ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Taşdelen, bilirkişilik kurumunun işleyişi, bilirkişi olma şartları, başvuru süreci, eğitim programları ve uygulamada karşılaşılan sorunlara ilişkin Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e değerlendirmelerde bulundu. Bilirkişiliğin yargı sürecinde önemli bir işlev üstlendiğini belirten Taşdelen, bilirkişinin uzmanlık alanıyla sınırlı kalması, görev sınırlarının açıkça belirlenmesi ve emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı.

“BİLİRKİŞİLİK YALNIZCA UZMANLIK BİLGİSİYLE SINIRLI DEĞİL”

Prof. Dr. Nihat Taşdelen’e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

Öncelikle bilirkişilik nedir? Kimler bilirkişi olabilir?

Mevzuatımıza göre gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri bilirkişi olabilir. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nda bilirkişi, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olarak tanımlanıyor.

Diyarbakır’da Bilirkişiliğe Yoğun Talep

Burada özellikle özel hukuk tüzel kişisi kavramı üzerinde durmak gerekiyor. Bu kavram denildiğinde akla dernekler, vakıflar, kooperatifler ve ticari şirketler geliyor. Kanundaki tanım, ilk bakışta bunların tamamının bilirkişilik yapabileceği düşüncesini doğurabiliyor. Ancak Özel Hukuk Tüzel Kişilerinin Bilirkişilik Hizmeti Vermesine İlişkin Usul ve Esaslar incelendiğinde, tüzel kişi bilirkişiler için aranan ilk şartın anonim şirket türünde olmak olduğu görülüyor. Dolayısıyla ilgili düzenleme kapsamında yalnızca anonim şirketler tüzel kişi bilirkişi olarak hizmet verebiliyor. Anonim şirketler ise bilirkişilik faaliyetlerini bünyelerinde çalıştırdıkları gerçek kişiler aracılığıyla yürütüyor.

Bilirkişiye hangi konularda başvurulabilir? Hukuki uyuşmazlıklarda da bilirkişi görüşü alınabilir mi?

Bilirkişiye, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda başvurulur. Kural olarak hukuki konularda bilirkişi görevlendirilmez. Bunun bazı istisnaları bulunuyor. Örneğin örf ve âdet hukukunun veya yabancı hukukun uygulanması gereken durumlarda hukukçu bilirkişiden görüş alınabiliyor.
Bunun temel nedeni, hukuki uyuşmazlığın çözümünün hâkim ve savcının görev alanında olmasıdır. Hukuki değerlendirmeyi yapacak bilgiye sahip olan yargı mensupları, uyuşmazlığın hukuki yönünü kendileri çözmelidir. Aksi hâlde yargısal görevin bir kısmının bilirkişiye devredilmesi söz konusu olur. Bu nedenle bilirkişinin uzmanlığı çerçevesinde görüş bildirmesi, görev sınırlarını aşmaması gerekir.

Diyarbakır’da Bilirkişiliğe Yoğun Talep1

“BİLİRKİŞİLİK SİCİLİNE KAYIT YAPTIRMAK GEREKİYOR”

Bilirkişi olmak isteyen bir kişi nasıl bir başvuru sürecinden geçiyor?

Bilirkişi olabilmek için öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde bulunan Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından tutulan bilirkişilik siciline kaydolmak gerekiyor. Sicile kaydedilen bilirkişilere bir sicil numarası veriliyor.
Başvurular, Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından yapılan ilanlar doğrultusunda gerçekleştiriliyor. İlanlar, Bilirkişilik Daire Başkanlığının yanı sıra ilgili bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin internet sitelerinde yayımlanıyor. Ayrıca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve diğer ilgili yerlere de bildiriliyor.
Bilirkişi olmak isteyenler, yerleşim yerlerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttükleri yerin bağlı olduğu bilirkişilik bölge kuruluna başvurabiliyor. Başvuru işlemleri, gerekli belgelerle birlikte e-Devlet üzerinden UYAP Bilirkişi Portal Bilgi Sistemi aracılığıyla elektronik ortamda yapılıyor.
Gerçek kişilerle tüzel kişiler için istenen belgeler mevzuatta ayrı ayrı düzenleniyor. Başvurunun olumlu sonuçlanması için belgelerin eksiksiz sunulması ve mevzuatta aranan şartların taşınması gerekiyor.

