Kürt meselesinin barışçıl çözümü için adım atılmalı

Diyarbakır Barosu, yeni adli yıl açılışına ilişkin Diyarbakır adliye binası önünde basın açılması yaptı. Açıklamaya Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar cübbeleriyle katıldı. Açıklamayı okuyan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, bu yılki adli yılı iki yıldır dünyayı etkisi altına alan, can kayıplarına ve hayatın her alanında önemli kısıtlamalara sebep olan pandemi koşullarında karşıladıklarını söyledi. Eren, ayrımcılık-nefret söylemlerinin tetiklediği ırkçı saldırıların olduğu, yaşam hakkı ihlallerinin yaşandığı, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığı, ağırlaşan yargısal ve mesleki sorunlarla yeni adli yıla girdiklerini söyledi.

Eren, 2015 yılında silahlı saldırı sonucu katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi cinayetine ve bu cinayete ilişkin yargı sürecine de değindi. Elçi cinayetinin hâlâ aydınlatılmadığını hatırlatan Eren, “Uzun ve eksik bir soruşturma sürecinden sonra her ne kadar dosya bir iddianame ile davaya dönüştürülmüş ise de, soruşturmanın ne denli eksik ve manipüle edilerek yürütüldüğü, son celsede alınan tanık ifadeleri ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeni adli yılda etkin bir kovuşturma ile faillerin tespiti ve cezalandırılması için Diyarbakır Barosu olarak hukuk mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

“HUKUKUN TEMEL VE EVRENSEL KURALLARI YOK SAYILIYOR”

Son yıllarda ülkede yaşanan gelişmelerle birlikte, hukuk güvenliğinin kaygı verici boyutlara ulaştığını ifade eden Eren, “Yargı bağımsızlığı başta olmak üzere adil yargılanma hakkı gibi hukukun temel ve evrensel kuralları adeta yok sayılmıştır. Darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile başlayan temel haklar alanındaki sınırlamalar, lekelenmeme hakkı ihlal edilerek yapılan ihraçlar, demokratik kitle örgütlerinin, basın-yayın organlarının ve derneklerin kapatılması, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyım atamalarının yapılması, dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekillerinin tutuklanması zaten kırılgan olan demokratik sisteme ve bu sistemin işleyişine ciddi zararlar vermiştir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen yargıya düşen sorumluluk ise tüm yurttaşların adil şekilde yargılanması; yurttaşlara karşı suç işleyen devlet görevlilerinin de etkili şekilde soruşturularak yargılanmalarını sağlamaktır” dedi.

Eren açıklamasının devamında ülkede yaşanan çatışmalar ve yaşanan can kayıplarına da değindi. 40 yıla yaklaşan çatışmalar sebebiyle 40 binden fazla insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Eren, 2013 yılında toplumsal destekle başlatılan çözüm sürecinde çatışmalar ve can kayıplarının önemli oranda son bulduğunu, hak ihlallerinin gerilediğini, ifade özgürlüğünün alanı genişlediği ve toplumda önemli oranda refah seviyesinin yükseldiğini hatırlattı. Ülkenin en önemli sorununun Kürt meselesinde yaşanan çözümsüzlük olduğunu ifade eden Eren, “Kürt meselesinde çözümün konuşulduğu dönemlerde toplumsal barışın zemini genişlerken, çatışmaların olduğu dönemlerde çatışmalardan siyaset devşiren kişi ve kurumların da körüklemesiyle toplumsal kutuplaşma derinleşmektedir. Nitekim son dönemde batı illerinde yükselen nefret söylemi ve artan ırkçı saldırılar bu tehlikenin geldiği endişe verici boyutu bir kez daha gözler önüne sermiştir” dedi.

“ÇÖZÜM İÇİN SORUMLULUK ALMAYA HAZIRIZ”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a yaptığı ziyarette Kürt meselesinde “2005 yılında nerede duruyorsa bugün de o noktada durduğunu” ifade ettiğini belirten Eren, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün yeniden o noktada durduğunu söylemesi ve Çözüm Süreci’ne ilişkin değerlendirmeleri, sorunun yeniden barışçıl çözümüne yönelik toplumsal beklentileri de arttırdığını hep birlikte görüyor, gözlemliyoruz. Diyarbakır Barosu olarak; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çözüm Süreci’ne yönelik değerlendirmelerini ve 2005’teki konumunun altını çizen açıklamalarına dikkat çekiyor ve bu niyetin somut adımlarla hayatımıza yansımalarını görmek istiyoruz. Bu vesileyle ülkenin en can yakıcı sorunu olan Kürt Meselesinin demokratik zeminde barışçıl çözümü için gereken adımların atılmasını talep ediyor, sorunun çözümü için gerekli olan yasal ve toplumsal hazırlık sürecinde her türlü sorumluluğu almaya ve katkı sunmaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol