HABER/Güneş OCAĞA
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Diyarbakır’da bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelerek Türkiye’nin gündemindeki çözüm süreci ve ekonomik sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Millî Görüş hareketinin toplumsal kardeşlik ve bölgesel kalkınma konularındaki geçmişine dikkat çeken Erbakan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Fatih Erbakan’dan Diyarbakır’da çözüm süreci ve ekonomi mesajı https://t.co/lY87mcc9RI https://t.co/1NMyV4Se1X
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) October 24, 2026
“Kardeşlik, kendin için istediğini kardeşin için istemekle olur”
Konuşmasına Millî Görüş hareketinin kardeşlik anlayışını vurgulayarak başlayan Erbakan, şunları söyledi:
“Şunu konunun en başında ve en net şekilde ifade edelim: Bu topraklarda kardeşliği ihya etmekte hiç kimse Millî Görüş’le boy ölçüşemez! Çünkü bizim medeniyetimizde kardeşlik, sadece süslü laflarla değil, kendin için istediğini kardeşin için istemekle olur. Kardeşlik, kardeşi açken tok yatmamakla olur.”
Millî Görüş hareketinin geçmişte Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sanayi yatırımlarını hayata geçirdiğini belirten Erbakan, bölgenin fabrikalar ve ağır sanayi hamleleriyle kalkındırılmasının hedeflendiğini söyledi.
Necmettin Erbakan’ın 23 Eylül 1992’de Şırnak’ta yaşanan olayların ardından TBMM’de yaptığı konuşmayı hatırlatan Fatih Erbakan, 1990’lı yıllarda bölge halkının yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti. Erbakan, “O yıllarda korkuyla evine kapanan, ocağı kararan, toprağından edilip çaresiz bırakılan masum halkımızın ve ezilen köylümüzün gür sesi Erbakan Hocamız olmuştur” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki köy boşaltmaları, zorunlu göçler, kötü muamele iddiaları ve faili meçhul olaylara da değinen Erbakan, devletin vatandaşlarına adalet ve şefkat temelinde yaklaşması gerektiğini belirtti. “Adaletin ve merhametin katledildiği bir toprakta kardeşlik fidanı yeşerir mi? Devlet, vatandaşına sopayla değil, şefkatle yaklaşmak zorundadır” diyen Erbakan, “Gardiyan Devlet” anlayışının yerine hizmet odaklı bir yönetim anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu.
“Kayyum uygulamalarına son vereceksiniz”
Kayyum atamalarını da eleştiren Erbakan, bu uygulamaların bölge halkının siyasi iradesini yok saydığını ifade etti. Erbakan, “Bunca acıdan, bunca insani dramdan sonra bugün hâlâ milletin iradesini yok sayan kayyum atamalarıyla mı huzur tesis edilecek? Kayyum atanan belediyelerde cezalandırılan yine o ezilen halktır, yok sayılan halkın öz iradesidir” dedi.
İktidara çağrıda bulunan Erbakan, “Eğer samimiyseniz kayyum uygulamalarına son vereceksiniz” ifadelerini kullandı.
“Çözüm süreci halkın onayına sunulmalı”
Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, Yeniden Refah Partisi olarak kalıcı bir çözümden yana olduklarını ve Meclis’te kurulan komisyona üye vererek sürece katkı sunma sorumluluğunu üstlendiklerini söyledi.

Erbakan, çözüm sürecine ilişkin yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Bizim duruşumuz dün de netti, bugün de nettir! Biz bu süreçte hiçbir zaman çözümsüzlükten yana olmadık; aksine her zaman samimi ve kalıcı bir çözümün yanında durduk. Nitekim Meclis’te kurulan komisyona da üye vererek bu sorumluluktan kaçmayacağımızı açıkça gösterdik.”
Sürecin kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesaplara ve gizli pazarlıklara dayanmaması gerektiğini belirten Erbakan, “Bizim arzumuz, çözümün toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde geniş bir tabana yayılması ve bu kadar hayati bir meselenin referandum yoluyla doğrudan halkımızın onayına sunulması, kahir ekseriyetin desteğiyle de sarsılmaz bir meşruiyet kazanmasıdır” diye konuştu.
