Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana İl Örgütü, Seyhan ilçesinde bulunan bir düğün salonunda dayanışma yemeği düzenledi. Buluşmaya DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Buluşma, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. İlk olarak söz alan DEM Parti Adana İl Eşbaşkanları Helin Kaya ve Seyfettin Aydemir, halkı selamladı.

Helin Kaya konuşmasında, kısa süre önce yaşamını yitiren DEM Parti Adana İl Örgütlenme Eş Sözcüsü Yaşar Demir’i anarak, Demir’in görevini yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Onu her zaman demokrasi şehidi olarak anacağız. Anılarını mücadelemizde yaşatacağız” dedi. Helin Kaya ayrıca gazeteci-yazar Hüseyin Akyol ile eski HADEP Genel Başkanı ve BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak’ı da rahmet ve minnetle andı. DEM Parti’nin köklü bir gelenekten geldiğini vurgulayan Helin Kaya, “Partimiz her türlü fırtınaya karşı direnmiş ulu bir çınar ağacı gibidir. Bu ağacı emekle, sevgiyle ve özgürlük sevdasıyla büyüttük. Partimiz haklıyı ve hakikati savunur; gücünü halktan alır. Bu güç bizi başarıya ve zafere taşıyacaktır. Özlemini duyduğumuz ve yıllardır uğruna acı çektiğimiz görkemli barış çok yakındır. Barış ve demokrasiye inancımız var" dedi. İl Eşbaşkanı Seyfettin Aydemir de konuşmasında Demir’i anarak “Anılarını mücadelemizde yaşatacağız” dedi. Aydemir, dayanışma yemeğine katkı sunan herkese teşekkür etti.
MÜCADELE ÇAĞRISI
Son olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu. Konuşmasına yaşamını yitiren yol arkadaşlarını anarak başlayan Bakırhan, “Kadir Bağdu yoldaşımızı ve Yaşar Demir’i saygıyla anıyorum. Onların şahsında bugüne kadar demokrasi, özgürlük ve barış için mücadele etmiş; ancak bugün aramızda olmayan tüm yol arkadaşlarımızı da saygı ve minnetle anıyorum. Onlara verdiğimiz sözü, bir kez daha bu kürsüden tekrar ediyoruz: Bıraktıkları bayrağı başarıya ulaştırıncaya kadar, bugün Adana’da olduğu gibi, kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
‘KÖTÜ YÖNETİME KARŞI DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Bakırhan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Değerli arkadaşlar, Türkiye tarihi günlerden geçiyor. Sadece Türkiye değil; bölge ve dünya yeniden şekilleniyor. Ukrayna’dan Venezuela’ya, İran’dan Suriye’ye, Yemen’den Somali’ye kadar birçok coğrafyada savaşlar, çatışmalar yaşanıyor. Dünya yeniden dizilirken, Türkiye bu süreci ne yazık ki iyi bir noktadan karşılamıyor. Türkiye tarihinin en ağır ekonomik yoksunluğunu yaşıyor. 86 milyonluk ülkede yaklaşık 50 milyon insan açlık ve yoksullukla mücadele ediyor. Resmi enflasyon yüzde 30 açıklanırken, bağımsız araştırma kuruluşu ENAG’a göre enflasyon yüzde 56. Ama emekliye yüzde 12, memura yüzde 18 zam yapılıyor. Gıdadan kiraya, giyimden ulaşıma her şey yüzde 600-700 oranında artmışken insanlara 'yüzde 12-18 ile idare edin' deniliyor. Bu vicdansızlıktır. Bu kötü yönetime karşı durmaya devam edeceğiz.
