ÖZEL HABER - İbrahim İnanç YILDIZ


Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Diyarbakır’da 80 civarındaki sivil toplum örgütüyle ortak bir çalışma yaparak, kent sorunlarını masaya yatırdı ve çözüm önerileri hazırladı. Bu sorunlardan birisi de belediyelere kayyım atanması sonrası kadın merkezlerinin kapatılması ya da işlevsizleştirilmesi olarak gösterildi.

Bu sorunun kadına yönelik şiddeti katmerleştirdiği dile getirilen çalışmada, çözüm olarak belediyelerde kadın daire başkanlığı ve müdürlüklerinin kurularak, kadın merkezlerinin yeniden varlıklarını sürdürmesi ve bütçenin kadın ile çocuğu duyarlı olması gerektiği ifade edildi. Çalışmada, ayrıca, kadınların ortak çalışabileceği, siyaset üstü örgütlenme gücünü açığa çıkaracağı, güç birliği yapacağı ağların kurulmasının altı çizildi. 

“KADIN MERKEZLERİNİN İŞLEVSİZLEŞMESİ ŞİDDETİ KATMERLEŞTİRDİ”

Çalışmada katılımcılar kentte şiddet eğiliminin, özel olarak da kadına yönelik şiddetin artmasının önemli bir sorun olarak tanımlarken, şu ifadeler kullanıldı: “Erkekler tarafından şiddete uğrayan kadınların başvurulabilecekleri ve güvenle barınabilecekleri mekanizmaların önceki dönemlere göre son derece kısıtlı olması yaşamı tehdit altında olan kadınlar için hayati bir önem taşıyor. Kayyım döneminde kadın sığınakları ve merkezlerinin kapatılması ya da işlevsiz hale getirilmesi kadına yönelik şiddet sorununu katmerleştirdi.”

“KADINLAR DAHA SAVUNMAMASIZ HALE GELDİ”

Sadece fiziksel şiddet değil derin yoksulluk ve bunun yarattığı baskılanma durumu, psikolojik şiddet, dışlanma gibi durumların da özellikle kadınların yaşamını zorlaştıran unsurlara dönüştüğü dile getirilen çalışmada, “Kayyım belediyeciliğin, yerel yönetimler nezdinde kadını güçlü kılmaya çalışan önceki dönemin kurumsal yapılarını sonlandırması, kadınların daha savunmasız hale gelmesine yol açmıştır” denildi. 

“KAPATILAN KADIN SIĞINMA EVLERİ VARLIKLARINI SÜRDÜRMELİ”

Yaşanan soruna karşı çözüm önerileri de anlatıldı. Çalışmada, temel sorunlardan birinin kadına yönelik algısal tutum ve yaklaşım olduğunu belirten bir katılımcı, kayyım döneminde kapatılan, işlevsiz hale getirilen özellikle kadın sığınma evlerinin varlıklarını sürdürmesinin önemli olduğunu vurguladı. 

Geleneksel olarak kadınlara siyaset, ekonomik ve sosyal alanın de facto olarak yasaklandığı ifade edilen çalışmada, kadının bütünüyle toplumsal alanın dışında tutularak 4 duvar arasına hapsedildiği, erkeğe ve çocuğa hizmetin beklendiği bir yaklaşım benimsendiği belirtildi. 

Gelenekçi bu yaklaşımın şiddetle de beslenince kadınların desteklenmesi için barınma, sığınma gibi ihtiyaçlarının karşılanması daha acil bir konuya dönüştüğü dile getirilen çalışmada, “Kadınlar açısından şiddet önemli bir sorun olmakla birlikte yoksulluk ve yoksunluk kadınları derinden etkileyen diğer baskı unsurları. Önceki dönemlerde kadınların kente katılımları, kendilerini ifade edişleri, sorunlarının çözümü noktasında belediyelerin oldukça başarılı olduğuna vurgu yapıldı” denildi.