Necmettin Erbakan’ın Türkler ve Kürtler arasındaki birlikteliğe ilişkin sözlerini de hatırlatan Erbakan, ırkçılık yerine İslam kardeşliğinin esas alınması gerektiğini belirtti.
Bölge için fabrika ve mesleki eğitim merkezi vaadi
Yeniden Refah Partisi olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınmasına yönelik hedeflerini sıralayan Erbakan, sanayi yatırımlarının artırılması, tarım ve hayvancılığın teşvik edilmesi ve gençlere yeni istihdam alanları oluşturulması gerektiğini söyledi.
Erbakan, bölgeye yönelik vaatlerini şu sözlerle açıkladı:
“Irkçılık yerine İslam kardeşliğini hâkim kılmak için geliyoruz. Bölgemizde ve tüm Türkiye’de hem maddi hem manevi kalkınma hamlelerini başlatmak için geliyoruz. Tarım ve hayvancılığı en güçlü teşviklerle ayağa kaldırarak köylümüzü ve çiftçimizi yeniden bu toprağın efendisi yapmak için geliyoruz.”
Mesleki eğitim ve sanayi yatırımlarına ilişkin hedeflerini de açıklayan Erbakan, “Kalekol sayısının en az 5 katı mesleki eğitim merkezi, en az 5 misli de fabrika kurmak için geliyoruz” dedi.
Bölge halkının ana dili, adalet ve güvenlik taleplerinin de devlet güvencesi altında karşılanması gerektiğini belirten Erbakan, kayyum uygulamalarına son verilmesini istediklerini söyledi.
Erbakan, “Doğu’muzu ve Güneydoğu’muzu Siyonizm’in bir projesi olan Büyük Orta Doğu Projesi’ne kurban etmeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da muhafaza edeceğimizi Diyarbakır’dan tüm dünyaya haykırıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Diyarbakır’ın ekonomik potansiyeli değerlendirilmeli”
Konuşmasının önemli bir bölümünü Diyarbakır’ın ekonomik durumuna ayıran Erbakan, kentin sanayi, tarım ve ticaret potansiyeline rağmen ekonomik gelişmişlik bakımından geride kaldığını savundu.
1970’li yıllarda Millî Görüş kadrolarının bölgesel sanayileşme kapsamında önemli yatırımları hayata geçirdiğini belirten Erbakan; Ergani Çimento Fabrikası, TEMSAN Diyarbakır Tesisleri, Et ve Balık Kurumu Kombinası ve Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’ni örnek gösterdi.
TEMSAN’ın tam kapasiteyle çalışması durumunda önemli bir istihdam kaynağı oluşturabileceğini öne süren Erbakan, şöyle konuştu:
“Bakınız, TEMSAN kurulduğunda Diyarbakır’ımızın merkez nüfusu 100 bin civarındaydı. Eğer bu tesis tam anlamıyla faaliyete geçirilip tam kapasiteyle üretime başlasaydı, yalnızca bu fabrika doğrudan 10 bin insanımızı istihdam edecekti. Ortalama 4 kişilik hane hesabıyla düşündüğümüzde yaklaşık 40 bin insanımız, yani şehir nüfusunun neredeyse yarısı, geçimini tek başına bu üretim kapısından sağlayabilirdi.”
Dönemin sanayi vizyonunun sürdürülmesi hâlinde Diyarbakır’da çok daha fazla istihdam imkânı oluşturulabileceğini savunan Erbakan, “Eğer o zamanki Millî Sanayi vizyonu sekteye uğramadan sürdürülseydi, bugün 1,8 milyon nüfusa sahip Diyarbakır’ımızda yeni fabrikalarla, kurulacak tesislerle en az 500 bin insanımıza aş ve iş kapısı açılacaktı” dedi.
Erbakan, geçmişteki sanayi tesislerinin atıl bırakıldığını ve bazı yatırımların özelleştirme politikaları kapsamında kapatıldığını veya satıldığını ileri sürerek, bunun bölgedeki istihdam olanaklarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
“Kimin cebinde var bu 18 bin dolar?”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde gelir dağılımındaki adaletsizliği eleştiren Erbakan, kişi başına düşen gelir rakamlarının vatandaşların gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını savundu.
