ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK
Yıllarca işkence iddiaları, ölümler, açlık grevleri ve ağır cezaevi koşullarıyla anılan yapı, artık bir Hafıza Müzesi ve kültür merkezine dönüştürülüyor. Restorasyon çalışmalarında sona gelinirken, cezaevinin çevre düzenlemesinin ardından ziyarete açılması bekleniyor.
1972 yılında yapımına başlanan Diyarbakır Cezaevi, 4 Temmuz 1980’de hizmete açıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından askeri yönetime devredilen cezaevi, “Sıkıyönetim Askeri Cezaevi” olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle 1980’li yıllarda yaşananlar nedeniyle Türkiye’nin en tartışmalı cezaevlerinden biri haline geldi.

5 NO’LUNUN KARANLIK YILLARI
Cezaevinin adı, özellikle 1981-1984 yılları arasında yaşananlarla hafızalara kazındı. İşkence ve kötü muamele iddiaları, açlık grevleri, intiharlar ve ölümler cezaevinin tarihinin en ağır dönemini oluşturdu.
ÖLEN 30 KİŞİ İÇİN SAVCILIK AÇIKLAMASI
Soruşturma kapsamında adı geçen 32 sanıktan 30 kişinin ölümünün doğrulandığı, savcılık açıklamalarında ise 8 kişinin intihar ettiği, bunlardan 4’ünün kendisini yakarak hayatına son verdiği, 6 kişinin açlık grevi, 16 kişinin ise hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğinin belirtildiği aktarıldı.

Buna karşın, cezaevinde kalan çok sayıda eski tutuklu ve hükümlü, bazı ölümlerin işkence ve kötü muameleyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. O dönemde cezaevinde bulunan kadın mahkumların da çeşitli cinsel işkencelere maruz kaldıklarına ilişkin anlatımları kamuoyuna yansıdı.
PKK’NİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ DE BURADA KALDI
5 No’lu Cezaevi, aynı zamanda PKK'nin önde gelen isimlerinin tutulduğu cezaevlerinden biri oldu.

PKK’nin kurucu kadrosunda yer alan Kemal Pir ve Hayri Durmuş, cezaevinde gerçekleştirdikleri ölüm orucu eylemi sırasında hayatlarını kaybetti. PKK'nin kurucu isimlerinden Mazlum Doğan ise 21 Mart 1982’de bedenini ateşe vererek yaşamına son verdi.
PKK'nin kurucularından Sakine Cansız da 5 No’lu Cezaevi’nde uzun süre tutuklu kaldı.

Bu isimlerin yanı sıra yüzlerce siyasi tutuklu ve hükümlünün yaşadığı deneyimler, Diyarbakır Cezaevi'nin Türkiye'nin yakın siyasi tarihindeki en önemli sembollerden biri haline gelmesine neden oldu.
ESAT OKTAY YILDIRAN DÖNEMİ
Cezaevinin hafızasında en fazla öne çıkan isimlerden biri ise Esat Oktay Yıldıran oldu.
Yıldıran'ın cezaevinde iç güvenlik komutanı olarak görev yaptığı dönemde çok sayıda mahkumun ağır işkence ve kötü muamele gördüğüne ilişkin anlatımlar yıllar boyunca kamuoyunda yer aldı.
5 No’lu Cezaevi'nde yaşananlar, sonraki yıllarda belgesellere, kitaplara ve tanıklıklara konu oldu.

E TİPİ VE D DİPİ CEZAEVLERİ DE DOLUP TAŞTI
Diyarbakır'daki cezaevi tarihinde yalnızca 5 No’lu değil, E Tipi ve D Tipi cezaevleri de önemli bir yer tuttu.
Yaklaşık 600 kişi kapasiteli E Tipi Cezaevi'nde dönem dönem tutuklu ve hükümlü sayısının 900'e kadar çıktığı belirtildi.
Politik tutuklu ve hükümlülerin kaldığı D Tipi Cezaevi'nin kapasitesinin ise 700-750 kişi arasında olduğu ifade edildi.
2022'DE BOŞALTILDI, MÜZE İÇİN DÜĞMEYE BASILDI
Yıllarca cezaevi olarak kullanılan 5 No’lu yapı, 2022 yılında boşaltılarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredildi.
Ardından yapının bir müze ve kültür merkezine dönüştürülmesi için restorasyon çalışmaları başlatıldı.

Hazırlanan projeye göre kompleksin üç bloğu Hafıza Müzesi ve sergi alanı, iki bloğu ise büyük bir kütüphane ve kültür merkezi olarak kullanılacak.
Böylece bir dönem acı, korku ve baskıyla özdeşleşen yapı, gelecek kuşaklara geçmişi anlatacak bir hafıza mekanına dönüştürülecek.
RESTORASYONDA SON AŞAMA
5 No’lu Cezaevi'nde bugünlerde hummalı bir çalışma yürütülüyor. Cezaevinin istinat duvarı üzerindeki demir korkulukların sökülerek çevre bariyerlerinin oluşturulduğu görüldü.
Çalışan işçiler, restorasyon çalışmalarının büyük bölümünün tamamlandığını ve artık son aşamaya gelindiğini aktardı.
İstinat duvarının yıkılmasının ardından çevre düzenlemesine geçileceği, bu çalışmaların da tamamlanmasıyla 5 No’lu Cezaevi'nin müze olarak kapılarını ziyaretçilere açacağı belirtildi.

KORKUNUN DUVARLARI, HAFIZANIN KAPILARINA DÖNÜŞÜYOR
Diyarbakır'ın hafızasında derin izler bırakan 5 No’lu Cezaevi için artık yeni bir dönem başlıyor.
Bir zamanlar dışarıdan bakıldığında bile ağır bir geçmişi hatırlatan duvarların ardında yaşananlar, bundan sonra müze salonlarında, sergilerde, tanıklıklarda ve belgelerde gelecek kuşaklara aktarılacak.
Yıllarca acının ve karanlığın sembolü olarak anılan 5 No’lu Cezaevi, şimdi geçmişi unutturmamak için hafızanın kapılarını açmaya hazırlanıyor.
