‎Devrim AKÇAKAYA YAZDI

Netanyahu’ya BM'de soğuk duş
Netanyahu’ya BM'de soğuk duş
İçeriği Görüntüle

Peki ya okula silahla girerse?
‎
‎Son zamanlarda yaşanan okul saldırılarıyla birlikte bu soruyu daha yüksek sesle sormamız gerekiyor.
‎
‎Çünkü biz öğrencilerden okulun her kuralına uymamız bekleniyor. Sabah okul kapısından girerken üzerimizdeki kıyafetten saçımıza kadar birçok ayrıntıya dikkat ediliyor. Düzen ve disiplin elbette önemli. Bir okulun belli kurallarının olması da gerekli.
‎
‎Ama bütün bunların arasında çok daha temel bir şeyi unutmamamız gerekiyor:
‎
‎Öğrencinin güvenliği.
‎
‎Ben bir öğrenci olarak artık okul kapısından girerken kendimi tamamen güvende hissedemiyorum. Bunu söylemek bile aslında ne kadar büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
‎
‎Okula giderken düşünmem gereken şey sınavım, ödevim ya da arkadaşlarımla ne konuşacağım olmalı. “Acaba bugün okulda bir şey olur mu?” düşüncesi olmamalı.
‎
‎Bir öğrenci okula giderken ailesi onun derslerini, sınavlarını, arkadaşlarını düşünmeli. Bir veli, çocuğunu okul kapısından uğurlarken “Bugün dersleri nasıl geçecek?” diye merak etmeli.
‎
‎“Acaba çocuğuma okulda bir şey olur mu?” diye korkmamalı.
‎
‎Çünkü okul, çocukların günlerinin büyük bir bölümünü geçirdiği yerdir. Burası yalnızca ders işlenen bir bina değildir. Burası kendimizi güvende hissetmemiz gereken yerdir.
‎
‎Ama okulda güvende olması gereken yalnızca öğrenciler de değil.
‎
‎Öğretmenler de güvende değilse okulda kim güvende? Bir öğretmene silah doğrultulmamalı. Öğretmenlik benim için sıradan bir meslek değil. Benim babam da öğretmen. Bu yüzden öğretmenlerin okuldan eve dönmesinin bir aile için ne kadar önemli olduğunu biliyorum.

‎Öğretmenlerin de çocukları var. Onları okuldan çıkıp eve dönerken bekleyen aileleri var. Biz öğrenciler nasıl ailemizin bizi okuldan sağ salim dönmüş olarak görmek istemesini doğal karşılıyorsak, öğretmenlerin aileleri de aynı şeyi istiyor.
‎
‎Bir öğretmen öğrencisini düşünerek sınıfa girerken, öğrencinin de öğretmeni için endişeleniyor olması çok acı.
‎
‎Peki okula silahla gelen çocuklar?
‎
‎Burada da yalnızca çocuğu suçlayıp geçmek yeterli değil. Evet, yaptığı davranışın sorumluluğu var. Ancak karşımızda hâlâ bir çocuk olduğunu da unutmamalıyız.
‎
‎Bir çocuğun eline silah nasıl geçiyor?
‎
‎Şiddeti nereden öğreniyor?
‎
‎Yaşadığı sorunları kim fark ediyor?
‎
‎Bir çocuk ciddi şekilde öfkeli veya sorunlar yaşıyorsa bunu ailesi, öğretmenleri ya da çevresindeki yetişkinler fark edebiliyor mu?
‎İşte burada ebeveynlerin ve toplumun da sorumluluğu başlıyor.

‎Çocuğun her davranışından ailesini sorumlu tutmak doğru olmayabilir. Ama çocukların hayatında ebeveynlerin ve diğer yetişkinlerin önemli bir yeri olduğu da inkâr edilemez. Bu nedenle okul güvenliğini yalnızca okul kapısındaki kontrollerden ibaret görmemeliyiz.

‎Bir öğrencinin saçını kontrol etmek kolaydır.
‎Takısını fark etmek kolaydır.
‎Kıyafetini kontrol etmek kolaydır. Asıl zor olan, bir çocuğun içindeki öfkeyi, yaşadığı problemi veya yardım çağrısını zamanında fark edebilmektir.

‎Belki de artık “Kim kurala uymadı?” sorusunun yanında “Bir şeylerin yanlış gittiğini neden daha önce fark edemedik?” sorusunu da sormalıyız.Çünkü biz öğrenciler okulda yalnızca sınavdan, düşük nottan veya yetişmeyen ödevden endişelenmek istiyoruz. Okulda başımıza fiziksel olarak bir şey gelmesinden korkmak istemiyoruz.

‎Veliler çocuklarını okula gönderirken endişelenmemeli. Öğretmenler sınıfa girerken kendilerini güvende hissetmeli.Öğrenciler teneffüste koridorda yürürken korkmamalı. Okul, herkes için güvenli olmalı. Biz öğrencilerden sürekli kurallara uymamız isteniyor.

‎Biz de artık yalnızca kurallara uymak değil, güvende olmak istiyoruz.
‎
‎Çünkü mesele yalnızca forma değil.
‎Mesele yalnızca saç değil.
‎Mesele yalnızca makyaj değil.
‎Mesele yalnızca takı değil.
‎
‎Mesele can güvenliği.
‎
‎Öğretmenlerimizin de çocukları var.
‎Bizim de ailelerimiz var.
‎Hepimizin eve dönmesini bekleyen birileri var. Ben bugün okul kapısından içeri girerken yalnızca derslerimi düşünmek istiyorum. Peki size son bir soru bırakıyorum:

‎Biz gerçekten güvende miyiz?

Kaynak: Devrim AKÇAKAYA