Diyarbakır’da 78’liler Derneği ile Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) öncülüğünde, 12 Eylül 1980 darbesi yıl dönümü dolayısıyla Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi önünde açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu'nun yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, “12 Eylül karanlığına karşı Demokratik Toplumu ve Barışı inşa edeceğiz” yazılı pankart açıldı ve “İnsanlık onuru baskıyı yenecek” sloganı atıldı.
Burada konuşan Halide Türkoğlu, “Sayın Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum sürecinden bahsediyoruz. O halde bazı ezberlerin değişmesi gerekir. Özellikle 12 Eylül darbesinin ortaya çıkardığı tüm sonuçlarla; o baskıcı, inkârcı kurumlarla ve tekçiliği inşa ederken her türlü işkenceyi normalleştiren anlayışla mücadele etmeliyiz. Eğer bu ülkede barışı kalıcı kılmak istiyorsak —ki bu hepimizin sorumluluğudur— tam da burada bir yüzleşmenin ortaya çıkması gerekir. Nasıl konuşacağımıza, kendimizi nasıl ifade edeceğimize, kültürümüzü, dilimizi ve inancımızı nasıl yaşayacağımıza karar vermek isteyen kişiler bizleriz. Bu nedenle özgür örgütlenmeye ve ifade özgürlüğüne ihtiyacımız var. Bu ülkede kalıcı barış, tam da demokratikleşme dediğimiz bu zeminden yol alır. Kalıcı barış, darbe zihniyetinden vazgeçmekten geçer. Kalıcı barış, her türlü hak ve adalet mücadelesini görmekten geçer. Kalıcı barışın yüzleşmekten geçtiğini söylüyorum.”
'MÜCADELE EDENLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ'
Ardından Kürtçe hazırlanan basın açıklamasını 78’liler Derneği Yöneticisi Hüseyin Barış okudu. Hüseyin Barış; askerî darbenin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen darbecilerin henüz hesap vermediğini belirterek, devlet yetkililerinin Kürt halkına ve diğer halklara karşı işlenen bu suçlarla yüzleşmediğini, halktan özür dilemediğini söyledi. Barış, “Bugün, Amed Zindanı veya 5 Nolu Cezaevi olarak bilinen yerin önünde bir araya geldik. Bu cezaevinde özgürlük tutsaklarına yıllarca ağır işkenceler uygulandı. Yüzlerce devrimci ağır işkenceler sonucu katledildi. Ancak kendilerine uygulanan baskı ve zulme karşı baş eğmediler. Öncü, direnişçi ve şehit düşen siperdaşlarımızın şahsında; direnen, kültürüne, diline, kimliğine ve ulusal değerlerine sahip çıkan tüm devrimcileri ve direnişçileri saygıyla anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”
'517 KİŞİ HAKKINDA İDAM KARARI VERİLDİ'
Barış, Diyarbakır Cezaevi'nde insanlık değerlerinin uğruna direnen arkadaşlarını unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “12 Eylül askeri darbesinin 46. yıl dönümünde, Diyarbakır Cezaevindeki vahşete tanıklık etmiş kişiler olarak çağrımız şudur: Diyarbakır Cezaevi insanlık hafızası müzesi olsun ki insanlık, halklara ve topluma karşı yapılan bu uygulamaları bir daha yaşamasın ve görmesin. 12 Eylül darbesini yapan o faşist klik; yüz binlerce insanı gözaltına aldı, tutukladı ve insanlık dışı işkencelerden geçirdi. Tüm ülkeyi, özellikle de Kürdistan’ı açık cezaevine dönüştürdü. 12 Eylül 1980 askeri darbe sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi çeşitli suçlamalarla itham edildi, 230 bin kişi asılsız gerekçelerle yargılandı. Yüzlerce insana yüzlerce yıl ceza kesildi. 12 Eylül 1980 askeri darbe sürecinde 517 kişiye idam cezası verildi. İdam cezası verilenlerden 50 kişi infaz edildi. 388 bin kişinin pasaport hakkı elinden alındı. 30 bin kişi ‘sakıncalı’ görülerek işten çıkarıldı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı ve çaresizce mülteci olarak yurt dışına göç etmek zorunda kaldı. 300 kişi şüpheli bir şekilde öldürüldü. 171 kişinin işkence sonucu ölümü belgelerle tespit edildi.”
'BAŞKA ANA BABALARIN CANI YANMASIN'
Barış, 12 Eylül darbecilerinin işkence ve yok etme uygulamalarına dikkat çekerek şunları dile getirdi: “‘Asmayıp da besleyelim mi?’ diyerek suçlarını itiraf ediyorlardı. Tankı ve topu halka doğrultan, askerî yöntemlerle toplum üzerinde devlet terörü estiren o faşist katiller yargılanmadıkça ve devlet bu suçlarıyla yüzleşmedikçe özgür ve huzurlu bir geleceğin inşası mümkün olmayacaktır. Bir daha askerî darbelerin yaşanmaması, halkın ve toplumun bu insanlık dışı uygulamalarla yüz yüze kalmaması, özgür, huzurlu ve güvenli bir gelecek için 12 Eylül darbecileri yargılanmalı ve devlet halka karşı işlediği suçlarla yüzleşmelidir. 12 Eylül Darbesi’nin gerçekleşmesinden bu yana 46 yıl geçti. Bu darbe yasalarının Kürt sorununun ve tüm toplumsal sorunların temel nedeni olduğunu çok iyi biliyoruz. On yıllardır ülkemizde devam eden savaşın sebebi, inkar üzerine kurulu bu darbe yasalarıdır. Bu savaşın sonucunda on binlerce gencimiz şehit oldu. Anneler, babalar ve aileler, son dönemde şehit düşen kahraman çocuklarının fotoğraflarının arkasında gururla durarak ‘Bizim canımız yandı, başka anaların, babaların canı yanmasın’ diyorlar.”
'MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK'
Barış, sözlerini şöyle tamamladı: “Yaklaşık iki yıldır Kürt halk lideri Abdullah Öcalan’ın çabalarıyla Barış ve Demokratik Toplum süreci başlatılmış ve önemli bir aşamaya ulaşmıştır. Sorunların çözümü için demokratik bir cumhuriyete ihtiyaç vardır. Demokratik bir cumhuriyet için de demokratik bir anayasaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle devlet yetkilileri bir an önce süreci tıkayan politikalardan vazgeçmeli, çözüm yol ve yöntemlerine dönmeli; Sayın Öcalan fiziki özgürlüğüne kavuşmalı ve başmüzakereci rolünü oynayabilmesi için gerekli müzakere şartları oluşturulmalıdır. Darbe yasaları yürürlükten kalkana, darbeciler yargılanıp hesap verene kadar ortak ve dayanışmacı özgür yaşam ve güvenli gelecek mücadelemiz devam edecektir.”

