Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması başta olmak üzere Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yasal ve hukuki adımların atılması talebi ve “Gavek ji bo Aştiyê/Barış İçin Adım At” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirdi.
Aralarında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da olduğu, il ve ilçe örgütleri ile çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü ile kişinin katıldığı kitle, Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi.
“Barış için Adım At” pankartının açıldığı eylemde, kitle buradan Meclis Parkı’na doğru yürümek istedi. Ancak polisler valilik izni olmadığı iddiasıyla izin vermedi. Bunun üzerine kitle, Sakarya Caddesi’ne yürümek istedi. Polisin barikatlarla önlerini kapatması üzerine kitle sık sık “Aç aç barikatı aç” sloganı ve alkışlarla engellemeye tepki gösterdi. Sık sık “Siyasi tutsaklar onurumuzdur”, “Sırrı’ya sözümüz barış olacak”, “Barışın mimarı İmralı’da”, “Bê Serok jiyan nabe”, “Siyasi tutsaklar için adım at”, “Hasta tutsaklar için adım at”, “Demokratik Türkiye için adım at” sloganlarını attı.
Yapılan müzakerelerin ardından kitlenin Sakarya Caddesi’ne yürüyüşüne izin verildi. Kitle sloganlar eşliğinde yürüyüşünü Sakarya Meydanı’na kadar gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu.
‘TÜRKİYE TARİHİ BİR DÖNEMEÇTE’
Bakırhan, barış için yürüdüklerini belirterek, Türkiye’nin tarihi bir dönemeçte olduğunu söyledi. Bakırhan, devamında şunları söyledi: “Son 50 yılını meşgul eden çatışma ve şiddet ortamının devre dışında kalacağı sorunlarımızı diyalogla, müzakereyle çözeceğimiz bir süreci yaşıyoruz. Tek taraflı çok ciddi adımlar da atıldı. Sayın Öcalan’ın çağrısıyla birlikte çok önemli tarihi günler yaşıyor Türkiye. Bir buçuk yıldır devam eden ama henüz tek taraflı adımları aşmayan bu süreçte burada halklarımızla birlikte, kadınlarla, gençlerle, öğrencilerle Türkiye’nin demokratik kitle örgütleriyle siyasi partilerle birlikte artık iktidara, devlete, yürütmeye adım at diyoruz.
BARIŞ CESARET İSTER
Haksız, hukuksuz yere içeride olan siyasi tutsaklar için adım at diyoruz. Halkın iradesiyle seçmiş olduğu kayyımlar yerine atamış olduğun memurlarını geri çek, halkın iradesi görevine dönsün diye adım atıyoruz. Çevre katliamını durdur diye adım atıyoruz. Kadın katliamları bitsin diye adım atıyoruz. Demokrasi olsun diye adım atıyoruz. Barış cesaret ister. Evet, barış kararlılık ister. Barış bir disiplin ister. Bir tarafta görüşmeler sürerken, bir tarafta da iki adım bizi yürütmeyen bu anlayış barışa hizmet etmiyor. Barış polis kalkanlarıyla, dipçiklerle, coplarla engellenmez. Türkiye bu tarihi günleri demokrasiyle, müzakereyle başarıya ulaştırmak zorundadır. Bu toprakların her karışına acı düştü.
UMARIM BU SESİ MECLİS’TE DUYAR
Bu toprakların her karışına kan düştü. Neredeyse 86 milyon canımız kan ve acı biriktirdiler. İşte bir daha kan olmasın, bir daha acı olmasın. Bu topraklar kan ve acı yerine barış biriktirsin, demokrasi biriktirsin diye yollardayız. Yürüyoruz. Umarım Türkiye’nin dört bir tarafında yürüyen halklarımızın sesini artık Ankara’da bulunduğumuz Meclis de duyar. Barış durağan bir siyaseti kabul etmez. Barış bu süreci, sürece yaymayı kabul etmez. Barış bir an önce bu konuda ne yapılması gerekiyorsa gereklerini yerine getirmekle ancak olur.
