Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, "Artık yeter Gülistan'ı istiyoruz" şiarıyla İstanbul Kadıköy'de bulunan Süreyya Operası önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, "Gülistan Doku'yu İstiyoruz! Artık Yeter" pankartının açıldığı açıklamada "Korucular gömdü, bilişim uzmanı telefon kayıtlarını sildi, doktor hastane kayıtlarını sildi, dalgıçlar hedef şaşırttı", "Gülistan li ku ye?", "Kadın cinayetleri politiktir" yazılı dövizler taşındı. Sık sık "Katledilen kadınlar isyanımızdır", "Gülistan Doku isyanımızdır", "Katillerden hesabı kadınlar soracak", "İntihar değil bu bir cinayet" ve "Gülistan'tandan Rojin'e isyandayız" sloganlarının atıldığı açıklamada basın metnini komisyon adına Şeymanur Çoban okudu.

Şeymanur Çoban, altı yılı aşkın süredir “Gülistan Doku nerede?” diye sormaktan vazgeçmediklerini vurgulayarak, “Gülistan'ın kaybedildiği ilk günden itibaren dosyası, ‘intihar etti’ denilerek kapatılmak istendi. Arama çalışmaları bilinçli biçimde baraja yönlendirildi. Kamuoyunda intihar algısı yaratmak amacıyla Gülistan'ın ‘psikolojik baskı altında olduğuna’ dair bir not bulunduğu öne sürüldü. Böylece soruşturmanın gerçek yönü karartılmaya, deliller gizlenmeye çalışıldı” dedi.

'6 YIL SORUŞTURMA YAPILMADI'

Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları olarak etkin bir soruşturma yürütülmesi için mücadele ettiklerini belirten Şeymanur Çoban, şunları söyledi: “Mücadelemizle Gülistan’ın intihar etmediğini kanıtladık ancak buna rağmen 2025 yılına kadar Gülistan'ın akıbetinin ortaya çıkarılması için tek bir somut adım dahi atılmadı. Bugün ise birer birer ortaya çıkan gerçekler, yıllardır söylediğimiz gerçeği doğruluyor: Gülistan intihar etmedi, katledildi ve ölümünün üzeri kapatılmaya çalışıldı. Şüpheli kadın ölümlerinin neredeyse tamamında aynı politikayla karşı karşıyayız. Kadınların ölümleri ‘intihar’ denilerek kapatılmak, erkek şiddeti görünmez kılınmak isteniyor. Tıpkı Gülistan dosyasında olduğu gibi Rojin Kabaiş için de ‘intihar etti’ denildi ve ‘telefonundan intiharla ilgili aramalar yaptığı’ iddia edildi. İnanmadık ve mücadelemizle Rojin'in telefonunun hiç açılmadığını; adli tıp raporunun yayınlanmasındaki ısrarımızla Rojin’in üzerinde 2 farklı erkeğe ait DNA’nın bulunduğunu ortaya çıkardık.”

Şule'den Gülistan'a, Rojwelat'tan Rojin Kabaiş'e kadar kadınların erkek şiddetiyle katledildiğini ve gerçeklerin sistematik biçimde örtbas edilmek istendiğine dikkat çeken Şeymanur Çoban, “Valisinden emniyetine, başhekiminden üniversite yönetimine kadar uzanan organize fail koruyuculuğu karşısında altı yılı aşkın süredir mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bugün Gülistan’ın dosyasında gelinen nokta altı yıldır sokaklardan, meydanlardan, adliye önlerinden vazgeçmeyen kadınların ısrarlı mücadelesinin sonucudur" ifadelerini kullandı.

SORULARI SIRALADI

Şeymanur Çoban, "Biz biliyoruz ki adalet, yıllar sonra atılan göstermelik adımlarla değil; bütün gerçeklerin eksiksiz biçimde açığa çıkarılmasıyla, Gülistan’ın bulunmasıyla açığa çıkarılır” diyerek şu soruları sordu:

Göl kıyısında 70 milyon yıllık fosil bulundu
Göl kıyısında 70 milyon yıllık fosil bulundu
İçeriği Görüntüle

“* Eğer bugün bu soruşturmalar yapılabiliyorsa, neden altı yıl önce yapılmadı?

* Gülistan kaybolduğu gün dönemin valisine tanınan yetkilerle delillerin karartılmasına neden göz yumuldu?

* Ailenin ve kadınların ‘Gülistan nerede?’ sorusu neden yıllarca duyulmadı?

* Altı yıl boyunca adaletin önündeki engel kimdi?

* Gülistan'ın bulunmasını kim ya da kimler geciktirdi?

* Gerçeklerin açığa çıkmasını kim istemedi?

* Dosyanın önemli isimlerinden Umut Altaş hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı belirtiliyor. Ancak Umut Altaş neden hala Türkiye'ye getirilmiyor? İadesi neden geciktiriliyor?

* Hakkında cinsel şiddet faili olduğuna ilişkin beyanlar bulunan, Gülistan Doku'nun kaybedildiği dönemde Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı olarak görev yapan ve bugün milletvekili danışmanı olan Cem Tekinoğlu'na ilişkin delil karartma iddiaları neden soruşturulmuyor?

* Bu soruyu soran gazetecileri tehdit eden bir erkek hakkında işlem yapılmazken, aynı soruyu soran kadınlar neden ifadeye çağrılıyor?”

'MÜCADELEMİZ SÜRECEK'

Gülistan Doku dosyasında yaşanan gelişmelerin kadınların yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesinin kazanımı olduğuna dikkat çeken Şeymanur Çoban, “Gülistan'ın akıbeti ortaya çıkarılana, bütün sorumlular yargı önünde hesap verene kadar da mücadelemiz sürecek. Artık hiçbir kadının şüpheli ölümünün üzerinin ‘intihar’ denilerek kapatılmasına tahammülümüz yok. Gülistan’ı bulacak, şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız! Altı yıldır olduğu gibi bugün de haykırıyoruz: Gülistan Doku nerede?” dedi. Seymanur Çoban Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “ucu nereye dokunursa dokunsun” sözlerine dikkat çekilerek, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun neden ifade vermeye çağrılmadığını sordu.

Şeymanur Çoban, Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz ile Gülistan’ı arama çalışmaları sırasında cansız bedeni bulunan Esma Kılıçarslan’ın katliamına ilişkin de şu soruları sordu:

"* 'Ucu nereye dokunursa dokunsun’ diyen Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruyoruz: Ucu Süleyman Soylu’ya dokunmasına rağmen neden Süleyman Soylu ifade vermeye dahi çağrılmıyor?

* Faili meçhul suçları araştırmak üzere kurulan birimler, katledilen ve ölümü şüpheli bırakılan bütün kadınların dosyalarını da aydınlatacak mı; yoksa yalnızca kamuoyu baskısı oluşan dosyalarda mı harekete geçilecek?

* Gülistan’ın yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ın ölümü araştırılacak mı?

* Gülistan’ı arama çalışmaları sürerken barajda cansız bedeni bulunan Esma Kılıçarslan’ın ölümünün failleri yargılanacak mı?”

Açıklaması "Gülîstan lî ku ye?" sloganlarıyla son buldu.

Kaynak: MA