Garip Dede Dergahı Vakfı (GADEV) tarafından, İstanbul Küçükçekmece ilçesinde bulunan Garip Dede Cemevi’nde panel düzenlendi. Panelin ilk oturumu, “Geçmişten bugüne Alevi inanç ve Ocaklar” başlığıyla yapıldı. İlk oturumda, Baba Mansur Ocağı’dan Haşim Kızılveren ve İmam Rıza Ocağı’ndan Hüseyin Doğan konuşmacı olarak yer aldı.
İkinci oturum ise “Ortadoğu yeniden kurulurken Aleviler” başlığıyla gerçekleştirildi. İkinci oturumda, Barış Akademisyen Hakan Mertcan, Yazar Ali Bulaç ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili ve Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat sunum yaptı.
Panele, Alevi kurumları ve siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Panel öncesi çocuklar sahne alarak türkü ve saz dinletisi yaptı.
Ardından konuşan Haşim Kızılveren, Alevilik inancına değinerek, “Bugün dikkat ederseniz insanlık alemi Alevilikten bahseder. Bizde bu hafızanın canlı tutulması, geleceğe taşınması için gayret etmek zorundayız. Değerli canlar, bugün burada yalnızca geçmişten bugüne Alevilik ve ocaklar üzerine konuşmak için değil, bizi biz yapan değerleri hatırlamak için buradayız. Alevilik, bize nasıl inanacağımızı değil, nasıl yaşayacağımızı nasıl insan olacağımızı nasıl komşuluk kuracağımızı da gösterir. Doğaya nasıl bakacağımızı, en önemlisi birbirimizi nasıl incitmeyeceğimizi gösterir” dedi.
Ocaklar hakkında konuşan Kızılveren, “Ocaklar yalnızca soy ve aile silsilesi olarak görmek eksik olur. Ocaklar hafızasını korumak Alevilik yolunun hafızasına sahip çıkmaktır" dedi.
‘DOĞRU YOLDAYIZ’
Ardından konuşan Hüseyin Doğan, “Döktüğün varsa doldur ağlattığın varsa güldür deriz. Çünkü sevgili canlar insan beşerdir şaşardır. Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda rahat olması lazım. Sevgili canlar, 1950’den sonra büyük şehirlere göç oldu ve kopukluk yaşandı. Cemevleri açılarak bir bütünleştirme çalışmaları başladı. Perşembe günleri yaptığımız eğitimler, sohbetlerdeki maksat insanları birleştirip kendi ocaklarına teslim etmek. İnsanların birbirilerine gidip gelmesi sorması lazım. Ocak pirini evine çağırıp hayır duası alması lazım. Lokmasını sunması lazım. Evinde bereket, sağlık ve huzur olsun. Görgü bakım ve cemevlerimizi de ele almak lazım. Son zamanlarda olanlara karşı bırakın nefretlerini kussunlar. Halk onları biliyor, biz doğru yoldayız. Biz ikrar verenlerdeniz. Allah bizi ikrasızlarla birlikte eylemesin” ifadelerini kullandı.
İlk oturum Alevilik anlayışındaki temel kavramlar üzerine tartışılarak, katılımcıların sorularını sormasıyla sona erdi.
'BİRLİKTELİĞİ SAĞLAMAMIZ LAZIM'
İkinci oturumda ilk söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, şöyle konuştu: “Beraber yaşıyoruz her birimiz farklı siyasi düşüncede olabiliyoruz, olabilir. Çocuklarımız aynı okuldalar, aynı havayı soluyoruz ama muhabbet edemiyoruz. Bizim bu birlikteliği sağlamamız lazım. Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci var. Bütün kimlikler kendini var etmeye gayret ediyor. Ancak Alevi kimliği hala kabul görmüyor. Farklıyız, Aleviyiz ama insanız. Bu coğrafyada farklı bakışlarımız olabilir ama aynı kültürün gelenek göreneklerinin içerisinde yaşamayı becermek lazım. Düşüncelerimizi, farklılıklarımızı güzellikler olarak yaşasaydık, coğrafyanın daha güzel şekillendiğini görebilirdik."
‘EŞİT YURTTAŞLIK TARTIŞMASI ÖNEMLİ’
Alevilere yönelik katliamlara değinen Fırat, “Cumhuriyetin ilk yıllarına bakarsak Koçgiri, Dersîm, Maraş ve Sivas katliamlarına bakarsak, hepsi Alevilerin yaşadığı katliamlar. Bu katliamları yarıştırmayarak, ortak çerçeve içerisinde oturup bu zihniyeti konuşup yüzleşmemiz lazım. Birbirimizin farklılıklarından ders almamız lazım. Bu topraklarda Hristiyanlar, Dürziler ve farklı kesimlerde kendi geleceğinden emin olmalılar. Eşit yurttaşlık boyutuyla ilgili bu ülkede nasıl söz sahibi olunabilir diye düşünüp, halklarla ortaklaşmalıyız. Birbirimizin mahallesine gitmeyip birbirimizi tanımazsak, çözemeyiz. Acılarımızdan ders alarak, yarınlarımızı şekillendirmeliyiz” diye konuştu.
‘SORUNLARIN KAYNAĞINI DÜŞÜNMEMİZ GEREKİYOR’
Ali Bulaç ise “Ateş düştüğü yeri yakar. Aleviler bir sorun yaşıyor. Bunu inkâr etmek mümkün değil. Ancak bu sorunlar yalnızca Alevilerin Kürtlerin yaşadığı sorunlar değil. Şu an bölgemiz bir çatışma hali yaşıyor. Din, mezhep, etnik kesimler, yönetenler, yoksullar ve zenginler arasında bir çatışma var. Bu çatışmaların kaynağı nedir, nasıl buradan çıkabiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Karşılıklı anlama ve tanımlama için birlikte oturup anlamaya çalışacağız birbirimizi” ifadelerini kullandı.
‘ÇÜNKÜ CEZASIZLIK VAR'
Son olarak konuşan Hakan Mertcan, tarihsel bağlamda Ortadoğu’da yaşanan tehditlere değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir savaş ebesinden, sürekli savaşı doğuran bir mekanizmadan barış demokrasi dinlemek inandırıcı değil. ABD’den biliyoruz. Ortadoğu’yu yıkıyorlar. Bölgemiz maalesef umut verici durmuyor. Farklı halkların ölümünü görüyoruz hep. Ben hep Kürtlerle ve Alevilerle yaşadım. Barışı en çok isteyen kesimdenim. Kürtlere yapılan şiddeti gördüm yıllarca. Barışa en çok ihtiyacı olanlar o ezilenler, o şiddete maruz kalanlardır. Alevilere karşı nefret söyleminin cazibesi var çünkü cezasızlık var."
Panel soru cevapların ardından sona erdi.





