ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU-Veli BALTACİ

Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Tepe köyünde doğan Nasır Ber, henüz 4 yaşındayken ailesinin yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Adana’ya göç etti. Çocukluk yıllarını barakalarda geçiren Ber, ailesine destek olmak için küçük yaşta çalışmaya başladı. Pamuk tarlalarında ve portakal bahçelerinde çalışan, simit satan ve ayakkabı boyacılığı yapan Nasır Usta, bu zorlu süreçte kardeşlerinden birini kaybederek büyük bir acı yaşadı.

1974 yılında Adana’da kebap sektöründe çalışmaya başlayan Nasır Usta, yıllar içinde mesleğinde ustalaşarak kentin elit semtlerinde lüks restoran anlayışıyla hizmet veren işletmeler kurdu. 2009 yılında memleketi Diyarbakır’a dönme kararı alan Ber, burada üç restorant açtı. Kısa sürede büyük ilgi gören işletmeler, hem kent sakinlerinin hem de turistlerin uğrak noktası haline geldi.

NASIR USTA, YARDIM FAALİYETLERİYLE DE DİKKAT ÇEKİYOR

Öte yandan Nasır Usta, yardım faaliyetleriyle de dikkat çekiyor. ‘Haydi Çocuklar Kebaba’ kampanyası kapsamında iki yıl boyunca köyleri ziyaret ederek daha önce hiç kebap yememiş çocuklara ücretsiz kebap ikramında bulundu. Ramazan aylarında ise kentin dar gelirli mahallelerinde kebap dağıtan Ber, kendi restoranlarında da düzenli olarak onlarca kişiye ücretsiz yemek veriyor.

NASIR USTA HİKÂYESİNİ EKSPRES’E ANLATTI

68 yaşındaki Nasır Usta, zorlu hayat hikayesini Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e şöyle anlattı:

“Ben Diyarbakır’ın Bismil ilçesindenim. Henüz 4 yaşlarındayken, yokluk nedeniyle rahmetli babamla birlikte Adana’ya göç ettik. O zamanlar Adana’da ya kebapçı olurdunuz, ya tablacı, ya kasapta çalışırdınız ya da çaycı. Olmadı, hamallık yapar, çekirdek ya da karpuz satardınız. Ben bunların hepsini yaptım. İlk işim, sepette simit satmak oldu.

Yoksulluktan Zirveye4

“ÇIRAKLIKLA BAŞLADIM”

Daha sonra bir ciğercide işe başladım. Adana’da ‘Babalık Mustafa’ diye bilinen bir yer vardı; eski Adanalılar iyi bilir. Ben de simit almaya giderken orada ‘çırak aranıyor’ diye seslendiklerini duydum. Yanlarına gidip çalışmak istediğimi söyledim ve böylece çıraklığa başladım.

“ÇARESİZ KALDIĞIM ZAMANLAR OLDU”

Mesleği tamamen öğrendikten sonra kendi işimi kurmak istedim ve bir dürümcü açtım. Ancak maalesef iflas ettim. İnsan çaresiz kalıyor. Ne kimsem vardı ne de bir çevrem. Ayrıca hayatım boyunca okula gitmedim; hala doğru dürüst okuma yazma bilmiyorum. İmkansızlıklar yüzünden Diyarbakır’a geri döndüm.

TALİHSİZ BİR OLAY YAŞADILAR, AMA TOPARLANDILAR

Bir süre kızım ve damadımın yanında kaldım. Damadımın Dağkapı’da bir dükkanı vardı, ancak çıkan bir yangın sonucu dükkan yandı. Biz de sıfırdan başladık. Bir yerden masa, bir yerden sandalye toplayarak dükkanı yeniden kurduk. Gerekli eşyaların bir kısmını kiraladım, kalanını ise bit pazarından temin ettim. İşimize dört elle sarıldık ve zamanla tanınmaya başladık.

Yoksulluktan Zirveye3

“DİYARBAKIR İNSANI EMEĞE SAYGI DUYAR”

İşimin her aşamasıyla ilgilenmeyi severim ve buna önem veririm. Diyarbakırlı hemşerilerim de beni hiç yalnız bırakmadı. Bunu söylerken duygulanıyorum. Diyarbakır insanı emeğe saygı duyar; nerede olursa olsun emekçinin yanındadır. Onlara özellikle teşekkür ediyorum.

