Ziyaret sonrası yapılan panelde, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması gerektiği belirtildi.
Dersim’de 24’ncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali öncesi Düzgün Bava İnanç ve Kültür Derneği ve Nazımiye Belediyesi, festival kapsamında program gerçekleştirdi. Programda ilk olarak Düzgün Bava ziyaret edildi.
Ardından, inanç ve kültür konulu panel gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü Tarihçi-yazar Namık Kemal Dinç yaparken, panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Almanya Alevi Kadınlar Birliği Genel Başkanı Özgür Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Tarihçi-Yazar Doç Dr. Yalçın Çakmak katıldı.
‘KADIN YOL'UN KORUYUCUSU OLMUŞTUR’
Almanya Alevi Kadınlar Birliği Genel Başkanı Özgür Demir, Alevi inancındaki "Can" kavramına dikkat çekerek, kadın-erkek arasındaki eşitliğe vurgu yaptı. Alevi inancında komün yaşamın öncelikli olduğunun altını çizen Özgür Demir, "Bizim yolumuzda kadın hiçbir zaman izleyen olmamıştır. Bu Yol'un koruyucusu, aktarıcısı olmuştur. Hafızamızda kadın vardır. Anaların dilinde, duasında inancımız vardır. Biz gerçekten can diyorsak, peki bugün kadının posta oturup oturmadığını tartışıyoruz? Karar mekanizmalarında eşit temsil sağlanmıyor?" diye sordu.
Toplumun değişmesinde kadınların merkezde olduğuna işaret eden Özgür Demir, "Can unutulursa kadın unutulur, Yol'un özü zarar görür. Bu sorunları günümüzde aşmak gerekiyor. Yol'un hafızası sadece acılardan geçmemiştir. Aynı zamanda direnişle de geçmiştir. Devlet Alevileri tanımlamasın, tanısın. Biz Yol'umuzu yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Biz hiçbir zaman Hüseyni duruştan vazgeçmeyeceğiz" diye belirtti.
‘DERSİMLİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN CAMİLER MESCİDLER YAPILIYOR’
Tarihçi-Yazar Doç. Dr. Yalçın Çakmak, kutsal ile kurulan ilişkin bilimle kurulan ilişkiyle izah edilemeyeceğini belirterek, "Dersim'in Osmanlı egemenliğine geçişi Çaldıran Savaşı sonrası. Osmanlı bu bölgeyi hiçbir zaman kontrol altına almadı. Bu bölgedeki topluma şiddetle gelmiştir. Sorunu savaşla halletmeye çalıştı. 400 yıl boyunca bu böyle devam etti. Osmanlı burayı 'sivilce', 'leke', 'ur' olarak görmüş. Osmanlı Dêrsim'i Müslüman olarak görmemiştir. Fetvalarda bunu rahatlıkla görebiliyoruz. 1700'lü yılların sonunda aşiret reisleri çağırıp kafalarını kesip saraya yollamışlardır. Osmanlı paşasının ifadesiyle 'Dêrsim'e sefer olur, zafer olmaz' demiştir. 1891 yılında kayıt altına alınan belgelerde bunu görebiliyoruz. Kontrol altına alınamayan Dêrsim asimile edilmek için, camiler ve mescitler yapılma politikası uygulanma kararı alınıyor. Nakşibendiler atanmıştır. Çocuklar için yatılı okullar eliyle asimile edilmek isteniyor. Bu politika uygulandı” diye kaydetti.
'TOPLUMSAL ÖRGÜTLÜLÜĞÜ OLUŞTURMAMIZ LAZIM'
Ardından konuşan Mustafa Aslan Alevilerin Osmanlı Devleti'nden beri yok sayıldığını ve asimilasyon politikalarının devam ettiğini söyledi. Bazı Alevi pirlerinin "hizmet" için devlet görevlilerinin önünde el pençe durduklarını söyleyen Aslan, şöyle devam etti: "Bu devleti yönetenlerin bize hizmet etmek için var olduğunu unutmamak lazım. Geçmişte kendi inancımıza bağlıydık, geçmişimize karşı sorumluyduk. Bugün biz geçmişimizden kopmaya başladık. Aleviler kendi sorunlarını kendi içinde çözmesi gerekirken mahkeme kapılarında birbirilerini şikayet ediyorlar. Bu bizim inancımızdan ne kadar uzaklaştığımızın göstergesi. Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri kabul edilmedi, zorunlu din dersleri kaldırılmadı. İstanbul Valisi yaptığı açıklamada tüm okullarda mescitlerin zorunlu olduğunu, cuma namazların olması gerektiğini söyledi. İnancımız üzerindeki oynanan oyunları görün. Pirlerimiz köy köy dolaşarak bu yolu kendi taliplerine anlatıyordu. Bugün Alevilerin tüm sorunlarını kurum ve dergahlara bırakıyoruz. Bugün Nazmiye'nin tüm sorunlarını Düzgü Bava Cemevi'ne bırakamazsınız. Biz hepimiz bulunduğumuz her yerde bu inanca yönelik saldırılara karşı toplumsal örgütlülüğü oluşturmamız lazım.”
Aslan, son olarak devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne değinerek sürecin toplumsallaşmasının öneminin altınız çizdi.
'DEMOKRASİ VE EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ'
Panelde son olarak konuşan Yüksel Mutlu, Dêrsim topraklarının yıllardır baskı altında olduğunu ifade etti. Bunların tümünün karşılığı Kürt sorunun çözümsüzlüğü olduğunu söyleyen Yüksel Mutlu, "Dêrsim'de bir de Alevilik sorunu var. Bugün cumhuriyetin 2'nci yüzyılına girerken Cumhuriyetin Alevilerle sorunu var. Cumhuriyet, Alevilere tekçilik dayattı. Bugün yaşadığımız süreçte sorunlarımız halen devam ediyor. Halen eşit yurttaş olmadık. Dêrsim halkı bu örgütlü kötülüğün karşısında boyun eğmedi, Hüseyini duruş burada bitmedi. Cumhuriyetin 2'nci yüzyılında demokrasi ve eşit yurttaşlık istiyoruz. Bunun mücadelesini hep birlikte vermek zorundayız. Aksi halde devlet asimilasyon politikalarına devam ediyor, belediyelerimize kayyım atıyor, arkadaşlarımızı içeri atıyor. Biz buna karşı yıllardır mücadele ediyoruz. İmralı'da Sayın Öcalan'la bir çözüm süreci devam ediyor. Eğer barış olacaksa hepimize olacak, eğer kurtuluş olacaksa hepimiz kurtulacağız. Sürecin kritik noktasındayız, halkımız artık taleplerinin sonuçlanmasını istiyor. Herkes bu meselenin toplumsallaşması için emek vermeli" diye konuştu.
Soru-cevap ile sona eren panelin ardından lokmalar pay edildi.