Diyarbakır’da yangın: 4 kişi dumandan etkilendi
Diyarbakır’da yangın: 4 kişi dumandan etkilendi
İçeriği Görüntüle

Bilirkişi olmak isteyenlerde hangi şartlar aranıyor?

Başvuru şartları, Bilirkişilik Kanunu'nun 10. maddesi ve devamında, Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 38. maddesi ve devamında ayrıntılı biçimde düzenleniyor. Özel hukuk tüzel kişileri açısından da ayrıca belirlenmiş şartlar bulunuyor.
Öncelikle belirli suçlardan mahkûm olmamak gerekiyor. Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet, ilgili mevzuatta öngörülen engeller arasında yer alıyor. Affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar da başvuru bakımından engel oluşturuyor.

Diyarbakır’da Bilirkişiliğe Yoğun Talep2

Bunun yanında zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık gibi suçlar bakımından da kanunda belirtilen kısıtlamalar bulunuyor. Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin gibi suçlar da bu kapsamda değerlendiriliyor. Ayrıca terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak, kişinin kendi isteği dışında daha önce bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olması ve disiplin soruşturması sonucunda meslekten ya da memuriyetten çıkarılmamış bulunması gerekiyor. Sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak da aranan şartlar arasında.

Bunların yanı sıra bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak, bilirkişilik yapılacak uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ve ilgili alanla bağlantılı diploma, mesleki yeterlilik belgesi veya uzmanlık belgesi gibi belgelere sahip bulunmak gerekiyor. Bazı uzmanlık alanları için mevzuatta özel istisnalar da mevcut.

Başvurusu reddedilen adayların itiraz hakkı var mı?

Gerekli şartları taşımayanların veya belgeleri eksik olanların başvuruları reddediliyor. Ancak ret kararına karşı ilgili bilirkişilik bölge kuruluna 30 gün içerisinde itiraz edilebiliyor. İtirazın kabul edilmemesi durumunda ise idari yargı yoluna başvurmak mümkün. Başvurusu olumlu sonuçlanan adaylar, ilgili bölge kurulu tarafından yemine çağrılıyor. Yemin işleminin ardından bilirkişilik siciline kaydediliyor ve görev yapacakları yerdeki bilirkişi listesine ekleniyor.
Burada önemli bir noktaya da dikkat çekmek istiyorum. Başvuru sürecinde ilanların düzenli olarak takip edilmesi gerekiyor. İlanların tebligat yerine geçtiği durumlar bulunduğundan adayların Bilirkişilik Daire Başkanlığının ve ilgili bölge kurullarının duyurularını yakından izlemesi önemli.

“BİLİRKİŞİ, GÖREV YAPTIĞI BÖLGENİN DIŞINDAN DA GÖREVLENDİRİLEBİLİR”

Bilirkişiler yalnızca kayıtlı oldukları bölgede mi görev yapabiliyor?

Bilirkişinin görevlendirilmesinde temel ölçüt, ilgili bölge adliye mahkemesinin yargı çevresidir. Bu kapsamda bilirkişi, görev yaptığı bölgenin sınırları içerisinde kalan il ve ilçelerden görevlendirilebilir. Bununla birlikte, başka bir bölgedeki bilirkişinin görevlendirilmesi de mümkündür. Örneğin diğer bölgedeki bilirkişinin görevlendirme yapılacak yere daha yakın olması durumunda bu imkândan yararlanılabilir.

Ayrıca ilgili bölge kurulunun listesinde ihtiyaç duyulan uzmanlık alanında bilirkişi bulunmuyorsa diğer bölge kurullarının listelerine başvurulabilir. Buralarda da uygun bir bilirkişi bulunamaması hâlinde, mevzuatta belirtilen şartları taşıyan listeler dışındaki kişiler arasından görevlendirme yapılması mümkündür.

