HABER-Mehmet TÜRK
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Diyarbakır’daki Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, Meclis’ten geçen yeni yasal düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aslan, yasanın demokratik bir yöntemle hazırlanmadığını savunurken, EMEP’in düzenlemeye “Kürt halkının barış, özgürlük ve demokrasi umuduna bir zemin oluşturması” amacıyla evet oyu verdiğini söyledi.
EMEP, çerçeve yasayı Diyarbakır’da değerlendirdihttps://t.co/rVVkQpw4OO pic.twitter.com/Pds0L7Bs9M
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) August 11, 2026
Türkiye’nin ve bölgenin sıcak bir gündemden geçtiğini belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, yaklaşık iki yıldır tartışılan ve Kürt sorununa ilişkin yeni dönemin hukuki çerçevesini oluşturması beklenen yasal düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin önemli bir eşik olduğunu ifade etti.
Aslan, yasanın hazırlanış biçimini eleştirerek, muhalefetin ve ilgili siyasi çevrelerin yeterince sürece dahil edilmediğini savundu. Düzenlemenin demokratik bir zeminde hazırlanmadığını belirten Aslan, buna rağmen EMEP milletvekillerinin yasaya “evet” oyu vermesinin temel gerekçesinin, düzenlemenin yeni bir mücadele ve çözüm zemini yaratma ihtimali olduğunu söyledi.

“Bu yasanın antidemokratik olduğunu dün de söyledik, bugün de söylüyoruz, yarın da söylemeye devam edeceğiz” diyen Aslan, partisinin verdiği “evet” oyunun iktidarın politikalarına destek anlamına gelmediğini vurguladı.
“BİZ İKTİDARA DEĞİL, BARIŞ UMUDUNA EVET DEDİK”
EMEP’in oyunun gerekçesini açıklayan Aslan, “Bugün bir umut kapısı aralanacaksa, Kürt halkının barış umudu büyüyecekse, cezaevindeki tutsakların dışarı çıkmasının, gerillaların güvenli biçimde evlerine dönmesinin, kayyum politikalarının sona ermesinin ve seçilmişlerin görevlerine dönmesinin önü açılacaksa bu yasaya evet diyebiliriz” dedi.
Yasanın Kürt sorununun demokratik ve eşit haklar temelinde çözümü için bir zemin oluşturması gerektiğini belirten Aslan, “Bu evet, saray düzenine, Erdoğan’a ya da Cumhur İttifakı’na verilmiş bir destek değildir. Bu oy, Kürt halkının özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış mücadelesine bir yol açılsın diyedir” ifadelerini kullandı.

“ARTIK İKTİDARIN ÖNÜNDE ENGEL YOK”
Aslan, PKK’nin silah bırakma ve fesih yönündeki adımları ile uzun süredir devam eden çatışmasızlık sürecine dikkat çekerek, iktidarın artık “terör” gerekçesini adım atmamanın bahanesi olarak kullanamayacağını söyledi.
“Bugüne kadar iktidar, adım atmak istediklerini ancak önlerinde engeller bulunduğunu söylüyordu. Bugün artık böyle bir engel olmadığını düşünüyoruz. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte sorumluluk bütünüyle iktidardadır, saraydadır, Erdoğan’dadır ve Cumhur İttifakı’ndadır” diyen Aslan, gerekli adımların atılmaması halinde bunun siyasi sorumluluğunun iktidara ait olacağını ifade etti.
Aslan, “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” söylemlerinin de artık geride bırakılması gerektiğini savunarak, Kürt sorununun yalnızca silah ve güvenlik başlığı üzerinden ele alınamayacağını söyledi.
DEMİŞTAŞ, YÜKSEKDAĞ VE MIZRAKLI VURGUSU
Yasal düzenlemenin tutuklu siyasetçilerin durumunu nasıl etkileyeceğine de değinen Aslan, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Selçuk Mızraklı gibi isimlerin serbest bırakılmasının yalnızca yeni yasaya bağlanamayacağını belirtti.
Aslan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına işaret ederek, “Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların bu yasaya bağlı kalmadan serbest bırakılması gerekir” diye konuştu.
Kobani davası kapsamında tutuklu bulunanların, siyasi nedenlerle cezaevinde olan gazetecilerin, siyasetçilerin, sendikacıların ve diğer tutukluların serbest bırakılmasını isteyen Aslan, partisinin siyasi genel af talebini de yineledi.
Gezi davası kapsamında cezaevinde bulunan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ın da serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.
“GERÇEK BİR BARIŞ İÇİN HAKİKATLE YÜZLEŞİLMELİ”
Aslan, Kürt sorununun çözümünün yalnızca bugünün siyasi gelişmeleri üzerinden tartışılamayacağını, geçmişte yaşanan ağır hak ihlallerinin de gündeme alınması gerektiğini söyledi.
Faili meçhul cinayetler, köy yakmaları, zorla yerinden edilmeler, cezaevlerindeki uygulamalar ve çatışmalı dönem boyunca yaşanan hak ihlallerinin araştırılması gerektiğini belirten Aslan, “Gerçek bir adalet, gerçek bir yüzleşme ve gerçek bir barış isteniyorsa bütün bu süreçler açığa çıkarılmalıdır” dedi.Musa Anter, Namık Tarancı ve çeşitli dönemlerde öldürülen siyasetçi, gazeteci ve siyasi parti yöneticilerini de hatırlatan Aslan, geçmişte işlenen suçların cezasız bırakılmasının yeni dönemde kurulmak istenen barış ortamını zedeleyeceğini savundu.
Aslan, bağımsız araştırma ve hakikat komisyonlarının kurulması gerektiğini belirterek, çatışmalı dönemde yaşanan bütün olayların kapsamlı biçimde araştırılmasını istedi.
“183 KİŞİNİN KATİLLERİ DIŞARDA, SİYASİ TUTUKLULAR İÇERDE”
Cezaevlerindeki siyasi tutuklular ile geçmişte ağır suçlara karışmış kişilerin durumları arasında bir adaletsizlik bulunduğunu savunan Aslan, bazı ağır suç faillerinin serbest bırakılmasına karşılık düşünceleri ve siyasi faaliyetleri nedeniyle insanların cezaevinde tutulmasını eleştirdi.
Aslan, “183 kişinin katilleri dışarıda, ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve binlerce siyasi tutuklu ise içeride. Bu kabul edilemez” diye konuştu.
“BARIŞIN EKONOMİK BEDELİ DEĞİL, KAZANCI KONUŞULMALI”
Savaş ve çatışmalar nedeniyle Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının büyük bölümünün silahlanmaya ve güvenlik harcamalarına aktarıldığı yönündeki değerlendirmelere de değinen Aslan, çatışmalı dönemin sona ermesinin işçi ve emekçilerin yaşam koşullarında iyileşme sağlayabileceğini söyledi.
Barışın yalnızca güvenlik ve siyaset açısından değil, ekonomik ve sosyal açıdan da ele alınması gerektiğini belirten Aslan, savaşın sona ermesiyle ortaya çıkacak kaynakların halkın refahına, eğitime, sağlığa, istihdama ve sosyal politikalara aktarılması gerektiğini ifade etti.
Aslan, bundan sonraki süreçte Türk ve Kürt halklarının, işçilerin ve emekçilerin barışın kalıcı hale gelmesi için birlikte mücadele etmesi gerektiğini belirterek, “Barış isteyenler, Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesinden yana olanlar yan yana gelmek ve birlikte mücadele etmek zorundadır” ifadelerini kullandı.

