ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL-Mehmet Rumet SOYLU
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremde Diyarbakır’da altı bina tamamen yıkıldı. Yıkılan binaların altında kalan 414 kişi yaşamını yitirdi. Kent genelinde ağır hasar alan 5 bin 459 bina ise iki yıl içinde yapılan çalışmalarla yıkıldı. Evsiz kalan depremzedeler için Bağlar İlçesi’nin Oğlaklı mevkisinde yaklaşık 12 bin 200 konut yapıldı. 8 bin 200’ü teslim edildi. Kurası çekilen 4 bin konut ise bitmek üzere.
Ancak tüm bu çalışmalara rağmen, depremin üçüncü yılında İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Diyarbakır Şubesi Başkanı Mahsum Çiya Korkmaz, kent için riskin halen sürdüğünü vurguladı. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e özel demeç veren Korkmaz, “Üç yıl geçti ama Diyarbakır için deprem riski geçmedi” diyerek, yerinde kentsel dönüşümün önünün açılması için yeni bir fon kurulmasının şart olduğunu belirtti.
“DEPREM İKİ FARKLI AÇIDAN ELE ALINMALI”
Deprem meselesinin iki farklı açıdan ele alınması gerektiğin vurgulayan Korkmaz, “Birincisi, depremde ağır hasar görmüş binaların yıkımıdır. İkincisi ise depremden etkilenmemiş olmasına rağmen yapısal sorunları olan binalardır. Buradaki ayrım çok önemlidir: Bakanlık binalarda hasar tespiti yaparken ‘riskli olup olmadığına’ değil, ‘depremden etkilenip etkilenmediğine’ bakmıştır. Bu, çok büyük bir farktır. Örneğin; bir bina çürük olabilir ancak depremden dolayı çatlak oluşmamış olabilir. Belki zemin iyiydi ve çok sallanmadı. Bu bina risklidir, fakat depremden etkilenmemiştir. Bakanlık bu binaya ‘ağır hasar yok, az hasar var’ diyebilir. Ancak şehir açısından bu büyük bir sorundur. Çünkü depremden etkilenen binalar yıkıldı; ama depremden etkilenmeyip kendisi çürük olan çok sayıda bina hala ayakta duruyor. Örneğin bir ay önce Bağlar ilçesinde deprem olmamasına rağmen bir binanın kolonu patladı. Dolayısıyla deprem sonrası yıkılan binaların ardından ‘biz depreme hazırız’ demek mümkün değildir” dedi.

RİSK HARİTASI VE GERÇEK DURUM
Bağlar için bir risk haritası çıkardıklarını dile getiren Korkmaz, 2007 yılında Dicle Üniversitesi ile birlikte Bağlar ilçesinde bir çalışma yürüttük. Bağlar’ın 12 mahallesinde yaptığımız araştırma sonucunda ortalama bir risk haritası çıkardık. Haritaya göre Bağcılar İlçesi dışındaki 11 mahallenin risk durumu yüzde 80 civarındaydı. Yani ciddi bir risk vardı. Ancak ağır hasarlı bina sayısı bu binaların sadece yüzde 10’u kadardı. Aradaki fark çok önemli. Bu yüzden Diyarbakır’ın deprem hazırlığı tamamlanmış sayılmaz” diye belirtti.
BODRUM KATLARINDA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE!
Diyarbakır’ın en büyük sorunlarından biri de bodrum katlarının su alması olduğuna işaret eden Korkmaz, “Bodrum katı yoksa bile zemin katının su alması ciddi bir problemdir. Su, kolonlara büyük zarar verir; betonu inceltir ve içindeki demiri paslandırır. Bu yılki kar yağışı da drenajı olmayan yapılara zarar verdi. Diyarbakır’da son 10-15 yılı çıkarırsak neredeyse tüm yapıların bodrumları su dolu durumdadır. Otoparklar, oto yıkamalar gibi yapılar da bu sorunu artırıyor. Yani suyun kendisi ciddi bir hasar kaynağıdır” diye konuştu.

YIKIM SONRASI YAPILANLAR VE EKSİKLER
Acil bir planlamanın yapılması gerektiğini aktaran Korkmaz, şunları söyledi:
“Depremden sonraki 3 yıl içinde belediyeler, yıkımdan çok bazı düzenlemeler yaptı. Örneğin insanların evlerini dönüştürmeleri için imarla ilgili çalışmalar yürütüldü. Kayapınar ilçesinde huzurevleri bölgesinde imar çalışması yapıldı; ancak bunlar sadece ağır hasarlı binalar içindi. Genel anlamda yapıların dönüştürülmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapılmadı. Bakanlık düzeyinde de bu yönde bir adım atılmadı. Oysa bu tür çalışmalar elzemdir.
Diyarbakır’da eski yapıların dönüştürülmesine yönelik acilen bir plan yapılması gerekir. Belediyeler, odalar, bakanlık, valilik ve Çevre Şehircilik Bakanlığı bir araya gelerek bu soruna çözüm üretmelidir. Aksi halde sorun kökten çözülemez. Öncelik; yapı denetim hizmeti, mühendislik hizmeti ve iskan almamış binalardır. Şu an Diyarbakır’da depremde yıkılan binaların büyük çoğunluğunun iskan belgesi bulunmamaktadır. Bu da yaklaşık yüzde 80-yüzde 90 oranında.”
“YERİNDE DÖNÜŞÜM FONU OLUŞTURULMALI”
Yeniden yerinde dönüşüm fonunun oluşturulması gerektiğinin elzem olduğunu vurgulayan Kormaz, “Bakanlık, Maraş depremi sonrası Diyarbakır’ın da içinde olduğu 11 il için yerinde dönüşüm kampanyası başlattı. Bu kampanya 30 Haziran 2024’e kadar sürdü. Kredi 750 bin TL ve faizsizdi, ödemesi de iki yıl sonra başlıyordu. Bu çok iyi bir imkandı. Ancak bu tür yerinde dönüşüm fonlarının süreye bağlı olmaması gerektiğini defalarca vurguladık ve halen de vurguluyoruz. Örneğin İstanbul’da bu kampanya süresizdir. İsteyen evini yıkıp dönüşüm yapabilir. Belediye binayı kontrol eder ve Bakanlık daire başına 2 milyon TL’ye kadar destek verir. Diyarbakır gibi bir bölgede de benzer bir sistemin kurulması gerekir. Çünkü bölge artık birinci derece deprem bölgesidir. Diyarbakır’da 90 bin yapı varsa belediyenin 50 bina için kampanya başlatması mümkün değildir. Bu ancak Bakanlık ile yapılabilir. Yerinde dönüşüm kampanyasının tekrar başlatılması şarttır” ifadesinde bulundu.

“BAĞLAR, ACİL PLANLANMASI GEREKEN BÖLGE”
Bağlar özelinde daha yoğun bir çalışma yapılması gerektiğini de kaydeden Korkmaz, “Deprem anında binaların birbirine çarpması büyük bir yıkım ve can kaybı demektir. Bağlar’ın genelinde belediyelerin ve valiliğin içinde olacağı bir imar planı hazırlanmalıdır. Örneğin Bağlar’da toplanma alanı yok. AFAD’ın sayfasında mahalleye göre toplanma alanı gösterilir; ancak çoğu yerde bu alanlar okul bahçesi olarak belirtiliyor. Parkın, toplanma alanının olmadığı bir bölgede imar planı yapılması zorunludur.”
KURUMSAL YAPILANMA: DAİRE BAŞKANLIKLARI
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde kentsel dönüşüm daire başkanlığının olması gerektiğini de dile getiren Korkmaz, “Diğer illerde deprem daire başkanlığı, kentsel dönüşüm daire başkanlığı ve afet daire başkanlığı ayrı ayrı bulunmaktadır. Diyarbakır, İstanbul ve İzmir gibi kentlerle yarışabilecek bir şehir konumundadır” dedi.
“TÜRKYE’DE EN SAĞLAM PROJELER DİYARBAKIR’DAN ÇKIYOR”
Türkiye’deki en sağlam projelerin Diyarbakır’dan çıktığını da aktaran Korkmaz, şunları ifade etti:
“Örneğin deprem yönetmeliğinde bodrum kat zorunluluğu yokken Diyarbakır’da bodrum katı zorunluluğu vardı. Bu, Diyarbakır’ın kendine özgü kurallarıydı. Bodrum katı olmayan binalar daha riskli sayılabilir. Diyarbakır’da son 15-20 yıldır bodrum katı zorunlu hale getirildi ve sonrasında deprem yönetmeliğine de girdi. Ayrıca deprem yönetmeliğinde bina kolonunun ebatı en az 30 cm iken Diyarbakır’da 35 cm zorunludur. Demirin çapı en az 14 mm iken Diyarbakır’da 16 mm’dir. Bu gibi uygulamalar Diyarbakır’ı güçlü kılmaktadır.
HER YIL YAPILACAK BİR MUAYENE SİSTEMİ GETİRİLMELİ
Bina muayene sistemi getirilmelidir. Örneğin bina yapıldı, iskan ruhsatı alındıktan sonra her yıl kolonun kesilip kesilmediğine, kat eklenip eklenmediğine dair rapor verilmelidir. Bu sistem herkesin güvenliği için gereklidir ve şu an Bakanlıkta tartışılmaktadır. Diyarbakır’a özgü bir hazırlık şu an yoktur, bu hazırlık yapılmalıdır.”





