Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Yol, Yapı, Altyapı, Çevre ve Şehircilik, AFAD ve Tapu Kadastro Kamu Emekçileri Sendikası (YAPI-YOL SEN) 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programa (OVP) ilişkin Sakarya Caddesi’nde açıklama yaptı. Açıklamayı YAPI-YOL SEN Genel Başkanı Gültekin Narinli okudu.
Narinli, 5 Eylül tarihinde yayımlanan kararname ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda bulunan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, bazı körpü, otoyol ve bağlantı yollarının özelleştirme kapsamına alındığını bildirdi. Narinli, özeleştirmelerden edinilen gelirlere dikkat çekerek “2026 Ocak ayında 3 milyar 340 milyon TL gelir elde edilmiştir. Otoyol ve köprü ücretleri sabit bırakılarak ek zam yapılmayacağını varsaysak bile 2026 yılı geliri 40 Milyar TL’nin üzerinde gerçekleşecektir” dedi.
‘ÜCRETSİZ ULAŞIM HAKTIR’
Köprü ve otoyolların özel sektöre devredilmesine karşı çıkan Narinli, “Mevcut köprü ve otoyolların tamamı kamulaştırılmalı ve ulaşım tamamen ücretsiz olmalıdır. Ücretsiz ulaşım haktır. Özelleştirme kararı Türkiye’nin geleceğini satmaktır. Özelleştirme, halkın sırtındaki yükü arttırmak demektir. Özelleştirme hayat pahalılığıdır. Halkın vergileriyle yapılan kamu varlıkları, bir kez daha sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Ülkenin tüm kamu birikimleri talan edilmiş, halkın ortak serveti yabancı ve yerli rant çevrelerine sunulmuştur. İçinde bulunduğumuz derin ekonomik krizden, bu piyasa düzeni sürdürülerek, sermayenin çıkarları korunarak çıkılması asla mümkün değildir. Bu yağma ve talan düzenini temsil eden rejime karşı emeğe, ülkenin geleceğine ve kamusal varlıklarına sahip çıkmak toplumun tüm kesimleri ile vereceğimiz omuz omuza, birlikte mücadelemizden geçiyor. Özelleştirme kararı derhal iptal edilmeli, otoyol ve köprüler ücretsiz olmalıdır. Özelleştirme değil kamulaştırma
DERSİM
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dêrsim Şubeler Platformu, Orta Vadeli Program (OVP) ve kamu varlıklarının özelleştirilmesine karşı Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklamada, “Otobanlar, köprüler halkındır” pankartı açılırken, basın metnini Yapı-Yol Sen Dêrsim Başkanı Evrim Ay okudu. Ay, KESK’in üç yıllık ekonomik ve sosyal politikalara yön verecek OVP’ye ilişkin her dönem “Bu program kimler için hazırlanıyor? Kimlerin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kimlere dağıtılıyor, külfet kimlerin sırtına yükleniyor?” sorularını yönelttiğini belirtti.
Emekçilerin gelir ve yaşam koşullarının giderek kötüleştiğini belirten Ay, kayıtlı her iki işçiden birinin açlık sınırının altında kalan asgari ücretle çalıştığını, kayıt dışı çalışanların ise sosyal güvenlik başta olmak üzere birçok haktan mahrum bırakıldığını söyledi. En düşük emekli aylığının 23 bin 552 TL olduğunu belirten Ay, her 5 emekliden birinin yaşamını sürdürebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldığını ifade etti.
‘YILLARDIR AYNI HİKAYE’
“OVP emekçilere ne vaat ediyor?” diye soran Ay, programdaki enflasyon hedeflerine dikkat çekti. Bir önceki OVP’de yüzde 16 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin yüzde 28,4’e, 2027 hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e, 2028 hedefinin ise yüzde 8’den yüzde 13,5’e çıkarıldığını belirten Ay, “Kısacası yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz: Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor” dedi.