Erbakan, “Kâğıt üzerinde kişi başı geliri 18 bin dolara çıkardık diye övünüyorlar. Gelsinler, Diyarbakır’ın Suriçi sokaklarında, Bağlar’ın pazarlarında kimin cebinde 18 bin dolar var sorsunlar” diye konuştu.
Diyarbakırlı gençlerin, çiftçilerin ve esnafın ekonomik koşullarına dikkat çeken Erbakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Soruyorum size: Kimin cebinde var bu 18 bin dolar? Diyarbakırlı gencin cebinde? Yok! Çiftçinin kasasında? Yok! Esnafın tezgâhında? Yok! Peki kimin cebinde bu para? O para milletin değil! İktidarın beslediği imtiyazlı holdinglerin cebinde! Faiz lobilerinin cebinde! Rant çetelerinin, yüzde 1’lik mutlu azınlığın cebinde!”
Vergi politikalarını, faiz ödemelerini ve kamu kaynaklarının kullanımını eleştiren Erbakan, bir tarafta büyük şirketlere sağlanan avantajlar bulunduğunu, diğer tarafta ise geçim sıkıntısıyla mücadele eden esnaf, çiftçi ve emeklilerin yer aldığını savundu.
Diyarbakır’da genç işsizliği ve eğitimde ya da istihdamda bulunmayan gençlerin oranının yüzde 43 seviyesine ulaştığını iddia eden Erbakan, bu tablonun bölgedeki ekonomik sorunların boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Erbakan, “Fabrikaları kapatıp, tarımsal desteği kesip gençleri işsiz bırakırsanız, medeniyet başkenti Diyarbakır üretim merkezi değil, göçün ve hüznün coğrafyası olur” ifadelerini kullandı.
Silvan Projesi ve çiftçinin yaşadığı sorunlar
Diyarbakır’ın tarımsal potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini belirten Erbakan, Silvan Projesi’nin yıllardır tamamlanamamasını eleştirdi.
Dicle Nehri’nin su kaynaklarıyla sulanması gereken geniş tarım arazilerinin yüksek enerji ve üretim maliyetleri nedeniyle yeterince değerlendirilemediğini ifade eden Erbakan, sulama elektriği borçları yüzünden trafoları sökülen çiftçilerin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Erbakan, “Yüksek mazot girdisi, astronomik gübre fiyatları ve ağır elektrik faturaları yüzünden toprağına küstürülen Diyarbakır çiftçisi var” diyerek tarımsal üretimdeki maliyet yüküne dikkat çekti.
Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığın yanı sıra Karacadağ pirinci üretiminin de kent ekonomisi açısından önem taşıdığını belirten Erbakan, yem ve diğer üretim maliyetlerinin azaltılması, çiftçi ve besicilerin desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
Esnafın sorunlarına ve lojistik yatırımlara dikkat çekti
Diyarbakır esnafının yüksek kira, vergi yükü ve ticari hareketlilikteki sorunlar nedeniyle zorlandığını ifade eden Erbakan, Ofis, Balıkçılarbaşı ve Gazi Caddesi’ndeki ekonomik koşullara dikkat çekti. Erbakan, “Ofis semtinde, Balıkçılarbaşı’nda, Gazi Caddesi’nde esnafımız yüksek kira, ağır vergi ve siftahsız kapanan kepenklerin altında eziliyor” dedi.
Diyarbakır Lojistik Merkezi ve çevre yollarının tamamlanarak tam kapasiteyle hizmete sunulması gerektiğini savunan Erbakan, bu yatırımların bölge ticaretinin gelişmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Diyarbakır’ın sanayi, tarım, hayvancılık ve ticaret alanlarında yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erbakan, gençlerin kendi memleketlerinde istihdam edilmesinin önemine işaret ederek üretim odaklı politikalarla hem ekonomik kalkınmanın desteklenebileceğini hem de göçün azaltılabileceğini ifade etti.




