ÖZEL HABER/Mümin AĞCAKAYA
Yirmi yıldır yaygın ve yerel dergilerde köşe ve araştırma yazıları ile öyküler de kaleme alan yazar Reyhan Alkar Karlıdağ, biriken öykülerinden dokuzunun yer aldığı ‘Uzak Neresi’ kitabında yayınlandı.
Yazar Reyhan Alkan Karlıdağ’dan ‘Uzak neresi’ kitabı yayınlandı https://t.co/Q9QlMIhUkD https://t.co/GA5OapNuK3
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) October 22, 2026
Yazar Karlıdağ, toplum olarak artık çok okumayı, uzun metinler okumayı sevmediği için öykülerini mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışarak, toplumsal farkındalığa vurgular yapan öykülere yer verdiğini söyleyerek, “Hayat mücadelesinden ve yoğunluğundan dolayı hayatın dinamiklerini kaçırıyoruz.” diyen yazar her öyküde bir temayı ele alıyor. Güneydoğu Ekspres’in sorularını yanıtlayan Karlıdağ’ın verdiği cevaplar şöyle:
Öykülerinizi yazarken esinlendiğiniz ne tür olay ve kişilikler oldu?
İlk öykü olan ‘Kadavra’yı yazarken ana temam kişilik bölünmesiydi. Bir psikolog kadar araştırdım, inceledim. Kişilik bölünmesini Şubat Diyarbakır depreminde ailesini kaybeden bir genç kızın öyküsüdür. ‘Uzak Neresi’ öyküsünde yakın çevremden birinin fiziksel eksikliğini işledim. Yıllarca onu gözlemledim. Yaşadıklarını, onun hissettikleri gözlerine yansıyordu. Onun gözlerine yansıyanları kaleme aldım.

‘Nar’ diye bir öykü var. Nar arapça'da ‘Ateş’ demek 90'lı yıllarda bizim coğrafyamız da bildiğiniz üzere köylerimizi yaktılar evleri yakılan bir ailenin batıya göçünü ve sonrasında başından geçenler anlatılıyor. ’Sıra Sende’ isimli öyküde mesela distopik çağrışımlar var. Bundan 400 yıl sonra sana hayal ederek sorgulamaya çalıştım.
Diğer öykülerde renklerin çarpışmasında kültür farkını dile getirdim. Bir Kürt genciyle bir Türk kızının evlenmesi sonrası, yaşam mücadelesini, ‘Ezo ile Lorin’ isimli öyküde kadın fikri üzerinde durdum.
Yazmak insanı nereden nereye taşıyor?
İlk ödülümü ortaokulda almıştım. 7 sınıfta 700-800 kişinin katıldığı kompozisyon yarışmasında 1. Olmuştum. O günden sonra hep yazıyorum.
Yazmak beni nereye getirdi? Yazmak beni büyüttü. Yazmak için önce okumak gerekiyor. Okuyunca sadece edebi dünya içerisinde değil hayatında birçok detayını yakalayabiliyorsunuz, çünkü ufkunuzu açmış oluyorsunuz. Okumakla olayları daha iyi analiz edebiliyorsunuz. Çevrenizde kendinizden daha çok şey katabiliyorsunuz. Okumanın ikinci perdesi de yazmak. Okumak birikim oluşturuyor ve bu birikim içeride kalmıyor. İster istemez Çok şeyi yazmakla pekiştirdim. Duygularımla yazıyorum. İnsanlara konuşmaktan, anlatmaktan, açıklamaktansa böyle zaman, zaman duyguları yazıyorum kendini kağıda döktürüyor.
Çok şeyi yazmakla pekiştirdim. Duygularımla yazıyorum. İnsanlara konuşmaktan, anlatmaktan, açıklamaktansa böyle zaman zaman duyguları yazıyorum. Yazmak benim küçücük ufkumu büsbüyük yaptı, buralara getirdi diyebilirim.
‘Yazmak seni nasıl değiştirdi’
Yazmak, ufkumu açtı, bakış açımı şekillendirdi ve değiştirdi. Analiz yapmamı sağladı. Her gördüğüme, her duyduğuma öyle hemen atlayıp inanmamayı, araştırmayı ve sorgulamayı sağladı. Her şeyden önemli ise yaza yaza okuya okuya sorgulayan ve sürekli araştıran bir insana dönüştürdü.
Yazdıklarım da yazmak istediklerim de var. Kürtçe 8-9 skeç yazdım onları çoğaltmayı düşünüyorum. Bazılarını tiyatro oyunu gibi yazıyorum, yazılmış olanlar da var onları da daha detaylı ve kapsamlı ve detaylı bir çalışma ile genişleteceğim.
Kime ve neye göre uzak?
Uzak ya da yakın kavramı biraz da ironiktir. Uzak bazen burnunuzun ucunda ya da hemen yanı başınızdaki olabilir. Görmek istemezsen uzaktır. Ama çok uzakta, halk deyimiyle Fizanda olsa görmek istersen de çok yakınındadır. Yakınlık ve uzaklık; duygu, düşünce ve gönül bağıyla ilgilidir.
Ne tür tepkiler aldınız?
Kitabın ismi ve kapağı beğenildi. Eleştiri olabilecek tepkiler öyküleri neden kısa tuttuğunla ilgiliydi. Niye bu kadar kısa kestin, niye devam etmedin, tadı damağımızda kaldı tarzında yorumlar aldım. Benim de amacım buydu zaten. Ne kadar uzatmış deyip bir köşeye bırakılması yerine, okuyanın tadı damağında kalmasını daha çok tercih ettim.
Bazı öykülerin ucunu açık bıraktım. Her zaman her şeyin bir sonu olmayabiliyor bazı öykülerde sonucunu açık bırakıp okuyucuya bıraktım.



