5 Bin Kilometrelik Zorlu Göç Başladı

DİYARBAKIR - Afrika'dan haftalar süren göç sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun belirli bölgelerinde konaklayan leylekler burada dünyaya getirdikleri yavrularını büyük ve zorlu dönüş yolculuğuna hazırladı.

Türkiye'nin en büyük leylek kolonilerinden olan Diyarbakır-Bismil karayolu kenarındaki yüksek gerilim hatlarının demir direklerinde yuvalanan leyleklerin, yavrularıyla Afrika'ya yapacakları 5 bin kilometrelik büyük göç başladı.

Dicle Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, üreme açısından bu yılın verimli geçtiğini belirterek, "50 yuvadan 40'ında kuluçka gerçekleşti. 135 yavrumuz oldu. Yuva başına 3.3 yavru düştü. Bu Türkiye ortalamasının üzerinde bir değerdir" dedi.

Afrika'dan, haftalar süren göç sonrası, Mayıs ayında Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde, belirli alanlardaki yuvalarında konaklayan leylekler, bu yuvalarda dünyaya getirdikleri yavrularla büyük ve zorlu dönüş yolculuğuna başladı. Diyarbakır-Bismil karayolunda bulunan ve Türkiye'nin en büyük leylek kolonilerinden olan alandaki yüksek gerilim hatlarının demir direklerindeki yuvalarda dünyaya gelen 135 yavru leylek, Dicle Nehri'ne yakın mesafede oldukları için beslenme konusunda sıkıntı çekmeden ebeveynleri tarafından büyük göçe hazırlandı. Ebeveynlerini taklit ederek, ilk defa uzun bir yolculuğa çıkan leyleklerin yüzde 90'lık bir kısmı yaklaşık 5 bin kilometrelik Afrika yolculuğunu hastalık, açlık ve avcılık gibi nedenlerle tamamlayamayacak.

2 aylık bir konaklama sonrası leyleklerin dönüş yolculuğuna başladığını dile getiren Dicle Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, "Koloni halinde, yavrular iyice beslendikten sonra her gün belirli bir mesafede güneye doğru göç edecekler. Önce Hatay'a, oradan da Lübnan'a, İsrail'e, Mısır'a ve Nil Vadisi'ne ulaşacaklar. Yaklaşık 5 ile 6 bin kilometrelik bir yol. Leyleklerimiz buranın gerçek sahiplerinden biridir. Yalnızca üreme zamanı kalabiliyorlar. Kışın beslenme şansları olmadığı için mecburen gidiyorlar" diye konuştu.

“Türkiye ortalamasının üzerinde”

Leyleklerin bu yıl üreme konusunda Türkiye ortalamasının üzerinde bir sayıya ulaştıklarını aktaran Prof. Dr. Kılıç, "50 yuvamızdan 40'ında kuluçka gerçekleşti ve bu 40 kuluçkadan 135 tane yavrumuz oldu. Yuva başına yaklaşık 3.3 yavru düştü. Çünkü Bismil leylek kolonisi, Dicle Nehri'ne yakın olarak kurulmuştur. Burada leylekler yavrularını rahatlıkla besleyebiliyorlar. Kısa bir sürede yiyecek getiriyorlar. Beslenme iyi olduğu için bazı yuvalarda 5 bazı yuvalarda 4 yavru yetişti. Ortalama olarak yuva başına yaklaşık olarak 3'ten fazla yavru düşmüş oldu. Bu değer Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bizim için de sevindiricidir. Fazla olmasının en büyük etkeni insanların leyleklere karşı sempatisi olmasıdır. Bu nedenle koruma altında diyebiliriz. Üreme zamanı insanlar leylekleri rahatsız etmiyorlar. Onun dışında yiyeceği burada rahatlıkla bulabiliyorlar. Yuvaya 50 metre 100 metre mesafeden yiyecek getirebiliyorlar. Dolayısıyla 5 yavru rahat besleniliyor. Ama birçok yerde ancak bir tane yavru yetiştirebiliyorlar. Burası o bakımdan şanslı bir bölge. Hem yiyecek bol hem de yiyeceğe ulaşma imkanı daha fazla" ifadelerini kullandı.

“Yavruların yüzde 10'u hayatta kalacak”

Özellikle genç leyleklerin uzun süreli uçuşlara dayanamadıklarına değinen Prof. Dr. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yiyeceğin az olması, mesafenin uzun olması dolayısıyla yavruların yalnızca yüzde 10'u kalacaktır. Diğerleri yolda açlıktan hastalıktan ölecektir. Buraya gelenlerin sayısı şu an için çok az olacak. Bu 135 yavrudan ancak 15-20 tanesi buraya döner. Birkaç sene sonra buraya gelip boş olan yuvaları kullanacaklar. Leylekler bizim sembol. Diyarbakır'da yaklaşık 200'den fazla tür yaşıyor. Bizim bu türleri yaşatabilmemiz için çevrenin doğal özelliğini fazla bozmamamız gerekiyor. Tarımda fazla ilaç, gübre kullanmamamız gerekiyor. Yaşam alanlarını fazla hırpalamamamız lazım. Diyarbakır hala doğal özelliğini koruyor. Hatta kimi yerlerde koruma bölgeleri oluşturursak, eğitim için, araştırma için bu türlerin daha fazla yayılması için önemli bir yer olacaktır. O yüzden ilgililerden beklentimiz koruma alanlarının Güneydoğu'da ve Diyarbakır'da da seçilmesi ve yaşatılmasıdır." (DHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol