Güneydoğu Ekspres Gazetesi olarak Mardin Barosu Dilsel Haklar Komisyonun üyesi ve Mardin Barosu Kitap Günleri etkinliğinin koordinatörü Av. Serdar Gümüş ile söyleşi yaptık.

Serdar Gumus Mardin

“KÜRTLERİN ANADİLLERİ İLE EĞİTİM GÖREBİLECEĞİ POTANSİYELE SAHİP OLDUĞUNU KANITLAMIŞ OLDU”

-Mardin Barosu'nun 2'ncisi yapılan Kitap Fuarı üzerine neler söylemek istersiniz?

Mardin Baromuzun Başkanı Av. Ahmet DUYAN ile birlikte düzenlediğimiz Kitap Günleri etkinliği, bölgenin zengin tarihi dokusunu kültürel bir mozaikle buluşturan, oldukça kıymetli ve çok dilli bir yaşamın mümkün olduğu mesajını içermektedir. Etkinlik süresince çoğunluğu Kürtçe olan, Arapça, Süryanice ve Türkçe eserler bir arada okuyucuyla buluştu. Baromuz hizmet binasında gerçekleştirilen fuar, yazarlar, yayınevleri ve kitapseverleri aynı çatı altında toplayarak sıcak bir söyleşi ve imza günü ortamı sundu.

Bölgenin çok dilli yapısını ve kozmopolit ruhunu yansıtan bu özel konsept, edebiyatseverlerden ve sivil toplumdan büyük takdir topladı. Özellikle Kürtçenin ne kadar zengin eserlere sahip olduğu ve Kürt Halkının yaşadığı yerlerde, Kürtlerin anadilleri ile eğitim görebileceği potansiyele sahip olduğunu tekrar kanıtlamış oldu.

“İSTEYEN HER KURUMUN ÖZGÜVENLİ OLURSA HARİKA PROJELER ÜRETEBİLECEĞİNİ KANITLADIK”

-Bu organizasyonda nasıl sıkıntılar yaşandı?

Baro Başkanımız Av.Ahmet Duyan ile el ele vererek domino taşları gibi program akışını oluşturduk. Ve tek tek program akışına göre her şey düzenli bir şekilde gerçekleşti. Burada da vermek istediğimiz mesaj, isteyen her kurumun özgüvenli olursa harika projeler üretebileceğini kanıtladık.

Mardin’de eTwinning SAVE Projesi başarıyla tamamlandı
Mardin’de eTwinning SAVE Projesi başarıyla tamamlandı
İçeriği Görüntüle

“ŞEHRİN KÜLTÜREL VE ENTELEKTÜEL HAYATINA KATKI SUNAN ETKİNLİK”

-Kitap fuarına katılan yayınevleri, yazarlar ve Mardinli okurlardan nasıl dönüşler aldınız?

-Halkımızca yapılan değerlendirmelerde, etkinliğin şehrin kültürel ve entelektüel hayatına katkı sunduğu ve okur-yazar etkileşimini güçlendirdiği vurguladılar. Yayınevleri, yazarlar son gün, hepsi ile tek tek vedalaşırken ev sahipliğimizden mutluluk duyduklarını dile getirdiler. Eksiklerimiz varsa ve önerileri varsa eleştirilere açık olduğumuzu tekrar belirtmek isteriz.

-Fuara katılan Yayıncı ve Yazar İnan Eroğlu'nun bir sorusu var... "Tevî ku ne karê Baroyê ye jî, çima Baro bi vî karî radibe û tevî ku ev karê sazî û dezgehên din e, çima ew bi vî karî re, û bi awayekî profesyonel û "adilane" ranabin/ranebûn?” Bu soruya nasıl bir cevabınız olacak?

-Li gorî min, parastina ziman û çanda Kurdî ne di destê kesekî an jî saziyedin de ye. Sala borî em li benda saziyên din man ku Pêşangeha Pirtûkan saz bikin, lê wan ev gav neavêt.

Vê salê jî me xwest ku bi hin saziyan re hevkariyê bikin, me civînên hevbeş pêk anîn, lê mixabin me piştgirî wernegirt. Ji ber vê yekê, me bi hemû mesrefên wek Baroya Mêrdînê bi xwe vê pêşangehê saz kir.

Ez bi gotina ku "ev kar ne karê Baroyê ye" qet razî nînim. Em parêzerin ku, ji bo mafên mirovan têkoşîn dikin. Mafê mirovekî ku bi zimanê xwe perwerde bibîne û bi zimanê xwe bijî jî beşek ji mafên mirovan e. Em naxwazin enerjiyê xwe bi pirsên ku çima saziyên din ev kar nekirin xerç bikin. Em pişta xwe nadin tu saziyan. Nirxên ku em pê bawer in besî me ye û baweriya me, bi me re heye. Tenê ji ber ku hin saziyên heyî, ji aliyê kesan ve tên rêvebirin ku demeke dirêj kursiyan dagir kirine, em xemgîn dibin. Hêvî dikin ku di rêveberiya wan saziyan de cihek ji bo kesên ciwan, bi fikrên nû û bi jiyan û cûdahiyên civakî re vekirî bin. Bêguman, em saziyên ku berpirsiyariyên xwe bi cih naynin vedixwînin ku xwe ji nû ve binirxînin û pêvajoya xebata xwe baştir bikin.

Kaynak: HABER MERKEZİ