EMEP raporda Kürt sorununun adının konmadığını belirtirken, TİP ise raporun mevcut sistemi tahkim ettiği eleştirisi yaptı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çalışmalarını tamamlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21’inci toplantısında “ortak rapor”u kabul etti.

Komisyon Rapor

Kürt meselesinin çözümü amacıyla kurulan Meclis Komisyonu, 21’inci ve son toplantısında ortak nihai raporu oyladı. Rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Böylece komisyon çalışmaları tamamlanmış oldu.

50 milletvekilinin yer aldığı komisyonda 47 milletvekili rapora “evet” oyu verirken, Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekilleri “hayır” dedi. CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser oy kullandı.

Raporun kabul edilmesinin ardından EMEP’ten dikkat çeken bir yazılı açıklama geldi.

Açıklamayı, EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan kamuoyuyla paylaştı. EMEP yaklaşık 6 ay süren çalışmaların sonunda ortaya çıkan rapor taslağının, komisyonun oluşturduğu birikimi yansıtmadığını savundu.

Açıklamada, raporun özellikle ilk beş başlığının “saray rejiminin ideolojik-politik hattını ve AKP-MHP yaklaşımını” esas aldığı belirtildi. Silah bırakma ile yasal düzenlemeler arasındaki öncelik ve eş zamanlılık ilişkisinin rapora çelişkili biçimde yansıdığı ifade edildi.

Parti ayrıca, rapor yazım sürecine katılmalarının engellendiğini, taslağın kendilerine oylamadan yalnızca iki gün önce ulaştığını kaydetti.

“KÜRT SORUNUNUN ADI YOK”

EMEP’in en sert eleştirilerinden biri, raporda “Kürt sorunu” ifadesinin hiç geçmemesi oldu.

Açıklamada, “problem”, “mesele” ve “kök nedenler” gibi ifadelerin kullanıldığı ancak sorunun adının açıkça konulmadığı vurgulandı. Buna karşılık “terör sorunu” ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin öne çıkarıldığı belirtildi.

Anadilde eğitim ya da anadil hakkının da açık biçimde yer almadığına dikkat çekildi.

Faili meçhuller, kayıplar ve devlet politikaları

EMEP, raporda faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar ve yargısız infazlara ilişkin tek bir cümlenin bulunmamasını “önemli eksiklik” olarak değerlendirdi.

Devletin geçmişte izlediği politikalara dair eleştirel ya da özeleştirel bir yaklaşımın yer almamasının da dikkat çekici olduğu ifade edildi.

Diyarbakır OSB, Dış Ticaret Ofisi kurdu
Diyarbakır OSB, Dış Ticaret Ofisi kurdu
İçeriği Görüntüle

GENEL AF VE “EVE DÖNÜŞ” GÜVENCESİ YOK

Açıklamada, silah bırakan PKK üyeleri ile Kürt sorununun çözümünü savunduğu için cezaevinde bulunan kişilere yönelik açık bir “eve dönüş” güvencesinin ve siyasi genel af perspektifinin raporda yer almadığı belirtildi.

EMEP’e göre, raporun toplumsal güveni artıracak somutlukta olmaması önemli bir zafiyet.

“UMUT HAKKI”NA BİLİNÇLİ MESAFE

Raporda AİHM ve AYM kararlarına uyulması yönünde tespitlerin yer aldığına dikkat çeken EMEP, buna rağmen “umut hakkı”nın açıkça zikredilmemesini “politik tercih” olarak niteledi.

Hasta ve yaşlı mahpuslara ilişkin düzenlemelerin yeterli somutlukta olmadığı da ifade edildi.

KAYYUM DÜZENLEMESİ: SINIRLI AMA OLUMLU

Rapor taslağında kayyum uygulamasına ilişkin mevcut durumdan daha ileri bir düzenleme öngörüldüğü belirtilirken, bunun “sınırlı da olsa olumlu” olduğu kaydedildi.

Ancak atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetini ortadan kaldıracak daha kapsamlı demokratik düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

“BARIŞ VE DEMOKRASİ EKMEK KADAR İHTİYAÇTIR”

EMEP açıklamasının sonunda işçi ve emekçilere çağrı yapıldı. Bölgede barışın ve Türkiye’de gerçek demokrasinin her geçen gün daha yakıcı bir ihtiyaç haline geldiği belirtilen açıklamada, “Ekmek, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi etle tırnak gibidir” ifadelerine yer verildi.

Parti, Meclis’te kalıcı barış ve demokratikleşmeye hizmet edecek her somut yasal adımı destekleyeceklerini de duyurdu.

TİP: BU METİN ÇÖZÜM DEĞİL, STATÜKONUN TAHKİMİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan çözüm komisyonun hazırladığı rapora muhalefet partisinden itiraz geldi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Kürt meselesine ilişkin rapora “hayır” oyu verdiklerini açıkladı. Şık, metnin “barış ve eşit yurttaşlık” perspektifinden uzak olduğunu savundu.

“TÜRKİYE’DE KÜRT MESELESİ VARDIR”

Şık, raporun temel sorunu adlandırmaktan dahi kaçındığını ileri sürerek, “Türkiye’de Kürt meselesi vardır. Bu hakikati inkâr eden bir siyasi akıl, bugün çözüm iddiasıyla karşımıza çıkıyor” dedi.

Tarihsel bir sorunun, “göstermelik ve parçalı adımlarla değil, bütünlüklü ve samimi bir siyasi iradeyle” çözülebileceğini ifade eden Şık, oylamaya sunulan metnin böyle bir irade ortaya koymadığını kaydetti.

“SÜREÇ GÜVENLİK EKSENİNE HAPSEDİLDİ”

Komisyonun kuruluş aşamasında “barış, demokrasi ve eşit yurttaşlık” vurgusu yapılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığını belirten Şık, sürecin “Terörsüz Türkiye” başlığı altında güvenlikçi bir çerçeveye sıkıştırıldığını söyledi.

Raporda kullanılan dilin, Kürt meselesini “terör” kavramıyla eşitleyen bir yaklaşımı benimsediğini savunan Şık, bunun çözüm için elverişli bir zemin sunmadığını ifade etti.

AYM VE AİHM KARARLARI HATIRLATILDI

Şık, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmadığını belirterek, özellikle Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında verilen kararları hatırlattı.

Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin işlemin AYM tarafından “yok hükmünde” sayılmasına rağmen gerekli adımın atılmadığını belirten Şık, Meclis Başkanı’nın yetkisini kullanarak Atalay’ın kaydının yapılması gerektiğini söyledi.

“SOMUT ADIM YOK”

Raporda yer alan “demokratikleşme” başlığının temennilerden ibaret olduğunu ifade eden Şık, bağlayıcı ve yapısal çözüm önerilerinin bulunmadığını savundu.

Kayyum atamaları, Barış Akademisyenleri’nin görevlerine iade edilmemesi ve tutukluluk uygulamalarını da eleştiren Şık, “Bu metin bir çözüm programı değil, siyasi sorumluluktan kaçış belgesidir” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