“DEFALARCA İFLAS ETTİM, ARTIK ESKİ HATALARA DÖNMEK İSTEMİYORUM”

Adana’da 8-10 kez iflas ettim. Gurbette çalıştım, küçücük odalarda kaldım. Rahmetli annem ve babam çok zorluk çekti. Şimdi belli bir yaşa geldim, çocuklar büyüdü. Artık eski hatalara düşmek istemiyorum. İşimi seviyorum ve elimden geldiğince güler yüzlü olmaya çalışıyorum. Bu meslek samimiyet ister; sahte değil, içten bir güler yüz ister.

“BUGÜN D İYARBAKIR’DA ÜÇ ŞUBEMİZ VAR”

Allah’a şükür, bugün Diyarbakır’da 3 şubemiz var. Her gün hepsini gezer, kontrol ederim. Bir sloganım var: ‘Allah’ın izniyle, yemediğimi kimseye yedirmem.’ Vicdansızlığa göz yummam.

Yoksulluktan Zirveye2

ÇALIŞANLARININ DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLUYOR

Çalışan arkadaşlarıma özel bir ilgim var; onları evlatlarım gibi görürüm. Doğum günlerini öğrenir, birlikte kutlamaya çalışırız. Düğün sonrası bizi ziyarete gelen gelin ve damatları da alkışlarla karşılarız.

“BENİM İÇİN AMEDSPOR ÇOK DEĞERLİDİR”

Benim için torunlarım ve Amedspor çok değerlidir. Amedspor bölgenin gurur kaynağıdır. İnsanlarımızın sevinmeye ihtiyacı var. Denizimiz yok, rahatça vakit geçirecek çok alan yok. Ama bir futbol maçına gidildiğinde, insanların nasıl keyif aldığını görürsünüz. Bebeğini alıp gelen anneler bile var.
Eğer Amedspor 1. Lig’e çıkarsa, şehir çok canlanır. Deplasman takımlarıyla gelen insanlar esnafa katkı sağlar; restoranlara gider, otellerde kalır, alışveriş yapar. Bu da herkesin kazanmasına vesile olur. Ben memleketimi seviyorum ve kalkınmasını istiyorum.

Diyarbakır’a gelen takımları da elimizden geldiğince ağırlıyoruz. Aynı anlayışın Türkiye’nin her yerinde olmasını isterim. Bu ülke hepimizin. Gençlerimizi desteklemeliyiz.

Diyarbakır’da yeni yerleşim alanlarına içme suyu hattı
Diyarbakır’da yeni yerleşim alanlarına içme suyu hattı
İçeriği Görüntüle

Yoksulluktan Zirveye1

“160 ÇALIŞANIM VAR”

Şu anda yaklaşık 160 çalışanımız var. Hesap kitap konusunda aşırı detaycı değilim; önemli olan kimseye borcumuzun olmaması ve çalışanlarımızın hakkını vermek. Gerisi Allah’a kalmış.

KEBAPÇILIKTA EMEKLİ OLMAYI DÜŞÜNMÜYORUM

Resmiyette emekliyim ama kebapçılıktan emekli olmayı düşünmüyorum. Bastonla da olsa işe gelirim. Sabah erken kalkar, biraz spor yapar ve sonra işimin başına geçerim. Gece geç saatlere kadar çalışırım. Beni ayakta tutan şey, müşterilerimize hizmet etme isteği ve işime olan sevgimdir.

“HERKES İŞİNİ YAPSIN, İŞİNDE USTALAŞSIN”

Son olarak şunu söylemek isterim; Herkes kendi işini yapsın. Avukat olan avukatlığını, öğretmen olan öğretmenliğini geliştirsin. Bilmediği işe giren başarılı olamaz, sonunda zarar eder. Kimse kendini kandırmasın.

Yoksulluktan Zirveye

KADER BİZİ GERİ ÇAĞIRDI

Konuşma tarzım bazen Adanalı gibi gelebilir ama ben Bismilliyim. Nüfus kaydımızı hiç Adana’ya aldırmadık. Sanki kader bizi geri çağırdı. Aç gittim, aç döndüm. Babam da aç gitmişti. Hatta ben eksiyle geri geldim.”

Muhabir: Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU / Veli BALTACİ