ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde birçok kişi için gün yeni başlarken bazıları için çoktan başlamış oluyor. Sabah saat 08.00’de çekçek arabalarının başında iş beklemeye koyulan hamallar, akşam saatlerine kadar gelecek bir müşteri umuduyla bekliyor. Kimi gün elleri boş dönmemek için saatlerce bekliyor, kimi gün ağır çuvalları ve eşyaları sırtlayarak birkaç kuruş daha fazla kazanmanın mücadelesini veriyor. Her taşınan yük, evde bekleyen çocukların, eşlerin ve geçim derdinin ağırlığını da beraberinde getiriyor.

Diyarbakır’ın Görünmeyen Emekçileri

ONLAR İÇİN HAYAT BİR ÇEKÇEK ARABASININ ÜZERİNDE İLERLİYOR

Sur’un Dağkapı, Eski Hal ve Mardin Kapı çevresinde çalışan bu emekçiler için hayat, bir çekçek arabasının tekerlekleri üzerinde ilerliyor. Ne düzenli bir gelirleri var ne de yarınlarını güvence altına alan bir sigortaları. Yağmur yağdığında, kar bastırdığında ya da işler kesildiğinde kazanç da duruyor. Ancak evin masrafları, mutfak giderleri ve hayatın bitmeyen ihtiyaçları durmuyor.

Diyarbakır’da Tigris Senfoni Orkestrası konseri
Diyarbakır’da Tigris Senfoni Orkestrası konseri
İçeriği Görüntüle

30 YILDIR AYNI MÜCADELE: SONUÇTA EKMEK PARASI

42 yaşındaki, evli ve 5 çocuk babası Haydar Bulut, yaklaşık 30 yıldır çekçek arabasıyla hamallık yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Şehitlik’te yaşayan Bulut, her sabah saat 08.00 sıralarında Sur’a gelerek iş bekliyor, akşam saat 18.00’e kadar çalışıyor.

Diyarbakır’ın Görünmeyen Emekçileri3

Yıllarını ağır yüklerin altında geçiren Bulut, bu işten başka bir gelirinin olmadığını ve herhangi bir sosyal güvencesinin bulunmadığını söyledi. Günlük kazancının bazen bin liraya ulaşabildiğini belirten Bulut, kazancın her gün aynı olmadığını vurguladı.

SÖZLERİ OMUZLARINDAKİ YÜKLERİN İZLERİNİ TAŞIYOR

İşin zorluğunu anlatırken sözleri, yıllardır omuzladığı yüklerin izini taşıyan Bulut, “Evimin geçimini sağlayabiliyorum, Allah’a şükrediyorum. Günde bin lira kazandığım oluyor. Bunun dışında başka bir yerden gelirim de yok, sigortam da yok. İşimiz zordur. Bazen ağır yükleri sırtlamamız gerekiyor ve bu da beni yoruyor. Ama sonuçta ekmek parasıdır” dedi.

Diyarbakır’ın Görünmeyen Emekçileri2

“HER GÜN AYNI UMUTLA İŞE KOYULUYORUM”

Bulut, Dağkapı, Eski Hal ve Mardin Kapı çevresinde alışveriş yapan insanların çuvallarını ve eşyalarını taşıdığını. Her gün aynı umutla işe koyulan Bulut için yorgunluk, mesaisinin değişmeyen bir parçası. Bedenini zorlayan yükleri taşırken aklında ise ailesinin geçimi var. Çünkü onun için çalışmamak, yalnızca bir günü dinlenerek geçirmek değil, o günün kazancından da vazgeçmek anlamına geliyor.

57 YAŞINDA, HALA YÜKLERİN ALTINDA

Sur’da hamallık yapan 57 yaşındaki Mehmet Şirin Tekin de yıllardır aynı geçim mücadelesini sürdürüyor. Çocuklarının evlendiğini, eşiyle birlikte yaşadığını anlatan Tekin, bu iş dışında hiçbir gelirinin olmadığını belirtti. Kendini bildi bileli hamallık yaptığını söyleyen Tekin, ilerleyen yaşına rağmen çalışmak zorunda.

Sur’a alışveriş için gelen yurttaşların eşyalarını taşıyan Tekin, her sefer için 100 ila 150 lira arasında ücret alıyor. Ancak bu kazanç, günün nasıl geçeceğine bağlı. İş olduğu zaman günde 4-5 sefer yapabildiğini söyleyen Tekin, özellikle kışlık alışverişlerin arttığı dönemlerde işlerinin biraz hareketlendiğini ifade ediyor.
Ne var ki bu hareketlilik her zaman sürmüyor. Yağmur ya da kar yağdığında işler kesiliyor, Tekin de evinde oturmak zorunda kalıyor. Çekçek arabasının başında beklemek, onun için yalnızca iş aramak değil, aynı zamanda günün sonunda eve götürebileceği kazancın belirsizliğini yaşamak demek.

Diyarbakır’ın Görünmeyen Emekçileri1

“TAKATIM YOK, ÇOK UZAKLARA GİDEMİYORUM”

Yılların yükü Tekin’in bedeninde de kendini gösteriyor. Eskiden ev eşyası taşımacılığı da yaptığını, ancak taşınma işlerinin değişmesiyle artık bu işleri yapmadığını anlattı. Yaşının ilerlemesiyle birlikte çalışma alanı da daralmış durumda. Artık Sur’un dışına çıkamıyor; gücü yettiğince ilçenin tarihi sokaklarında iş arıyor.
Tekin, çalışma koşullarını ve ücret belirleme biçimlerini şöyle anlatıyor: “Pazarlık şeklinde çalışıyoruz. Şu kadar malzemem var, binanın şu katına çıkması gerekiyor diye söylüyorlar. Ben de bir ücret söylüyorum, uyarsa taşıyorum. Çok fazla uzak yerlere gidemiyorum, takatım yok. Sur içinde çalışıyorum.”

Sabah saat 08.00 civarında işinin başına geçen Tekin, mevsime göre değişen saatlerde evine dönüyor. Onun için mesainin ne zaman biteceğini çoğu zaman saat değil, işin olup olmaması ve bedeninin dayanma gücü belirliyor.

YÜKLERİ AĞIR, GÜVENCELERİ YOK

Sur’da çekçek arabalarıyla hamallık yapan Haydar Bulut ve Mehmet Şirin Tekin’in hikayeleri, birbirine benzeyen iki hayatın ötesinde, güvencesiz çalışmanın görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor. Bir tarafta beş çocuğunun geçimini sağlamak için yıllardır ağır yükler taşıyan bir baba, diğer tarafta 57 yaşında, ilerleyen yaşına ve azalan gücüne rağmen çalışmayı sürdüren bir emekçi var. Her ikisinin de geçimi, o gün kaç kişinin eşyasını taşıyabildiklerine bağlı. Düzenli maaşları, sigortaları ve kötü hava koşullarında gelirlerini koruyacak bir güvenceleri bulunmuyor. Çalışabildikleri gün kazanıyor, çalışamadıkları gün ise kazançtan mahrum kalıyorlar.

Muhabir: Güneş OCAĞA