“BELEDİYELERDE KADIN DAİRE BAŞKANLIĞI VE MÜDÜRLÜKLER KURULMALI”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde Kadın Daire Başkanlığı ve alt belediyelerde kadın müdürlüklerinin kurulması gerektiği ifade edilen çalışmada, en önemlisi de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemelerin bütün belediyelerde olmasının kadını son derece güçlü kıldığı, kadının sorun alanı ve ihtiyaçlarına hızlıca katılımcılıkla çözüm üretildiği vurgulandı. 
Çalışmada, kadınların sorunlarını çözmek, ihtiyacına yönelik sığınma evi inşa etmek veya sığınma evi öncesinde, güvenliğini sağlamak için bazı duraklara ihtiyaç olduğunda bunları gerçekleştirmenin bütçelemenin sonucu olduğu aktarıldı.

“KADIN VE ÇOCUĞA DUYARLI BÜTÇELER OLUŞTURULMALI”

Çalışmada, yerel yönetimlerin de yeteri kadar bütçe ayırabildiklerini belirten katılımcılar, kayyımların yaptığı ilk işin kadınlara dair ne kadar birim varsa kapatmak olduğunu belirtti. Kadına yönelik erkek şiddetinin bütün yakıcılığıyla devam ettiği, dolayısıyla kadınların başvuru mekanizmalarının kapatılma\ işlevsizleştirilmesinin şiddete uğrayan kadını savunmasız bıraktığı dile getirilen çalışmada, şu ifadeler kullanıldı: “Söz konusu mekanizmaların güçlü bir şekilde çalışmalarını yürütecek şekilde konumlanmalı…

Kadına yönelik şiddetin temel kaynağı geleneksel toplum anlayışına sahip erkekler. Bu nedenle toplumsal cinsiyete duyarlı zihniyeti tesis etmek için kadınıyla, erkeğiyle el ele vererek zihniyet dönüşümünü yaratılmalı… Bu dönüşüm eğitimlerle desteklenmeli… Ayrıca kamusal alanda kadın ve çocukların kullanabileceği güvenlik butonları olmalı… Tehlikede hissettikleri anda ulaşabilecekleri kanalların, mecraların belediyeler tarafından denetlenebilir ve de uygulanabilir olması daha yaşanabilir ve adil bir kent hayaline ulaşmanın en önemli adımı… Kayyımdan önceki dönemlerde olduğu gibi kadın ve çocuğa duyarlı bütçelerin oluşturması gerekli…”

“YOKSULLUK KADINI ŞİDDETE MARUZ BIRAKIYOR”

Kentte yoksulluk kıskacında olan ve eşleri uyuşturucu bağımlısı olduğundan, gündelik işlerle, temizlikle ailesini ayakta tutmaya çalışan kadınların olduğu belirtilen çalışmada, Ben û Sen Mahallesi örneğinin verildi. Bu semtte yaşayan gündelikçi (ev işçisi) kadınların ekonomik sıkıntıdan dolayı toplu taşıma ücretini bile ödemede güçlük çektiği ifade edilen çalışmada, bunun şiddeti yeniden üreten bir olgu olduğunun altı çizildi. Yoksulluğun en çok kadınları etkilediği vurgulanan çalışmada, ekonomik olarak erkeğe bağımlı kadının şiddete maruz kaldığı belirtildi.  

“SİYASET ÜSTÜ ÖRGÜTLENME GÜCÜNÜ AÇIĞA ÇIKARACAK AĞLAR KURULMALI”

Hem yerel yönetimler üzerinden hem de kent dinamikleri üzerinden kadınların istihdam edebilecek alanların yaratılmasının çok önemli olduğu dile getirilen çalışmada, şu ifadeler kullanıldı: “Dolayısıyla da tam da 31 Mart 2024 yerel seçimler öncesinde olduğumuz bu dönemde, kadına şiddet konusu başta olmak üzere kadın sorunlarının bir manifesto olarak belediye başkan adayları tarafından benimsenmesi için baskı grubu oluşturup, lobi faaliyetleri yürütmek ve bazı taahhütlerin alınmasını sağlamak gerekiyor. Diyarbakır ciddi anlamda politize olmuş bir kent. Kadınların ortak çalışabileceği, siyaset üstü örgütlenme gücünü açığa çıkaracağı, güç birliği yapacağı ağlar kurulması önerisinin altı çizildi.”

Muhabir: İbrahim İnanç Yıldız