmeyi planlıyor.
Karacadağ bölgesinde küçükbaş hayvancılık yapan Sedat Yıldız, son yıllarda yaşanan kuraklığın bölgedeki besicileri çok etkilediğini söyledi.
Yıldız, “Son 2-3 yıldır neredeyse ne kar ne de yağmur yağdı. Ot yoktu, su yoktu, kuraklık bizi etkiliyordu. Bundan dolayı birçok akrabamız ve komşumuz hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı.
Allah'a çok şükür bu sene bol kar yağdı. Bayramdan sonra yaylaya çıkacağız. Kasım ayının 20'sine kadar eve dönmeyiz.
Normalde gittiğimizde 2-3 ay kalıyorduk. İnşallah bu yıl bolluk, bereket olur."”dedi.
Kuraklığın yaylaya gidiş ve dönüş sürelerini de etkilediğini dile getiren Yıldız, ot ve su sıkıntısı yaşadıkları yıllarda yayladan erken dönüp, hayvanları yem ile beslemek zorunda kaldıklarını belirtti.