HABER/Güneş OCAĞA
Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), “Suriye’de Son Dönemde Yaşananların Nedenleri, Çözüm Sürecine Etkisi, Dünya Kürtleri Yalnız Bırakıyor Duygusunun Nedenleri ve Kürt Siyaseti” başlıklı bir toplantı düzenledi. İki oturumdan oluşan toplantıda, Suriye’deki gelişmelerin Kürt siyasetine ve Türkiye’deki sürece etkileri kapsamlı biçimde ele alındı.
Diyarbakır’da Rojava, Kürt siyaseti ve çözüm süreci tartışıldı https://t.co/UYBDsp9M3i pic.twitter.com/0zS8NAlkEV
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) February 7, 2026
Toplantının ikinci oturumu, DİTAM Başkan Yardımcısı Sevim Vural moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Şilan Çelik Şimşek, DİTAV Başkanı Şeyhmus Diken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz ve Diyarbakır Hak İnisiyatifi’nden M. Şeyhmus Özbekli konuşma yaptı.
“KÜRTLER ROJAVA’DA TÜM İYİ NİYETİYLE HAREKET ETTİ”
İkinci oturumun ilk konuşmacısı olan Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Şilan Çelik Şimşek, şunları söyledi:
“Kürtler, Rojava’da tüm iyi niyetleriyle hareket ettiler. Tarihsel geleneklerinden gelen bir refleksle, Suriye’deki tüm halklarla birlikte ve demokratik bir zeminde yaşamayı tercih ettiler. Ancak 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmemesinden sonra yaşanan kayıplar, bugün son derece acı bir gerçek olarak ortada duruyor.
“VALİ ATANSA DA, KÜRTÇE EĞİTİM HALİ HALEN TANINMAMIŞ”
Suriye’de her ne kadar Kürt kimliğiyle bir vali atanmış olsa da, hala Kürtçe eğitim hakkı tanınmış değil. Demokratik bir Suriye talebine karşı durmanın bedeli ise çok ağır oldu; birçok insan yaşamını yitirdi. Kürtler, Aleviler ve Dürziler bu süreçte ciddi kayıplar verdi.
“KÜRTLERİN KABUL GÖRMEME İFADESİDİR”
‘Suriye Arap Cumhuriyeti’ ismi dahi, Kürtlerin bu ülkede kabul görmeyişinin bir ifadesi olarak okunabilir. Türkiye ise Rojava’da, Güney Kürdistan benzeri bir yönetimin oluşmasından ciddi biçimde endişe duymaktadır.
“KÜRTLER PARTİLER ÜSTÜ BİR BİRLİKTELİK SAĞLADI”
Rojava süreciyle birlikte Kürtler, artık partiler üstü bir birliktelik sergilemiştir. Türkiye’nin de bu gerçeklikle yüzleşmesi kaçınılmazdır. Türkiye’de devam eden sürecin artık bir “müzakere” aşamasına geldiğini söyleyebiliriz; zira böylesi bir masada çok sayıda talebin ele alındığı açıktır.
“KÜRTLERİN KARŞILIK BULMA TALEBİ HAKLI BİR TALEPTİR”
Türkiye, bölgede gerçek bir güç olmak istiyorsa, Kürtlerde oluşan kırılmaları görmeli ve bunları onarmayı bir zorunluluk olarak kabul etmelidir. Kürtlerin DAİŞ’e karşı gösterdiği direnişin, uluslararası kamuoyunda karşılık bulmasını talep etmesi son derece meşrudur. Suriye’de Kürtlerin de kurucu bir unsur olduğu gerçeği mutlaka kabul edilmelidir.”
DİKEN, ROJAVA’DAKİ DURUMUN KENTE YANSIMALARINA DEĞİNDİ
Ardından söz alan DİTAV Başkanı Şeyhmus Diken, Rojava’nın Diyarbakır’a yansımalarını ele aldı. Meseleye iki açıdan bakmak gerektiğini vurgulayan Diken, ise “Bu hikayenin sokağa ve bize yansıyan olumsuz yüzü ve olumlu yüzü var” diyerek şunları ifade etti:
“Önce olumsuz tarafından başlamak isterim. Geçtiğimiz yıl içinde kente 1 milyon 600 bin turist geldi; bunların yaklaşık 400 bini Zerzevan’ı ziyaret etti. Ama UNESCO süreci kapsamında ciddi bir rapor hazırlanıyor ve önümüzde böyle bir gerçeklik duruyor. Öte yandan Zerzevan’ın 2026 yılında geçici listeden kalıcı listeye girme ihtimali de var. Kentte bu yönde bir gidişat söz konusuyken, birçok faaliyetin iptal edilmesi ya da ertelenmesi gündeme geldi. Kent Konseyi’nin 10 Gözlü Köprü ve Hevsel Bahçeleri üzerine planladığı özel toplantı üç kez ertelendi; geçen gün gerçekleşti ancak o da ciddi çatışmaların yaşanabileceği bir ortamda, kısmen yapılıp kısmen yapılamayan bir toplantı olarak kaldı. Yine Çand Amed’de birçok sanatsal ve kültürel faaliyet ertelendi.”
“ROJAVA RUHSAL ŞEKİLLENMEYİ GÜNLÜK HAYATIMIZA KATTI”
“İşin bir de olumlu yüzü var” diyen Diken, “Ulus kavramı üzerinden ifade edecek olursam, bir önceki toplantıda da konuşulduğu gibi anadil meselesi ve ruhsal şekillenme burada önemli bir yer tutuyor. “Her şerde bir hayır vardır” denir ya; Rojava bu anlamda ruhsal şekillenmeyi günlük hayatımıza kattı. Aynı halkın yeniden bir araya gelmesini, ortak bir duygu ve bilinç etrafında buluşmasını sağladı” diye kaydetti.
ERCAN YILMAZ: ÇATIŞMALAR KAYGILARA YOL AÇTI
Üçüncü konuşmacı İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, “1 Ekim 2024 tarihinden bu yana, söz konusu meselenin taraflar arasında çözüme kavuştuğunu düşündüm ve hala aynı kanaatteyim. Ancak Rojava bölgesinde yaşanan çatışmalar, sivil toplum kuruluşları arasında sürecin yeniden bozulup bozulmayacağı yönünde kaygılara yol açmıştır.
Buna paralel olarak, Geçici Şam Hükümeti’nin SDG güçlerinden güvenlik bilgileri talep etmesi ve Kürtçenin Rojava’da seçmeli ders olarak kabul edilmesi, bizlere Türkiye’deki uygulamaları hatırlatan bir tablo sunmaktadır” diye kaydetti.
HASTA MAHPUSLULAR
Hasta tutukluların durumuna vurgu yapan Yılmaz, “İHD olarak bizler, hasta mahpus meselesinin Kürt sorununun önemli bir boyutu olduğunu ve çözülmesi gereken temel nedenler arasında yer aldığını düşünüyoruz. Bu konunun özellikle STK’lar tarafından insani bir perspektifle ele alınması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
“KAYYUMLAR KÜRT MESELESİNDE YAPISAL SORUN”
Kayyumların yapısal sorun olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:
“Benzer şekilde, 2016 yılından bu yana gündemde olan kayyum uygulamaları da Kürt meselesinin çatışmalı ortamların ürettiği yapısal sorunlardan biridir. Bu tür uygulamaların, önümüzdeki yıllarda yeniden gündeme gelmeyecek şekilde anayasal düzenlemelerle güvence altına alınması gerekmektedir.
Bu bağlamda, STK’ların sürece daha güçlü ve etkin biçimde dâhil olabilmesi için ortak çalışmalar yürütmemiz önemlidir. Ancak eş zamanlı olarak ana muhalefet partisine yönelik başlatılan operasyonlar, STK’ların faaliyetlerinin bölgeyle sınırlı kalmasına neden olmaktadır.
Bizim ortaya koymamız gereken temel yaklaşım; batıdaki STK’larla birlikte bu meselenin siyasi pazarlık konusu olmadığını, öncelikle yaşam hakkı ihlalleri üzerinden konuşulması ve bu çerçevede ortak bir zeminde buluşulması gerektiğini vurgulamaktır.”
“SURİYE İÇİN ADEMİ MERKEZYETÇİ ÖNEMLİ”
Suriye için ademi merkeziyetçi bir yönetim çok önemli ve çözüm odaklı bir yaklaşım olduğuna işaret eden Diyarbakır Hak İnisyatifinden M. Şeyhmus Özbekli, “Böylece Suriye’de yaşayan tüm etnik unsurların varlığı ve hakları genel bir kabul görmüş olur. Ancak mevcut Suriye yönetimi, bu yönde bir adım atmış gibi görünmüyor.
30 Ocak anlaşmasıyla, sorunlu ve çatışmacı sürecin sona erdirilmiş olması büyük bir kazanımdır. Çünkü Suriye’de yaşanan sorunların ilk muhatabı sivil halktır.
İnsanlar birçok insani haktan mahrum durumda. Geçen hafta yayımlanan uluslararası bir rapora göre, son süreçte Suriye’de yaklaşık 1.400 sivil hayatını kaybetti. Halkın %90’ı açlık sınırının altında yaşamaktadır. Halep saldırılarında ise yaklaşık 100 bin Kürt ciddi mağduriyet yaşadı. Çatışmalı süreç durmuş olsa bile, maalesef insan hakları ihlalleri hâlâ devam ediyor” dedi.
“ŞARK ISLAHAT PLANI, BÖLGE EKONOMİSİ ÖNÜNDE ENGEL”
Son konuşmacı olan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya da şunları belirtti:
“Barışı ekonomiden ayıramayız. Bu durum, ekonomide hiçbir adım atmamıza izin vermiyor. Örneğin Mürşitpınar ve Nusaybin kapılarının açılmaması gibi. İnsani yardımların ulaştırılması için yapılan girişimlerde toplum, bu kapıların varlığını öğrendiğinde, açık olmadığını ve açılması gerektiğini söyledi.
Bir önceki çözüm süreci, güvenlik ve demokratikleşme açısından önemli bir adımdı. Ancak sürece baktığımızda, süreci başlatanlar ile beklentileri olanlar arasında örtüşmeyen noktalar olduğunu görüyoruz.
Bugün sadece silahsızlanmada ortaklaştık. Silahsızlanma sürecine odaklanmalı ve enerjimizi buraya vermeliyiz. Biz yıllardır Kürtlerin siyasi bir gücünün olduğunu ve önünün açılması gerektiğini vurguluyoruz. Kürtlere hiçbir hak verilmeden “niye bırakalım?” yaklaşımını artık terk etmeliyiz. Batıda da tam tersi bir durum var; orada da bölünme paranoyası öne çıkarılıyor.
Birinci adımı tamamlamadan ikinci ve üçüncü adımı tartışmak doğru değil. Örgütün alanlardan çekilmesi, silahların imha edilmesi ve mecliste bir komisyon kurulması önemli gelişmeler oldu.
Bugün “güvenlikçi politikalar” adı altında yürütülen Şark Islahat Planı, bölgenin ekonomik gelişiminin önündeki en büyük engel. Kürt homojen dengesinin kurulmasının önünde engel. Özerk yapının oluşmasını engelleyen bir devlet aklı.”



