ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK
Hazreti Süleyman bölgesindeki Sur üzerindeki kafe işletmecisi Hülya Sebük, Kültür Bakanlığı’ndan ihale yolu Sur üzerindeki kafeyi aldıklarını ancak, tepkiler nedeniyle belediye tarafından mühürlendiğini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Sur Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün yetki alanında bulunan surlarda açılan kafelere bugüne kadar neden müdahale edilmediği kamuoyunda soru işaretleri yarattı. Mühürlenen işletmelerden biri olan Hevsel Kadın Kooperatifi’nden dikkat çekici açıklamalar geldi.
Diyarbakır Surları üzerinde kafe tartışmasıhttps://t.co/mKWOpxZqxs pic.twitter.com/PsjDwgFgi8
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 5, 2026
KÜLTÜR BAKANLIĞI İHALE İLE 12 BURCU İŞLETMEYE AÇTI
Kafe İşletmecisi Hülya Sebük, Diyarbakır Surları’ndaki Hazreti Süleyman bölgesinde yer alan 12 burcun, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ankara’da yapılan bir ihale ile 5 yıllığına ticari amaçla kiraya verildiğini söyledi. Sebük, bu burçlardan 3’ünün Hevsel Kadın Kooperatifi’ne, kalan 9’unun ise başka bir kişiye ihale edildiğini belirtti.

“KENDİ KAFAMIZA GÖRE AÇMADIK, DEVLET VERDİ”
UNESCO ve koruma gerekçeleri üzerinden yapılan eleştirilere tepki gösteren Sebük, şunları söyledi:
“UNESCO tamam, diyelim ki haklı. Ama madem öyle, Kültür Bakanlığı neden bunu bize sundu? ‘Yapabilirsiniz, işletebilirsiniz’ dedi. Biz gidip kafamıza göre açmadık. İhale var, sözleşme var, evrak var.”

Sebük, kooperatif adına aldıkları burcun yöresel yiyecek-içecek ve el sanatları satışı için tahsis edildiğini, bunun dışına çıkmadıklarını vurguladı. Satışa sundukları ürünlerin ev tatlıları, reyhan şerbeti, ev yapımı limonata ve kadınların ürettiği el işi ürünler olduğunu söyledi.
“SADECE BİZİM BURÇ HEDEF ALINDI”
Uygulamanın eşitsiz olduğunu savunan Sebük, mühürleme kararının yalnızca kendilerine uygulanmasına tepki gösterdi. Sebük, şunları söyledi:
“Orada 11-12 burç var. Neden sadece bizim burç? Diğer burçların üstüne büyük kazıklarla tahtalar çakılmış. Duvarlara asılan giysiler, çantalar var. Bizim sur taşlarına tek bir çivi çaktığımızı gören oldu mu?”Sebük, bazı işletmelerin satış yaptığı halde “ikram” savunmasıyla denetimlerden kurtulduğunu öne sürerek, “Nasıl ikram? Böyle bir dünya var mı?” diye sordu.

“EŞ ZAMANLI KAPATMA OLSA SES ÇIKARMAZDIM”
Devlete karşı bir itirazlarının olmadığını dile getiren Sebük, adalet vurgusu yaparak,“Eş zamanlı deselerdi ki ‘hep beraber kapatın’, eyvallah. Devlete başım kıldan ince. Ama dokuzuna selam verip zabıtası, polisi, habercisi hep bana geliyor. Ya bana bir sebep gösterin ya da herkese aynı uygulansın” ifadelerini kullandı.
3 AYDIR KAPALI, ZARAR BÜYÜK
Sebük, kooperatifin işlettiği burcun 3 aydır belediye tarafından mühürlü olduğunu, bu süreçte ciddi zarar yaşadıklarını anlattı. İşletmenin kapalı olmasına rağmen kendi ceplerinden bekçi tuttuklarını, buna rağmen eşyaların çalındığını ve kırıldığını söyledi.
“Kar, yağmur derken içerideki el emeği ürünler sular altında kaldı. Ev hanımlarının yaptığı takılar, çantalar mahvoldu.”

“ONARIM YAPILMADIYSA PARA NEREYE GİTTİ?”
Surların fiziksel durumuna da dikkat çeken Sebük, UNESCO ve restorasyon süreçlerini sorgulayarak, “Madem bu kadar hassas, onarım neden düzgün yapılmadı? Bu kadar para nereye gitti? Damlar akıyor, karlar eriyip içeri doluyor” ifadelerini kullandı.
Elektrik tesisatları dahil tüm altyapının kendi imkanlarıyla ve bedelini ödeyerek yapıldığını belirten Sebük, kamuoyunda kendilerinin “kaçak işletme” gibi gösterilmesine tepki gösterdi.
“MAĞDUR OLAN BİZİZ”
Sebük, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bakanlığın sunduğu şeyin dışına çıkmadık. Gizli saklı hiçbir iş yapmadık. Ama bugün mağdur edilen biziz. 3 aydır kapalıyız, zarar içindeyiz, bekçimiz tehdit ediliyor.”
HANGİ KURUM YETKİLİ?
Diyarbakır Surları’nda hangi kurumun yetkili olduğu, ihaleyle verilen burçların neden yalnızca bazıları için mühürleme uygulandığı ve bu çelişkinin nasıl giderileceği soruları ise merak konusu oldu.



