ANALİZ-Mehmet TÜRK
Amedspor’un maç sonrası yayımladığı kutlama mesajı, hem Kürtçe hem Türkçe ifadelerle milli takıma başarı dileklerini içeriyordu. Bu mesajın böylesine sert tepkilerle karşılanması, üzerinde durulması gereken asıl meseleyi ortaya çıkardı; Futbol gerçekten hala birleştirici bir güç mü, yoksa toplumdaki fay hatlarının yansıdığı bir alan mı?

Tepkilerin bu denli büyümesi, meselenin sporla açıklanamayacağını açıkça gösteriyor.
Amedspor bugün Trendyol 1. Lig’de şampiyonluk mücadelesi verirken, sahadaki performansıyla konuşulması gereken bir takım. Ligin bitimine haftalar kalmışken, böylesi bir dönemde kulübün bu şekilde hedef haline getirilmesi yalnızca sportif başarıya zarar verir. Eleştirinin zamanı da vardır, zemini de. Bu eleştirilerin ne zaman ve nasıl yapıldığı, niyet hakkında çok şey söyler.
Futbol, doğası gereği rekabet barındırır ama düşmanlık değil. Tribünler coşkuyla dolar ama nefretle değil.
Amedspor üzerinden yürütülen bu tartışma, sporun dışına taşan bir gerilimin yansımasıdır. Oysa tam da böyle anlarda futbolun birleştirici gücüne daha fazla ihtiyaç vardır.

Amedspor, buraya kolay gelmedi. Yıllarca ötekileştirilen, gittiği her deplasmanda küfür ve ırkçı söylemlere hatta fiziki saldırılara maruz kalmış. Ancak buna rağmen mücadele ruhundan, sportmenlikten asla ödün vermeyerek Süper Lig kapısına kadar dayanmıştır.
Şimdi bu başarıya gölge düşürmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bir kulüp, farklı kimlikleri temsil edebilir; bu, sporun zenginliğidir, zayıflığı değil. Amedspor’un varlığı ve mücadelesi, sadece bir takımın hikayesi değil, aynı zamanda farklılıkların sahada buluşabildiğinin de göstergesidir. Bu hikayeyi tartışmalarla gölgelemek yerine anlamaya çalışmak, futbol kültürünü ileri taşır.

Amedspor teknik direktörü Mesut Bakkal’ın da dün yaptığımız söyleşide tam dediği buydu; Gelen birlikte bu hikayeyi yazalım.
Bugün yapılması gereken şey çok basit: Sahaya bakmak. Topun peşinden koşan oyunculara, verilen emeğe, kurulan hayallere odaklanmak. Çünkü futbol, en güzel haliyle sahada oynanır. Onu kirleten ise saha dışındaki anlamsız çekişmelerdir.
Amedspor’a yönelik bu sert ve zamanlaması manidar eleştiriler, ne futbola katkı sağlar ne de toplumsal barışa. Aksine, ayrışmayı derinleştirir. Oysa bu ülkenin hem başarı hikayelerine hem barışa hem de ortak sevinçlere ihtiyacı var.

Belki de asıl soru şu: Biz futbolu gerçekten seviyor muyuz, yoksa onu sadece kendi bakış açımızı dayatmanın bir aracı olarak mı kullanıyoruz?
Devam eden bir kardeşleşme süreci var. Siyasi aktörler bu konuda çok hassas davranıyor ve ince eleyip sık dokuyarak topluma mesaj verirken, Amedspor’un tebrik ve kutlama mesajını da bu sürece destek olarak görmek en güzeli olacak…




