Şubata kadar ilaç yokluğu daha da artabilir

Türkiye’de her yıl yeni ilaç fiyatlandırma döneminde yaşanan ilaç arzı sorunu, bu yıl artan döviz kurunun da etkisiyle ‘kriz’ boyutuna ulaştı. 

Hammadde başta olmak üzere belli alanlarda tamamen dışa bağımlı olan ilaç sanayi, artan döviz fiyatlarıyla ithal ilaçların eczane raflarından giderek yok olmasına yol açtı.   

Toplamda 7 bin farklı ilacın olduğu Türkiye'de eczaneler ağırlıklı olarak bin 300 civarındaki ilacın sürekli satışını yaparken, şu anda piyasada bulunmayan ilaç sayısı bini aşmış durumda. 

Ankara Eczacı Odası Genel Sekreteri Ali Fuat Gül, ilaç krizindeki temel sorunun aslında kur artışlarından öte ilaç hammaddesinde Türkiye’nin dışa bağımlılığı olduğunu söyledi. 

İlaç kutularından içeriğine neredeyse bütün ilaçların hammaddesinin ithal edildiğine dikkat çeken Gül “İlaçta bizim en büyük sıkıntımız dışa bağımlılık. Yerli ve milli ilaç politikamız çok gerilerde kalmış duruma. Alternatif yok, jenerik yok; sadece dışa bağımlılık var. Türkiye’de ilaç hammadde üretimi yok, bu anlamda bakıldığında ilaçta neredeyse tamamen dışa bağımlı bir ülkeyiz. Bu sorunun da kısa vadede çözümü yok. Bugün hammadde üretmeye başlasak en az 10 yıl sonra düze çıkabiliriz” dedi.

Ali Fuat Gül, ilaç krizinin öne geçmek için ise kısa vadede, “İlaç fiyat güncellemesinin yıl içine yayılarak yapılması gerekiyor. Yani yıl içerisinde tek seferde değil de üç veya dört kez fiyat güncellemesi yapılırsa senenin belli döneminde ilaç yokluğuyla karşılaşmanın önüne geçebiliriz" önerisinde bulundu.

‘ŞUBAT AYINA KADAR İLAÇ YOKLUĞU DAHA DA ARTABİLİR’

Şu anda piyasada binin üzerinde ilacın bulunmadığına dikkat çekerek, bu durumun eczacılarla ilgisi olmadığını belirten Ankara Eczacı Odası Genel Sekreteri Gül, “Pandemi öncesi ilaç yokluğu yüzde 4 seviyesindeydi, pandemi döneminde bu oran yüzde 8’e çıktı, şu anda da bu oran yüzde 20’lerin üstüne çıkmış durumda. İlaç yokluğuna 657 kalemle başladık, şu anda bu yokluk binin üzerine çıktı. Şubat ayındaki anlaşmaya kadar bu sayı daha da artabilir. Bu yokun önüne hiçbir şekilde geçemiyoruz. Git gide de artıyor” ifadelerini kullandı.

Gül, eczacıların ilaçları stoklamadığını, ilaç firmalarının kur farkından dolayı ilaç temini yapmadığını ve şubat ayını beklediklerini kaydetti. 

Sağlık Bakanlığı’nın İlaç Takip Sistemi üzerinden ilacın üretim aşamasından hastaya ulaştığı ana kadar görebildiğine dikkat çeken Gül, Bakanlığın tek takip sistemi olan bu sistemin de sağlıklı çalışmadığını ifade etti. 

Bir kısım üretici firmanın şubat ayında gelecek zam öncesi bazı ilaçlarda üretimi yavaşlattığını anlatan Ali Fuat Gül, Bakanlığın bu firmalara müdahale etmesi gerektiğine işaret etti.

‘YAPILACAK EN YÜKSEK ZAM ORANI YÜZDE 38’

Şubat ayında ilaçlara geleceği iddia edilen yüzde 120 zammın da gerçekçi olmadığını, Sağlık Bakanlığı’nın her yıl şubat ayında bir önceki yılın Euro ortalamasını aldığını ifade eden Ankara Eczacı Odası Genel Sekreteri Gül, yapılacak en yüksek zam oranını ise şu sözlerle açıkladı: “Geçen sene kur 4,57 idi ve yüzde 20 gibi bir zam yapılmıştı ilaç fiyatlarına. Mesela bir önceki yıl zam oranı yüzde 12 civarındaydı. Bu yıl da en fazla yüzde 38 yapılabilir. Daha yüksek bir zam mümkün değil.

Türkiye’nin acilen yerli politikalara önem vermesi gerekiyor. Böyle giderse ilaç sanayinde Afrika ülkeleri kadar geri kalmış olacağız. 

Hastanelerde kullanılan gazlı bezler, enjektörler gibi medikal malzemelerde de sorunlar yaşanıyor. Bu gidişle yakında enjektör bile bulamayacağız. Enjektör üretimi biz de var ama hammaddesi yurtdışından geliyor.

Özellikle hammadde sorununun çözülmesi gerekiyor. İşte o zaman ilaç sanayide bağımsız olunabilir ve ilaç krizleriyle karşılaşılmaz." (DUVAR)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol