Diyarbakır’da sonbahar söyleşileri 🔗https://t.co/Gc71UjyIsI https://t.co/02pCBhlX7R
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) October 25, 2026
ÖZEL HABER - Mümin AĞCAKAYA
Etiketlerin Ötesinde Bir Dönem ve Hafıza: Yazar Abdullah Aren Çelik’in bir dönem ve hafıza romanı olan "Kimseler Beklemezken" ilk imza gününü ve okur-yazar buluşmasını DİTAV'da gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Sacide Akcan Karagöz'ün yaptığı söyleşiye yoğun okur ve dinleyici ilgisi oldu.

Edebiyat dünyasında her yeni eseriyle okuru farklı bir kurgu ve üslupla karşılayan Abdullah Aren Çelik, son romanı 'Kimseler Beklemezken' ile yine sarsıcı bir dönemin ve hafıza meselesinin kapılarını aralıyarak, okuyucuyu 1980 öncesi ve 1990’ların sıkıntılı ve toplumda derin izler bırakan, yaralayıcı ve trajik atmosferini ele alan,tek bir türe indirgenemeyen yapısıyla dikkat çeken bir roman.
Bir Türe Sığmayan Roman
Yazar Abdullah Aren Çelik romanın içerğine ilişkin moderatörle yaptığı söyleşide genel olarak roman hakkında değerlendirmelerini özetleyek olursak; Kitap her ne kadar bünyesinde şiddet, cinayet ve yüksek bir merak unsuru barındırıp polisiye türünün özelliklerini ve gerilim dozunu yüksek tutsa da, eseri katı bir "polisiye roman" olarak adlandırmak eksik kalır. Baştan sona ağır ve derin bir politik arka plana sahip olması da onu tek başına siyasi bir roman etiketiyle açıklamaya yetmez. Aynı şekilde, romandaki iki gencin kendi iç çelişkileriyle ve zorlu romantik ilişkileriyle örülü yapısı, eseri bir "aşk romanı" ya da "polisiye" roman tanımının da ötesine taşıyor. Romanın hangi türde olduğu bir yerde okuyucunun değerlendirmesine de bırakılıyor.

Yakın tarihin karanlık ve sancılı dönemlerine, 12 Eylül 9 öncesi ve sonrası yaşananlara da göndermeler yapıyor. Roman bireysel ve toplumsal hafızaya göndermeler yapan roman; ülkenin yakın tarihine aşina olanlar için derin bir politik metinken; bu tarihten habersiz olan okurun ise polisiye veya macera hikayesi olarak da okuyacağı bir roman diye değerlendirildi.
Yaşanan bir hikayeden yola çıkarak aslında bütün bir dönemin ruh halini ve toplumsal kırılmalarını dile getiriyor.
Başsız Heykelle anlatılmak istenenler
Başsız Heykel ve "Nedensiz Kötülük"le ne anlatmak istediğini Moderatör Sacide Akcan Karagöz şöyle özetledi.;
"Romanın en çarpıcı imgelerinden biri, karakterlerden Reşat’ın tasarladığı yüzsüz, kimliksiz ve başsız devasa heykeldir. Bu imge, eserin ana fikriyle doğrudan örtüşür."
Yazar Abdullah Aren Çelik; "Gerçek hayatta yakın tarihin karanlık katillerinin ya da suçlularının ana akım medyada parlatılması, hatta bazı kesimlerce ikonikleştirilmesi; buna karşılık bu ülkeye gerçekten aydınlık katabilen Uğur Mumcu veya Musa Anter gibi akil ve değerli insanların silinmeye çalışılması" nı romanda bir ironiyle ele aldığını dile getiren Çelik; Gerçek hayattaki trajik olaylardan ve nedensiz kötülük örneklerinden ilham alarak, "Yaşamak için hakiki bir neden bulamayan birinin, kötülüğü bile sahiplenebileceği" karanlık bir mekanizmayı sorgular. Toplumun akıl ve vicdan sahibi insanları ortadan kaldırıldığında geriye kalan tek şeyin, tıpkı o başsız gövde gibi kimliksiz bir boşluk olacağı gerçeği yüzümüze çarpar."
Söyleşiden sonra kitaplarını imzalayan yazar Abdullah Aren Çelik okurlarıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.
"Kimseler Beklemezken" Romanı Üzerine: "Toplumun Akil İnsanlarını Yok Ettiğinizde Geriye Başsız Bir Gövde Kalır"
Moderatör: Abdullah Aren Çelik, ilk imzasını DİTAV’da atmayı tercih eden, her romanında okurunu "Acaba bu kez nasıl bir üslup, nasıl bir kalem ve kurguyla karşımıza çıkacak?" diye heyecanla bekleten, edebiyatımızın çok sevdiğim bir şahsiyeti. Son romanı Kimseler Beklemezken ile




