HABER - Mehmet Rumet SOYLU

Bakan Çiftçi: Sokak hayvanlarının tamamı toplandı
Bakan Çiftçi: Sokak hayvanlarının tamamı toplandı
İçeriği Görüntüle

WWF ve Londra Zooloji Derneği iş birliğiyle hazırlanan rapor, dünya genelinde 5 bin 790 omurgalı türüne ait 35 bin 803 popülasyondaki değişimi inceledi. Ortaya çıkan tablo, biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskının giderek arttığını gösterdi.

Yabani Hayvban2

EN BÜYÜK KAYIP, TATLI SU EKOSİSTEMLERİNDE

1970-2022 döneminde yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğündeki düşüş, ekosistemlere göre farklılık gösterdi. Tatlı su ekosistemleri yüzde 85 ile en büyük kaybı yaşarken kara ekosistemlerinde yüzde 69, deniz ekosistemlerinde ise yüzde 59 düşüş kaydedildi.
Rapora göre bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve bozulması yer alıyor. Doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar da yaban hayatını tehdit eden unsurlar arasında bulunuyor.

DOĞA KAYBININ ARKASINDA HANGİ SORUNLAR VAR?

Raporda, doğadaki gerilemenin yalnızca çevresel sorunlarla sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Gıda üretimi, enerji kullanımı ve finans sistemlerinin mevcut işleyişinin de doğa kaybını hızlandırdığı belirtildi.
Özellikle fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin iklim değişikliğini derinleştirdiği vurgulanırken, bu alanlarda köklü değişikliklere ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Bununla birlikte rapor, dönüşüm için umut veren gelişmelere de yer verdi. Güneş enerjisinin birçok ülkede yeni elektrik üretim kapasitesi oluşturmak için en düşük maliyetli seçeneklerden biri haline gelmesi, temiz enerjiye geçişi hızlandırabilecek önemli gelişmeler arasında gösterildi.

BAZI TÜRLER YENİDEN ÇOĞALIYOR

Yaban hayatındaki genel gerilemeye rağmen bazı türlerde görülen toparlanma, koruma çalışmalarının sonuç verebildiğini ortaya koyuyor.
Raporda paylaşılan verilere göre kaplan popülasyonu, 2010-2025 yılları arasında yüzde 70’in üzerinde artarak yaklaşık 3 bin 200’den 5 bin 700’e yükseldi. Afrika’nın güneyindeki bazı savan fili popülasyonlarında da artış tespit edildi.
Bir diğer umut verici gelişme ise yeşil deniz kaplumbağalarında yaşandı. Türün, 2025 yılında Uluslararası Doğa Koruma Birliğinin (IUCN) Kırmızı Listesi’nde “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine geçtiği hatırlatıldı.
Bu örnekler, uzun vadeli koruma programlarının, kararlı politikaların ve ortak çalışmaların tehdit altındaki türlerin geleceğini değiştirebileceğini gösteriyor.

“DOĞANIN TOPARLANMASI HALA MÜMKÜN”

WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt, “biyolojik çeşitlilikteki kayıplar kaygı verici boyutlara ulaştı, ancak bazı türlerde görülen iyileşmenin değişimin mümkün olduğu da kanıtlandı. Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerin, uzun vadeli ve koordineli çalışmalarla olumlu sonuçlar alınabilir. Bu kazanımların kalıcı olması için doğa kaybına yol açan sektörlerin ve sistemlerin de dönüştürülmesi gerekmektedir” dedi.
WWF Doğa Koruma Direktörü Daudi Sumba da doğa ve iklim konusunda farklı bir geleceğin hâlâ mümkün olduğunu ifade ederek, 2030 yılına kadar doğa ve iklim alanında iyileşme sağlanabilmesi için ülkelerin ve farklı sektörlerin birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BELİRLEYİCİ OLACAK

WWF’nin raporu, yaban hayatındaki kaybın büyüklüğünü ortaya koyarken çözüm için de önemli bir mesaj veriyor: Doğayı korumak, yalnızca nesli tehlike altındaki türleri kurtarmakla sınırlı değil. Enerjiden tarıma, doğal kaynakların kullanımından finansal kararlara kadar pek çok alanda değişim gerekiyor.
Önümüzdeki yıllarda atılacak adımlar, hem ekosistemlerin geleceğini hem de insanların yaşamını doğrudan etkileyecek. Bilimsel veriler, doğadaki kaybın ciddiyetini açıkça ortaya koyarken bazı türlerin yeniden çoğalması, doğru adımlar atıldığında iyileşmenin mümkün olduğunu da hatırlatıyor.

Muhabir: Mehmet Rumet SOYLU