“TEMEL EĞİTİM 24 SAAT, YENİLEME EĞİTİMİ ÜÇ YILDA BİR”

Bilirkişilik alanında ne tür eğitimler veriliyor?

Bilirkişilik Daire Başkanlığının internet sitesinde 63 temel alan ve 840 alt uzmanlık alanı bulunduğu belirtiliyor. Bu kadar geniş bir uzmanlık yelpazesinde eğitimlerin de önemli bir yeri var. Bilirkişilik yapabilmek için temel eğitim, aranan şartlardan biri. Bu eğitim 12 saat teorik ve 12 saat uygulamalı olmak üzere toplam 24 saat sürüyor. Teorik eğitimlerde bilirkişilik ilkeleri, yargı türleri, ispat ve delil konuları, bilirkişilik mevzuatı, bilirkişinin sahip olması gereken nitelikler, yükümlülükleri, etik ilkeleri, hak ve yetkileri ile sorumlulukları ele alınıyor. Başvuru süreci, görevlendirme usulleri ve bilirkişilerin tabi olduğu denetim sistemi de eğitim kapsamında değerlendiriliyor.
Uygulamalı eğitimlerde ise UYAP Bilirkişi Portalı'nın kullanımı anlatılıyor. Katılımcılara dosyalara nasıl erişecekleri, dosyaları nasıl inceleyecekleri ve hazırladıkları raporları sisteme nasıl yükleyecekleri gösteriliyor. Bunun yanında bilirkişi raporlarının yazım usul ve esasları üzerinde duruluyor, örnek raporlar incelenerek dikkat edilmesi gereken noktalar uygulamalı biçimde açıklanıyor.
Ayrıca mevzuata göre üç yılda bir, toplam altı saatten az olmamak üzere yenileme eğitimi veriliyor. Yenileme eğitimine katılmayan bilirkişiler yeniden bilirkişilik başvurusunda bulunamıyor.

Temel eğitimin dışında, belirli uzmanlık alanlarına yönelik programlar da düzenleniyor mu?

Temel eğitimin yanı sıra farklı uzmanlık alanlarına yönelik sertifika programları da düzenlenebiliyor. Kendi alanımla ilgili olarak işçilik alacakları ve aktüerya eğitimlerini örnek verebilirim.
Temel eğitim programları dört gün, sözünü ettiğim alt uzmanlık alanlarına yönelik sertifika programları ise üç gün sürüyor. Bu eğitimler, Adalet Bakanlığından eğitim izni alan üniversiteler ve üniversitelerin sürekli eğitim merkezleri, Türkiye Adalet Akademisi ile kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları tarafından verilebiliyor.

“BİLİRKİŞİLİĞE İLGİ ÖNCEKİ DÖNEMLERE GÖRE ARTTI”

Bölgemizde bilirkişilik kurumuna yönelik ilgi ne düzeyde?

Son dönem başvurularında oldukça yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Kesin bir sayı paylaşamıyorum ancak bölgedeki hemen hemen bütün illerde eğitim verdiğimi söyleyebilirim.

Üniversitemizin Sürekli Eğitim Merkezi aracılığıyla Diyarbakır, Batman, Muş ve Şırnak'ta; bazı meslek odalarının düzenlediği programlar kapsamında ise Van, Mardin, Elazığ, Bitlis ve Adıyaman'da çok sayıda temel eğitim programında görev aldım. Bu ilginin yalnızca bölgemizle sınırlı olmadığını düşünüyorum. Türkiye genelinde de önceki dönemlere kıyasla bilirkişiliğe yönelik daha fazla ilgi olduğunu söylemek mümkün.

“UYAP ÖNEMLİ KOLAYLIK SAĞLADI ANCAK UYGULAMADA HÂLÂ SORUNLAR VAR”

Bilirkişiler görevlerini yerine getirirken ne gibi zorluklarla karşılaşıyor?

