Koçarname https://t.co/iEabfenJIL pic.twitter.com/tSfNq5K1rK
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 26, 2026
Özel Haber- Mümin AĞCAKAYA
Diyarbakır 10. Kitap Fuarını dolaşınca; diğer standlardan farklı olarak koçer çadırı, kepenekli çoban, deriden yapılma yayık ve çadır süsleri. İlk bakışta görenlerin ilgisini çekiyor. Stand kitabın içeriğine uygun olarak dizayn edilmiş.

Yazar Mahmut İbrahimoğlunun Dağların, İnsanların,Emeğin ve Onurun Hikayesini yazı ve görsellerle anlatılan; Koçarname’nin yazarı Mahmut İbrahimoğlu kitabın yazılış hikayesini Güneydoğu Ekspres Gazetesine anlattı:
Kitap 54.000 km. yol gidilerek yazıldı
Kitabı bir yılda 54 bin kilometre yol gidilerek yapılan bir çalışma. Koçerlere ait yaşam biçimi onlara ait, onların kültürlerine ait tüm detaylar bu kitapda yer alıyor. Hikayemiz yaylalarda konak konak giden göçerlerin, aslında bir süre sonra kültürlerinin yok olmayla karşı karşıya olduğunu gördük ve böyle bir çalışma yapma gereğini hissettim.

Koçernamede neler var? Koçernamede insan hikayeleri ve bu insan hikayelerinin oluşturduğu bir kültür, bir coğrafyanın kültürü yer almakta. Dağlar, yaylalar, ovalar tamamen bu kitapda insanlar tarafından hikayeştirilerek muazzam bir eser diyebilirim. Çalışmamız bir yıl boyunca sürdü. Bu çalışma esnasında yaklaşık 12 il gezerek hemen hemen tüm yayla ve ovalara giderek bu eseri oluşturdum.

Bu eserde neler var? Bu eserde bir kültüre dair tüm yaşanmışlıklar var. Çocuk hikayeleri, genç hikayeleri ve yaşlıların hikayeleri ve özellikle bu kültürün kadınların sırtında nasıl dağları ve ovaları aştığını görebiliriz. Koçername bir saha araştırması Hiçbir şekilde masa başında oturarak bu çalışma gerçekleşmedi. Bu çalışma tamamen sahada gerçekleştirilen, 54.000 km yol gidilerek yapılan bir saha çalışması. İnanıyorum ki bu çalışma ile bu kültür yok olmaktan kurtulacak ve gelecek nesillere de bu kültür aktarılmış olacak. Biz şuna inanıyoruz: Atalarımız bu kültürü yaşadı. Bu yaşam biçimini benimsedi. Gelecek nesiller bu kültürü çoğu bilmiyor. Şu an gördükleri zamanda onlara çok ilginç geliyor. Fakat inanıyorum ki yaptığımız bu çalışmalar sayesinde bu kültür hem çocuklara hem de gençlere hem de gelecek kuşaklara aktarılmış olacak.”






