Özel Haber- Mümin AĞCAKAYA
30 yıl önce bir mobilyacının yanında çırak olarak başladığı mesleğini sanata dönüştürdü. Ahşap ustası Sedat Özdemir 5-6 yıldır kurumuş, atık konumuna gelmiş ağaçlardan yaptığı çeşitli tasarımlarla birbirinden farklı eserler üretiyor. Güneydoğu Ekspres Gazetesine konuşan Sedat Özdemir; Ağaçların da bir kitap gibi olduğunu, kesitine bakıldığı zaman bütün şeceresini okumanın mümkün olduğunu söylüyor.
Okumasını bilenler için ağaç da kitap gibidirhttps://t.co/8C9O15oxE4 pic.twitter.com/PorcoU7LDx
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 29, 2026
Mobilyacılıktan ahşap ustalığına
Ahşap ustası Sedat Özdemir; “Mesleğe yaklaşık 30 yıl önce bir mobilyacının yanında çırak olarak başladı. Ahşapla uğraşmayı çok sevdiğim için bunu bir meslek olarak gördüm. Son 5-6 senedir de kendi işimi yapıyorum. Ahşap işlerinin yanın da ağaç kökleri, kesitlerinden masalardan çeşitli süs eşyalarına kadar tasarımlar yapıyorum. Ortaya çıkan bu ürünleri epoksili ile buluşturarak daha zengin, uzun ömürlü ve göz alıcı ürünler oluyor.”
Diyarbakır’da bu işin fazla bilinmediği için tanıtımını kendi olanakları çerçevesinde yapmaya çalıştıklarını, en büyük sıkıntılarından birinin de bu işi devam ettirecek eleman konusunda sıkıntı çektiğini söylüyor.

Atık ağaçlardan sanat eserine
Ahşap ağırlıklı bu çalışmalarında ne tür ağaçlar kullandıklarını; ağırlıklı olarak sertliğinden ve daha uzun ömürlü olmalarından dolayı ceviz ağacını kullandıklarını, müşterilerinin de genelde bunu tercih ettiklerini, müşterilerin talebine göre zeytin, kestane, kayın, iğde gibi ağaçları da tercih ediyorlar diyor.
“Ortaya çıkardıkları bu çalışmalarda ağaçların dokusunu görenler, ağaçtan anlayanlar daha fazla ilgi gösteriyor.
Genelde kuruyan ağaçlardan, yıldırım çarpan, kuruyan atık olarak değerlendirilen, hatta sobalarda yakılmak için bir kenara ayrılan ağaçları da kullanıyoruz. Bu atık ağaçlara kendi işçiliğimizi de katarak birbirinden farklı tasarımlar ortaya çıkarabiliyoruz.

Ağaçları aldığımız fabrikalar Orman Bakanlığı ile birlikte çalışıyorlar. Bakanlığın tescillediği ağaçların kesimi yapıldıktan sonra biz de gidip fabrikadan fırınlanmış olarak satın alıyoruz.”
“Epoksil ağaçla işlendiği zaman; ağacın damarlarını, gözeneklerini daha belirgin hale getiriyor ve ona apayrı bir canlılık katıyor.
‘Ağacın kesitinden şeceresini okumak mümkün’
İnsanlar böyle asırlık ağaçlara dokundukları zaman ağacın geçmişini, ağacın kesitindeki damarlardan nasıl oluştuğunu görebiliyorlar. Çünkü her ağacın kendine göre damarları farklı oluşuyor. Hiçbirisinin bir benzerini bulmak mümkün değil. Her biri kendine özgü, doğasına uygun, yetiştiği yere göre damarları ortaya çıkıyor.

Biz ağaca her zaman ölümsüz deriz. Ağaç her zaman canlıdır. Ağaç epoksil ile buluştuğu zaman tamamen ölümsüzleşiyor. Epoksille kapattığın zaman havayla teması kesiliyor. Ağaç dış ortamlardan etkilenmiyor ve ömürlük oluyor.
“Ağaçlar bir kitap gibidir. Okumasını bilenler için. Bir ağacın kesitine baktığın zaman o ağacın geçmişini, geçirdiği evreleri görebilirsin. Mevsim kurak geçtiği zaman damarlar arası mesafe daralıyor. Çok yağmurlu ve ağaç sulak alandaysa damarlar arasındaki mesafe genişliyor. Yani o kesitten ağacın şeceresini anlamak mümkündür.”


