Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, kadın istihdamına ilişkin Meclis Başkanlığına Araştırma Önergesi verdi. Önergede, kadın emeğinin çok katmanlı eşitsizlik rejimi altında şekillendiği belirtilerek, toplumsal cinsiyet temelli yapısal sorunların tüm boyutlarıyla incelenmesi ve kadınların eşit, güvenceli, güvenli çalışma koşullarına erişimini sağlayacak kamusal politikaların belirlenmesi istendi.
Önergede, kadınların işgücü piyasasından yapısal dışlanması, ücretli istihdama katıldıklarında düşük ücret, kayıt dışılık ve güvencesizlikle karşılaşması, kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle ev içi ücretsiz emek yükünün büyük bölümünün kadınların omuzlarında olması vurgulandı. Bu durumun kadınların istihdam katılımını sınırladığı, ekonomik bağımsızlıklarını zayıflattığı ve kadın yoksulluğunu derinleştirdiği ifade edildi.
İŞGÜCÜNE KATILIM KADINLARDA YÜZDE 35
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine atıfla erkeklerde işgücüne katılım oranının yaklaşık yüzde 71 olduğu, kadınlarda ise yüzde 35 civarında kaldığı, yani her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda yer aldığı belirtildi. Aralık 2025 TÜİK verilerine göre dar tanımlı işsizlik erkeklerde yüzde 6,3 iken kadınlarda yüzde 10,5; geniş tanımlı işsizlik ise erkeklerde yüzde 22,8, kadınlarda yüzde 38,3 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki 27 puanı aşan farkın, kadınların önemli bir bölümünün iş aramaktan vazgeçtiğini ve gerçek işsizliğin istatistiksel olarak görünmez kılındığını gösterdiği kaydedildi. DİSK-AR verilerine göre 2026 başı itibarıyla geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 37’nin üzerinde olduğu, genç kadın işsizliğinin de yüksek seyrettiği vurgulandı.
'KAYIT DIŞI KADIN İSTİHDAMI YÜZDE 30'
Kadınlarda kayıt dışı istihdam oranının yüzde 30’un üzerinde olduğu, ev temelli çalışanların yaklaşık yüzde 89’unun kadınlardan oluştuğu, tarım, hizmet ve bakım sektörlerinde yoğunlaşan kadın emeğinin sosyal güvence ve sendikal haklardan yoksun bırakıldığı ifade edildi. Kamuda kadın istihdam oranının yüzde 34 düzeyinde kaldığı, Türkiye’nin birçok Avrupa Birliği (AB) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkeye kıyasla olumsuz bir tablo sergilediği belirtildi. Aynı işi yapan kadınların erkeklerden daha düşük ücret aldığının altı çizilerek, eşit değerde işe eşit ücret ilkesinin yasal güvence altına alınması ve etkin uygulanmasının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini durdurmanın temel adımlarından biri olduğu kaydedildi.
'BAKIM HİZMETLERİ KADINLARI İŞGÜCÜNDEN GERİ ÇEKİYOR'
Ekonomik krizin kadın emeği üzerindeki baskıyı artırdığı, hane gelirlerindeki düşüşle bakım ve yeniden üretim faaliyetlerinin ev içine çekildiği, kadınların toplam iş yükündeki artış oranının erkeklere kıyasla beş kat daha yüksek olduğu vurgulandı. Kamusal kreş, yaşlı bakım merkezi ve bakım hizmetlerinin yetersizliğinin kadınları işgücünden çekilmeye ya da yarı zamanlı, güvencesiz çalışmaya zorladığı, “iş-aile uyumu” adı altında yaygınlaştırılan esnek modellerin kadınlar için çoğu zaman zorunluluk haline geldiği belirtildi.
ŞİDDET, TEHDİT, MOBBİNG VE GÜVENSİZLİK
Çalışma yaşamındaki güvencesizliğin fiziksel ve psikolojik boyutuna da dikkat çekildi. 2 Mart’ta İstanbul’da Fatma Nur Çelik adlı kadın öğretmenin görev yaptığı okulda öğrencisi tarafından katledildiği hatırlatılarak, daha önce can güvenliği konusunda yetkililere uyarıda bulunmasına rağmen yaşanan bu trajedinin, kadınların istihdam alanlarında güvenli olmadığının somut göstergesi olduğu ifade edildi. Eğitim başta olmak üzere pek çok çalışma alanında kadınların şiddet, tehdit, mobbing ve güvensizlikle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.
'TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ YENİDEN ÜRETİLİYOR'
Kadın yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği değil, ekonomik bağımlılık, sosyal güvencesizlik ve şiddete karşı kırılganlık anlamına geldiği; istihdamdan dışlanan ya da güvencesiz işlere itilen kadınların erkek şiddeti karşısında daha savunmasız hale geldiği vurgulandı. Kadınların ekonomik bağımsızlığının güçlendirilmemesinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden ürettiği belirtildi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri, önergede Anayasa’nın 98. maddesi ile TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Kadın istihdamının önündeki yapısal engellerin, kadın yoksulluğunun neden ve sonuçlarının, çalışma yaşamındaki güvensizlik koşullarının tüm boyutlarıyla araştırılmasını; bakım hizmetlerinin kamusal hak olarak yeniden örgütlenmesi, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın önlenmesi, kadın işsizliğinin gerçek boyutunun ortaya konulması ve çalışma alanlarında etkin güvenlik politikalarının geliştirilmesini istedi.
Kadınların eşit, güvenceli ve güvenli çalışma koşullarına erişiminin sosyal hukuk devletinin temel sorumluluğu olduğu vurgulanarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyüten mevcut ekonomik ve sosyal politikaların sonuçlarının da ortaya konulması talep edildi.



