Mızraklı: Barış için tecridi kaldırın pic.twitter.com/btzdf95g8m
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 8, 2026
Mızraklı Diyarbakır'da coşkuyla karşılandı pic.twitter.com/tk7rEaUfkW
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 8, 2026
HABER/Faruk BALIKÇI-Güneş OCAĞA
Diyarbakır eski Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ı Diyarbakır Havaalanı’da kendisini karşılamaya gelen kitleye açıklamada bulundu. Mızraklı’nın açıklaması şöyle:
“Yedi yıl oldu. Saymayı bilirim, saatlerini de çok iyi bilirim. Beni tanıyanlar bunu çok iyi bilir. İnanın, ben hiçbir zaman bu işin yalnızca matematiğine ve fiziğine bakmıyorum; ruhuna bakıyorum, yüreğine bakıyorum. Devraldığımız mirasa bakıyorum.
Benim dedelerim de sizlerin dedeleri, babaları, dayıları, halaları, teyzeleri, babalarımız, abilerimiz gibi bir yoldan geçtiler. Özgürlük dediler, demokrasi dediler, adalet dediler, hukuk dediler.
Vallahi biz de bunu öğrendik. Annelerimizden cesaret sütü içtik.
Onun için geçen gün kitapları karıştırırken bir şiire rastladım. O şiirle başlamak istiyorum. Robert Frost’un “Gidilmeyen Yol” şiirinden bir parça:
“Bir ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben gittim daha az geçilmişinden; bütün farkı yaratan da bu oldu.”
Bizler o gidilmeyen yolu seçenleriz. Ama aynı zamanda kırk yıldır, uzun süredir, ısrarla burada herkesin inandığı bir sabrın ve iradenin peşindeyiz: Barış, barış, barış… Demokratik çözüm, onurlu çözüm, onurlu barış.
Gidilmeyen yol, gidilen yol bizim yolumuzdur. Gitmesi gereken yol da budur. Barışın tesisini kuracak olan, değer kazanacak olan yol budur. O yol güvenilir bir yol olmalıdır ve o yol yalnızca yürekten geçer.
Yeni ceketi koklayan arkadaşlar ne dediler, biliyor musunuz?
“Selahattin Demirtaş’ın kokusu bu ceketten geliyor” dediler.
Yüzlerine hasret kaldığımız, hukuken dışarıda olması gereken arkadaşlarımızın özlemi içimizde. Eğer kardeşlik varsa, eğer barış bu devredeyse, eğer geçiş dönemi adaleti devredeyse, eğer vicdan ve adalet değerliyse, geleceği en güçlü şekilde kurabilmemiz için zindandaki arkadaşlarımızın tamamı özgür kalana kadar bizim boynumuz bükük kalacaktır.
Ben bugün ayrılırken yoldaşıma, arkadaşıma, kardeşime ve hepimizin gönlünde yer etmiş arkadaşımıza veda ederken dedim ki:
“Ben seni burada yalnız bırakıyorum ama senin yüreğinde onların nuru var. Sen onların yüreğini taşıyorsun, milyonlar da senin yüreğini taşıyor.”
Zindanlardaki bütün arkadaşlarımızın zerre kadar yalnızlık hissetmesine gerek yok. Çünkü yalnızlık insanın tükenişidir, bitişidir. Yalnız bırakılan insan toplum içinde de ciddi zorluklar çeker. Onun için biz onları yalnız bırakmayacağız. yanlarında olacağız.
Biz birlikte bu topraklara kan akıttık, gözyaşı döktük. Topraklarımız gözyaşlarına doydu. Artık bu topraklara barış ekelim. Biz hep dedikİmralı’nın kapısını açın dedik. O zaman barış çok daha kolay olacak.
Çünkü bizim istediğimiz şey çok açık; özgürlük, demokrasi, adalet, hukuk ve onurlu bir barıştır.”