OVP’nin toplu sözleşme hükümlerini de tartışmalı hale getirdiğini belirten Ay, 2027 yılı için toplu sözleşmede yüzde 5+4 oranında artış öngörülmesine rağmen OVP’de aynı yılın enflasyon hedefinin yüzde 21’e çıkarıldığını söyledi. 2024 yılının yüzde 44,38 enflasyonla kapandığını ancak 2025 yılı asgari ücretinin yüzde 30 artırıldığını belirten Ay, 2025 yılında enflasyonun yüzde 30,89 olarak gerçekleşmesine rağmen asgari ücret artışının yüzde 27’de kaldığını ifade etti. Ay, “Yapılması gereken bellidir: Acilen ve ertelemeksizin emekçilerin ek zam talebi karşılanmalıdır” diye konuştu.
‘EMEKÇİDEN AL, SERMAYEYE AKTAR’
OVP’deki vergi politikalarına da dikkat çeken Ay, 2027 yılı enflasyon hedefinin yüzde 21 olmasına rağmen vergi gelirlerinde yüzde 36 artış hedeflendiğini belirtti. 2028 yılı için yüzde 13,5 enflasyon hedeflenirken vergi gelirlerinde yüzde 20,4 artış öngörüldüğünü söyledi. 2025 yılında toplanan vergilerin yüzde 62,4’ünün KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluştuğunu, kurumlar vergisinin payının ise yüzde 11,1’de kaldığını belirten Ay, “İşçi, kamu emekçisi, emekli ve dar gelirli daha ücretini cebine koymadan vergisini ödüyor; kalan parasıyla yaptığı her harcamada bir kez daha vergilendiriliyor” dedi. Ay, son 5 yılda patronlara, büyük sermaye gruplarına ve yüksek gelir çevrelerine sağlanan istisna, muafiyet ve indirimlerle 3 trilyon liradan fazla vergiden vazgeçildiğini belirterek, “Kısacası bu OVP’nin de özeti: ‘Emekçiden al, sermayeye aktar’dır” şeklinde konuştu.
‘KÖPRÜ VE OTOYOLLAR SERMAYEYE TESLİM EDİLMEK İSTENİYOR’
Geçen yıl 2 devlet köprüsünün ve 8 otoyolun özelleştirmesi iddialarının gündeme geldiğini ve iktidarın bu iddiaları yalanlandığını hatırlatan Ay, “Ancak aynı iktidar daha birkaç gün önce Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin ve ikisi çevre otoyolu olmak üzre 8 otoyolun özelleştirme programına alındığı ilan etmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı her ne kadar bunun ‘satış’ değil, 30 yıllığına ‘işletme hakkı transferi’ olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunsa da gerçekler ortadadır. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre bakım ve diğer giderleri düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyollar sermayeye teslim edilmek istenmektedir. Ücretsiz olması gereken köprü ve otoyollarının özelleştirilmesinin emekçilere ve halka fahiş fiyatlar olarak yansıdığını görmek zor değildir” şeklinde konuştu.
İSTANBUL
KESK İstanbul Şubeleri Platformu da özelleştirmelere ilişkin Kadıköy Eminönü İskelesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, “Köprüler ve otoyollar halkındır” pankartı taşınırken, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Sefalete teslim olmayacağız” sloganları atıldı. Açıklamada basın metnini KESK Dönem Sözcüsü Şahin Tanrıverdi okudu.
İktidarın Orta Vadeli Program’ının uzun vadede emek düşmanı olduğunun altını çizen Tanrıverdi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar olmuştur. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisini eklemeye devam ediyorlar. Ekonomik ve siyasal tüm programları bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek üzerine kuruludur. KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna buradan bir kez daha ilan ediyor ve emeği ile geçinen tüm kesimlere çağrıda bulunuyoruz: Gelin; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim.”
Açıklama sloganlarla sona erdi.