KAZANDIRMAYACAK
Bugün artık Türkiye’de orta sınıf kalmamıştır. AKP iktidarı orta sınıfı yok etmiş, toplumu topyekûn yoksullaştırmıştır. Türkiye, tarihinin en zayıf ekonomisi ve en zayıf demokrasisiyle bu küresel dönüşüm sürecine girmiştir. Dünyada yaşanan krizlere baktığımızda ortak bir gerçek görüyoruz: Demokrasi olmayan ülkeler dış müdahalelere açık hale geliyor. Halkın iradesine dayanmayan iktidarlar uzun süre ayakta kalamıyor. Toplumsal barışını sağlayamayan ülkeler, emperyal müdahalelere açık hale geliyor. Venezuela’da yaşananlar da bunun son örneğidir. Tehditleri durdurmanın yolu tanklar değil, toplumsal barıştır. Halkın rızasını almaktır. Demokrasiyi kurumsallaştırmaktır. Yanı başımızda Ortadoğu’da kaos ve çatışmalar sürerken Türkiye ne yazık ki yanlış bir siyaset izliyor. Türkiye, Ortadoğu politikasını anti Kürt siyaset üzerine kurmuş durumda. Yüz yıldır bu siyasetin kimseye kazandırmadığını gördük. Bundan sonra da kazandırmayacaktır.
GERİ ÇEKİLMELİ
Halep’te yaşananlar ibretliktir. Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Binnizêyd mahallelerinde siviller tanklar ve toplarla hedef alındı. Ağır silahlarla sivil yerleşimler vuruldu, onlarca insan yaşamını yitirdi. Kentler yakıldı, insanlar göçe zorlandı. Bu sadece bir askeri saldırı değil, Suriye’nin geleceğine duyulan umuda vurulmuş bir darbedir. Halep, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin, Dürzülerin ve diğer halkların birlikte yaşama umuduydu. Bu saldırılar o umudu hedef almıştır. Halep’teki kuşatmayı kabul etmiyoruz. Katliamları kınıyoruz. Tanklar ve toplar derhal geri çekilmelidir.
KÜRTLER DİZ ÇÖKMEZ
10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Suriye Demokratik Güçleri Halep’teki silahlı unsurlarını çekti. Buna rağmen savunmasız sivillere saldırıldı. Bu düpedüz bir alçaklıktır. Bu alçaklığa boyun eğmeyeceğiz. Suriye Kürtlerindir, Araplarındır, Alevilerindir, Dürzülerindir. Tekçi politikalarla Suriye’yi yönetemezsiniz. Eğer tekçilik çözüm olsaydı Esad çözerdi, Saddam çözerdi, İran çözerdi. Çözemediler. Çünkü halkların iradesi bastırılamaz. Kürtler diz çökmez. Dün IŞİD’i yendiler, bugün de yenmesini bilirler. Kobanê’de nasıl direndilerse Halep’te de direnirler. Kürtlerin arkasında halklar, kadınlar, emekçiler ve devrimciler vardır. IŞİD’i sokaklara salarak Kürtleri korkutacaklarını sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Daha dün Yalova’da polisleri katleden IŞİD, Kürde karşı kullanıldığında meşrulaştırılamaz.
TÜRKİYE'YE UYARI
Türkiye’yi uyarıyoruz: gerilimi tırmandıran değil, diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin. Türkiye Suriye’deki nüfuzunu savaş için değil, barış için kullanmalıdır. Aksi halde Türkiye, 60 milyon Kürdün gözünde antiKürt siyaset yürüten bir ülke olarak anılacaktır.25 milyon Kürdün yaşadığı bir ülkede, onların akrabalarına düşmanlık yapmak vicdansızlıktır. Kürtler bu ülkenin kuruluşunda can verdi. Ne zaman tehdit oldular?
TEK ÇIKAR YOL BARIŞTIR
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ertelenmemelidir. Mecliste kurulacak komisyon gecikmeden raporunu açıklamalıdır. Bu raporun pusulası demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık olmalıdır. Ardından demokratik entegrasyon ve özgürlük yasaları çıkarılmalıdır. Tek çıkar yol barıştır. Kavganın, şiddetin ve inkârın kimseye faydası yoktur. Dünya örnekleri bunu açıkça göstermektedir. Biz bu topraklarda umudu büyüteceğiz. Mazlumların, Denizlerin, Mahirlerin, Sakinelerin mirasıyla yürümeye devam edeceğiz. Bu karanlık günleri aşacağız. Demokratik, özgür ve barış içinde yaşayacağımız günleri mutlaka kuracağız.”