Her bilirkişinin kendi uzmanlık alanına ve çalışma koşullarına bağlı olarak yaşadığı farklı sorunlar olabilir. Ancak ortak sorunlara baktığımızda birkaç önemli hususun altını çizmek gerekiyor. UYAP öncesindeki dönemde dosyalar fiziki olarak teslim alınıyordu. Aynı şehirdeki veya başka şehirlerdeki adliyelere gidip gelmek hem zaman hem de maliyet açısından ciddi bir külfet oluşturuyordu. Dosyaların adliyeye gitmeden incelenmesine imkân sağlayan UYAP sistemi bu açıdan önemli kolaylıklar sağladı. Bununla birlikte, bazen dosyaya ait belgelerin sisteme yüklenmediği veya yüklenmesinin unutulduğu durumlarla karşılaşılabiliyor. Bu eksiklikler, dosyanın tam olarak incelenememesine ve sonradan ek rapor hazırlanması gerekmesine neden olabiliyor.

Bir diğer sorun, bilirkişiye verilen görevin sınırlarının yeterince açık belirlenmemesi. Mevzuatta görevlendirmenin nasıl yapılacağı ve görev kapsamının net biçimde ortaya konulması gerektiği düzenlenmiş durumda. Ancak uygulamada bu hususların her zaman istenilen düzeyde yerine getirildiğini düşünmüyorum. Raporun hazırlanması için gerekli belgeler dosyaya eklenmeden görevlendirme yapılması da önemli bir sorun. Eksik belgeler nedeniyle sonradan ek rapor hazırlanması gerekebiliyor. Bu durum hem süreci uzatıyor hem de bilirkişinin iş yükünü artırıyor.

Bilirkişiden kaynaklanmayan nedenlerle ek rapor istendiğinde ücret konusu nasıl değerlendirilmeli?

Özellikle bilirkişiden kaynaklanmayan nedenlerle ek rapor istenmesi durumunda ücret konusunun ayrıca ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Mevcut düzenleme, bu tür durumlarda mahkemeye takdir yetkisi tanıyor. Ancak bilirkişi, kendi sorumluluğunda olmayan eksiklikler nedeniyle yeniden emek ve zaman harcamak zorunda kalabiliyor. Bu nedenle bilirkişiden kaynaklanmayan nedenlerle ek rapor hazırlanması gerektiğinde, bilirkişinin ek ücret hakkının gözetilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda daha dikkatli ve emeği dikkate alan bir yaklaşımın benimsenmesi, bilirkişilik kurumuna katkı sağlayacaktır.

“HAKİM, SAVCI VE BİLİRKİŞİLER BELLİ ARALIKLARLA BİR ARAYA GELMELİ”

Sizce bilirkişilik kurumunun daha sağlıklı işlemesi için neler yapılmalı?

Öncelikle uygulamada karşılaşılan sorunların ilgili taraflar arasında doğrudan ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bilirkişiler görevlerini yerine getirirken mevzuata, mesleki yükümlülüklere ve etik ilkelere uygun hareket etmek zorunda. Diğer taraftan, bilirkişiyi görevlendiren adli birimlerin de görev kapsamını açık biçimde belirlemesi ve rapor için gerekli bilgi ve belgelerin dosyada bulunmasına dikkat etmesi gerekiyor. Bu çerçevede, kamu görevlisi olarak kabul edilen bilirkişiler ile adli birimlerde kamu görevini yerine getiren hâkim ve savcıların belirli aralıklarla bir araya gelmesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Bu toplantılarda mevzuatın uygulanmasına ilişkin beklentiler, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri konuşulabilir.

Böylece hem bilirkişilerin hem de kendilerini görevlendiren adli makamların karşılıklı beklentileri daha iyi anlaşılabilir. Uygulamada ortaya çıkan sorunların birlikte değerlendirilmesi, daha sağlıklı bir bilirkişilik sisteminin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Bilirkişilik yalnızca teknik bilgi sunmaktan ibaret değil. Uzmanlık, tarafsızlık, etik ilkelere bağlılık ve yargı makamlarıyla sağlıklı iletişim, bu kurumun etkinliği açısından büyük önem taşıyor.

BİLİRKİŞİ OLMAK İÇİN EN ÇOK TALEPTE BULUNAN İLLER

En çok hangi illerden talep var?

Diyarbakır, Van ve Batman’dan daha yoğun taleplerin olduğunu söyleyebilirim

Muhabir: Güneş OCAĞA