Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etmesine dair Adalet Bakanlığı önünde bir araya geldi. “Nafaka hakkıma dokunma” sloganları atılan açıklamada, “Eşitlik yok, yoksulluk çok, nafaka hakkımıza dokundurmayacağız” pankartı açıldı.
Basın metnini KCDP Ankara Temsilcisi Işıl Kurt okudu. Işıl Kurt, ilk olarak Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Meclis’te çalıştırılan çocuklara yönelik taciz davasında faillerin tahliye edilmesine tepki gösterdi. Ardından Mayıs ayında 16 kadının katledildiğini, 33 kadının ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiğini aktaran Işıl Kurt, cezasızlık politikalarında da değinerek, “Bu, kadınların yaşam hakkının görünmez kılınması, kadınların varlığının ve yaşamlarının görmezden gelinmesi demektir. Buradan bu bakanlığa sesleniyoruz. Kazanılmış haklarımızı gasp eden mahkeme kararlarının peşine düşmek yerine önce gidin; ülkenin dört bir yanında iş yerinde, yaşadığı evde, sokakta, ormanlık alanda ölü bulunan, yüksekten düştüğü söylenen kadınların ölümlerini araştırın. Ailelerinin öldürülüp öldürülmediğini dahi bilmediği, kimi zaman cenazelerine bile ulaşamadığı kadınların ölümlerini aydınlatın. Kadınların yaşam hakkını koruyun” diye konuştu.
‘ADALET TALEBİNİ NEDEN GÖRMEZDEN GELDİNİZ?’
“Madem bir aile mahkemesinden gelen anayasaya aykırılık iddiasını, ülkedeki milyonlarca kadının yaşam hakkını, derinleşen yoksulluğu ve eşitsizliği gözetmeksizin bu kadar hızlı değerlendirebiliyorsunuz, madem anayasaya aykırılık konusunda bu kadar hassassınız, neden adliye önlerinde nöbet tutan Fatmanur ve Hifa’nın adalet talebini görmezden geldiniz?” diye soran Işıl Kurt, devamında şunları söyledi: “Neden İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesine ilişkin cumhurbaşkanı kararı gibi anayasaya aykırılığı gün gibi ortada olan bir kararı anayasaya aykırı bulmuyorsunuz? Neden faillere verilen ayrımcı indirimlerin hukuka ve Anayasa’ya aykırılığını hiç gündeme getirmiyorsunuz? Bizim nafaka hakkımız anayasaya aykırı değil. Anayasaya aykırı olan; ücretsiz bakım emeği veren, istihdamdan dışlanan, yıllarca evlere hapsedilmeye çalışılan, hem sermaye hem de aile tarafından sömürülen kadınların elde ettiği nafaka gibi kazanımları kaldıracak kararlar verilmesidir.”
‘KARAR MEVCUT SİYASİ ATMOSFERİN SONUCU’
Daha önce de benzer iddiaların AYM’nin önüne geldiğini ve Mahkeme’nin defalarca nafaka düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verdiğini hatırlatan Işıl Kurt, “Peki ne oldu da bugün tamamen farklı bir sonuca varılabiliyor? Biz biliyoruz. Bu karar mevcut siyasi atmosferin bir sonucudur. Bu karar ülkenin bakanlıklarının, kamu görevlilerinin görevini unutmasının bir sonucu. Bu bakanlıkların, bu ülkenin mahkemelerinin görevi milyonlarca kadını görmezden gelip, yalan yanlış bilgilerle mağdur olduğunu iddia eden kadın düşmanı bir azınlığa göre hareket etmek mi? Bu devletin görevi boşanıp aile evine dönen bir kadının birkaç özel ihtiyacını karşılamaya dahi yetmeyen bir paraya, bir annenin çocuğun beslenmesine koyacağı aylık gıda masrafına bile zar zor yeten bir paraya göz dikmek midir? Nafaka hakkımız yaşam hakkımızla doğrudan bağlantılı bir hak. Çünkü kadınların yüzde 60'ından fazlasının evli oldukları, boşanmaya çalıştıkları ya da boşandıkları erkekler tarafından öldürüldüğünü bilmiyorlar. Nafaka hakkının gasp edilmesi demek, kadınların şiddet gördükleri ve öldürülme riskiyle karşı karşıya kaldıkları evliliklere mahkûm edilmesi demektir. O ilişkilerden çıkamaması, ekonomik bağımsızlığını kuramaması demektir. Günün sonunda ise bu, kadınların yaşamlarını kaybetmesi, öldürülmesi anlamına gelir" diye belirtti.
‘TARTIŞILMASI GEREKEN KADIN YOKSULLUĞU’
Artan kadın yoksulluğuna da işaret eden Işıl Kurt, "Nafaka hakkı kadınlara tanınmış ayrıcalıklı bir hak değildir. Nafaka, evlilik birliği sona erdiğinde yoksulluğa düşen tarafa tanınan bir haktır. Ancak bir gerçek var. Bu ülkede nafakalar çoğunlukla kadınlar lehine hükmediliyor. Çünkü boşanma sonrasında yoksulluğa düşen taraf çoğunlukla kadınlar oluyor. Çünkü çocukların bakım yükü kadınların omzuna bırakılıyor. Dolayısıyla burada tartışılması gereken şey nafaka hakkının hukuka ya da Anayasa’ya aykırı olup olmadığı değildir. Tartışılması gereken, bu devletin kadın yoksulluğunu neden ortadan kaldırmadığıdır. Yaşam hakkımıza, kazanılmış hakkımıza yönelen saldırı niteliğindeki mahkeme kararlarının peşini bırakmayacağız” dedi.