MECLİS RAPORU HAYATA GEÇİRİLMELİ
Meclisin hazırladığı rapordaki başlıkların artık hayata geçmesi gerekiyor. Ne diyordu bu raporda? AİHM ve AYM kararları uygulansın diyordu. O zaman soruyoruz. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Nazmi Gür, Leyla Güvenler hala neden içeridedir? Neden siyasi tutsaklar Meclis raporunun belirttiği gibi şimdi kendi ailesiyle birlikte, yoldaşlarıyla birlikte siyaset yapmıyor. Kayyımlara değinmişti rapor. 1,5 yıl geçti. Hala Kürtlerin, Türkiye emekçilerinin iradesini gasp edenler, sessiz ve sessiz bir şekilde gasp eden kayyımlar tarafından yönetiliyor. İşte bir samimiyet varsa önce AİHM, AYM kararları, daha sonra kayyımlar geri çektirilmelidir. Eğer gerçekten bir samimiyet varsa karşılıklı polemiklere girmeden barış neyi gerektiriyorsa onun adımını atmak gerekiyor.
ÖCALAN’IN ÖZGÜR YAŞAM KOŞULLARI DÜZENLENMELİ
Sayın Öcalan'ın özgür iletişim, yaşam ve çalışma koşulları düzenlensin dedik. Kim neyi bekliyor? Henüz anlamış değiliz. Yine partimize dönük baskılar dursun dedik. Siz de gördünüz. 10 adım yürüyemiyoruz. Ya kardeşim Ankaralı esnaf bizim canımız, ciğerimiz. Ankara'da bu sokaklarda gördüğünüz insanların tamamı emekçiler ve yoksullardır. Barış neden olsun biliyor musunuz? Esnaf dükkanını kapatmasın diye olsun. Bugüne kadar savaş ve çatışmaya ayrılan 3 trilyon dolar öğrenciye, emekliye, asgari ücretliye, esnafa ayrılsın diye barış diyoruz.
BİR AN ÖNCE ADIM ATILMALI
Bizler bu alanları binlerle, on binlerle doldurabilirsek cezaevlerinde tek bir siyasi tutsak kalmaz. Tek bir belediyede kayyım kalmaz. Tek bir doğamız, çevremiz katledilmez. Tek bir insanımız düşüncelerini ifade ettiği için cezaevlerine koyulmaz. Onun için hep birlikte bugünden sonra daha güçlü bir şekilde alanları doldurarak, bir buçuk yıldır sessizliğini koruyan, barış süreci için gerekli olan adımları atmayan bu yürütmenin, bu iktidarın adım atmasını sağlayabiliriz. Biz umutluyuz ve tekrar ediyorum. Boş polemikler yerine, boş tartışmalar yerine, önce sen, önce ben tartışmaları yerine eş güdümlü olarak kim üzerine ne düşüyorsa bir an önce Türkiye hakların huzurunda adım atmalı ve gereğini yerine getirmelidir.
DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN
Bizler demokratik bir Türkiye için eşit ve onurlu bir yaşam için, öğrencilerin ana dilinde parasız bilimsel eğitim görmesi için, kadınların özgürce yaşaması için, çevrenin katledilmemesi için bu topraklarda size sözümüz olsun hem mecliste hem bugün burada olduğu gibi sokaklarda Türkiye'nin dört bir yanında barışçıl demokrasiyi ve özgürlükleri haykırmaya devam edeceğiz. Sadece Ankara'da değil, sadece Şırnak'ta değil, İstanbul'da da böylesine onurlu bir meseleyi sahiplendiğiniz için her şeye rağmen barış dediğiniz için, barış için yürüdüğünüz için hepinize minnettarım.”
Açıklamanın ardından eylem son buldu.





