Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bursa İl Örgütü, 5’inci Olağan Kongresi’ni Orhangazi ilçesinde bulunan bir davet salonunda gerçekleştirdi.
Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı kongre saygı duruşuyla başladı.
Ardından Tuncer Bakırhan, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Bakırhan, “Türkiye parlamentosunun 3’üncü büyük üçüncü büyük partisiyiz. Bir daha Suruçlar, Roboskiler yaşanmasın diye faili meçhuller olmasın diye, Kürdün Türkün Çerkezin Alevinin, kadının özgürce ve eşit şartlarda yaşadıkları bir Türkiye’yi öreceğiz” dedi.
‘Bursa’da zenginlik var ancak emekçi bundan pay alamıyor’
Bursa’daki gelir eşitsizliğine dikkati çeken Bakırhan, “Bursa’da zenginlik var ancak emekçi bundan pay alamıyor, yoksul bundan pay alamıyor. Yerinden yurdundan edilip buraya gelen yurttaşlar burada iş, ekmek bulamıyor. İnsanlar kira borcunun derdine düşmüş. Yıldırım ile Nilüfer arasında büyük bir fark var” diye konuştu. Antalya’da bir yurttaşın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla kendisini tutuklattığını hatırlatan Bakırhan, “Tutuklanan insan bunu niye yaptı biliyor musunuz? Dışarıda kalacağı yer yiyeceği ekmek olmadığı için. En azından cezaevinde karnım doysun diyerek bunu yaptı. İnsanlar barınmak ve karnını doyurmak için kendi kendisini tutuklattırıyor. Bu, ülkenin ekonomisinin hangi noktaya geldiğinin en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
DEM Parti’nin 86 milyon insanın eşit ve adilce yaşaması için mücadele yürüttüğünü belirten Bakırhan, şunları söyledi:
“Bir gün iktidar olabilirsek, ülkeyi yolsuzluğun, rantın olmadığı açık şeffaf bir biçimde yöneteceğiz. Size bunun sözünü veriyor. Bu yıl hep birlikte Bursa’da kongre yapıyoruz. Burada ilk çalışma yürüttüğüm süreçlerde geçtim. O zaman bana DEM Parti kurulacak ve bu parti Türkiye’nin 3’üncü büyük partisi olacak deselerdi inanmazdım. Ama şimdi ne kadar gurur duysak azdır. Biz dünyada örnek bir partinin üyeleriyiz. Bugün de Bursa’da kongre yapıyoruz. Bu kadar baskıya rağmen hala Bursa’da halkları bir araya getiren bir parti olmaktan gurur duymak gerekiyor. Evet, iktidar olacağız ama bunun için güçlü olmamız gerekiyor. Bu yüzden herkesi kendi parti zeminimize çekeceğiz. Bursa’nın diğer il ve ilçelerinde de örgütlenecek. Mevcut altyapımızda yetinmeyeceğiz. Bunun için Bursa’nın her sokağı her caddesi, her fabrikası, her iş yeri bizim çalışma alanımız ve sahamız olmak zorundadır. Bu parti Selehattinlerin, Figenlerin, Nazmilerin, Leylaların Ayşe Gökhanların, Vedat Aydınların, Mehmet Sincarların partisidir. Bugüne kadar önemli bir aşama kat ettik. Ancak bu yeterli değil. Eko kırımın, kadın kırımının durması için daha kat edilecek çok yol var. Yoksulluğun işsizliğin durması için Kürdün kendi anadiliyle kimliğiyle eşit yurttaşlık temelinde yol yürümesi için varız.”
Fon krizi
Eylül ayında ortaya çıkan fon krizine değinen Bakırhan, bu vurguna imza atanların hala hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ancak vurguna dair eleştiride bulunanların ise gözaltına alındığını, tutuklandığını belirtti. Bakırhan, “Bizim yerel yönetim anlayışımızda emekçi, yoksul, genç var. Hizmet var. Kimse cebini ve kasasını doldurarak gitmiyor. Ekonomi, yargıdaki sorunları gidermek, bu sistemi ve anti demokratik uygulamaları ortadan kaldırmak için DEM Parti’yi büyüterek iktidara getireceğiz” dedi.
Süreç
Süreçteki gelişmelere de değinen Bakırhan, şöyle devam etti:
“Bir taraftan da bir süreç yürütüyoruz. Hem bir taraftan müzakere bir taraftan da muhalefet yaparız. Nerede olursak olalım ilkelerimize göre hareket ederiz. Müzakerenin de kıymetini biliriz, onun için gereken çabayı da samimi ve dürüstçe ortaya koyarız. Ama son vurgunun da açığa çıkması için Meclis’te Gülistan Kılıç Koçyiğit ve vekilimizin de yaptığı gibi elimizi masaya vurabiliriz. Biz öylesine oluşan bir parti değiliz. Partimiz, sizin ödediğiniz bedeller ve emeklerle ortaya çıkan bir bütündür. Bu iktidarla barış olmaz diyenler de var. Ama şunu söylemek istiyorum. Barış karşınızda kim olursa olsun yürütülen bir şeydir. Barış ertelenmesi, geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Her barışmadığımız süreç içerisinde Türk ve Kürt gençlerinin yaşamı sonlanıyor. Dolayısıyla barışı kurumsallaştırmak için karşımızdaki muhatap kimse Türkü, Kürdü, devrimcisi, sosyalisti ile birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Biz atmaya zorlamadığımız müddetçe her şey iktidarın istediği gibi devam eder. Onun için barış süreci tarihidir ve önemlidir. Kiminle yürütüldüğünün tartışması yerine barış sürecinde iktidara adım attırmak için ortak mücadele etmek, barış sürecine ortak destek vermek gerekiyor. Sayın Öcalan çok önemli bir risk aldı. O, bu kadar samimi adımlar atmışken iktidar neyi bekliyor? Kayyımları geri çekmek, AİHM-AYM kararlarını uygulamak için neyi bekliyor? Kürtler 7’den 70’e bu barışı sağlamak için mücadele ediyor. İktidara sesleniyoruz; adım atmak için beklemeyin. Başta cezaevlerinden başlayın. Selçuk Kozağaçlı’dan, Can Atalay’dan, Demirtaş ve Yüksekdağ’dan başlayın. Her gün kadınları katleden bu cezasızlık politikalarından, eko kırımdan başlayın. Federe Kürdistan’da bir konferansa katılmıştık. Orada herkesin Türkiye’deki barış sürecini önemsediğini gördük. Bu barışın Ortadoğu’yu da iyileştireceğini söylüyorlardı. Yani bizim barışımız sadece bizi ilgilendirmiyor. Bizim sağlayacağımız onurlu barış aynı zamanda Ortadoğu’ya, bölgeye de onurlu bir barışı getirebilir. Bizim barışımız Beluçların, Filistinlilerin mücadelesini güçlendirebilir. Orada Kürtler arası birliğin önemini bir kez daha gördük. Bu birlik her parçada Kürdün hakkı için bir ihtiyaçtır. Önce kendimiz arasında daha sonra demokratik bir birlikle örgütlenmeyi geliştirirsek, daha güzel bir Türkiye yaratacağımıza inanıyorum.”
Konuşmaların ardından yapılan seçimlerde, DEM Parti Bursa İl Örgütü’nün eşbaşkanlığına Rabia Toktaş ve Mahkum Taş seçildi.




