DİYARBAKIR - Kulp ilçesinde 350 çeşit bitkiyi barındıran Ağaçkorur Yaylasında arıcıların bal hasadı başladı. Yılın büyük bir bölümünü yaylalarda geçiren Kulplu arıcılar, şu günlerde taktıkları maskeler ve arıları sakinleştirmek için duman çıkaran körük yardımıyla kovanlardaki bal petekleri çıkarıp, bal süzme işleminin yapıldığı çadırlara taşıyor.

Çadırlara taşıdıkları bal peteklerini burada kavurucu sıcağa rağmen bal süzme makinesinden geçiren arıcılar, süzdükleri balları şişelerde paketleyip satışa hazır hale getiriyor.

Kentte 12 yıldır arıcılık yapan Levent Uçar, ürettikleri balın oldukça kaliteli olduğunu, balı Türkiye’nin farklı illerine gönderdiklerini söyledi. Uçar, “20 Temmuz ile 1 Ağustos arasında mevsimsel şartlara göre bal olgunlaştıktan sonra biz ballarımızı hasat etmeye başlıyoruz. Bal hasadı döneminde elimizden geldikçe hijyen kurallarına dikkat etmekteyiz. Önemli olan balın tamamen kendi orijininde oluşması yani şeker, şerbetiyle beslememek, glikoz tarzlı ürünler kullanmamak gerekir ve tamamen arıların doğadan getirdiği bal ile üretilmesi gerekmektedir. 12 yıl önce bu işe başladığım zaman balı çok sevdiğim için doğayı çok sevdiğim için arılara çok büyük bir merakım olduğu için bu işe başladım” dedi.

“Kendi çocuğunuza yedirmediğiniz balı, başkasının çocuğuna reva görmeyin”

Türkiye’de birçok yarışmaya katıldığını kaydeden Uçar, “Tek hedefim şu an dünya birinciliği, 2021’de Rusya’da düzenlenecek yarışmalara katılıp ülkemi en iyi şekilde temsil edeceğim. Üretim yaptığımız yer 2 bin rakımlı bir coğrafya, çok serin ve güzel bir hava, yerleşim yerlerinde 7 kilometre uzaklıkta bir yerde zorlu şartlarda üretim yapmaya çalışıyoruz, ama işimizi sevdiğimiz için bu zorlu şartlar bizi çok fazla etkilemiyor. Arıcılara tek önerim hiçbir zaman kendi çocuğunuza yedirmediğiniz balı başkasının çocuğuna reva görmeyiniz. Bu şekilde üretim yaparsanız zaten başarılı olmuş sayılırsınız, zaten başarılı olursunuz daha doğrusu, ürettiğiniz ballar tamamen şifa niyetine alınıp tüketiliyor. Sadece bal üretmiyoruz, arı ürünlerinden ürettiğimiz propolisimiz var, propolis arının kendi üretmiş olduğu antibiyotik yani arı hastalandığı zaman ya da arı yavrusu hastalandığı zaman o propolis denen reçinemsi maddeyi kullanarak iyileşiyor, biz onu alıyoruz, saf haliyle tüketilmesi insan sağlığı için uygun olmadığı için laboratuvar ortamında çözülüyor ve sağlığa uygun hale getirip ufak şişelerde tüketicilerimize sunuyoruz. Bağışık sistemini çok güçlendirici bir maddedir. Polen de üretiyoruz, polen çiçek tozudur, yani arı çiçeklerin vermiş olduğu çiçek tozunu ayaklarını yapıştırıp enzimleyip kovana getiriyor, bu arının protein kaynağıdır ve yeryüzündeki tek tam gıdadır polen” diye konuştu.

“Ballarımız elimizde kalmıyor”

Kendi üretimi olan balın hiçbir zaman bir dahi ki seneye kalmadığını aktaran Uçar, “300 kovan arıdan bir sene zarfında üretmiş olduğum ballarımı çok rahat bir şekilde pazarlayabiliyorum. Gücüm el verdiğince, takatim oldukça çalışabildiğim sürece ben bu işi yapacağım, kendi çocuklarıma da ben bu işi öğreteceğim, geleneksel bir aile kültürü haline gelmesini istiyorum. Kendi çocuklarımın dışında çevremdeki genç arkadaşlarımızda getirip onları da eğitiyorum, çünkü bizim ülkemiz bir cennet yani dağlarımızdan bal akıyor, o balı toplayabilmek için arı lazım, arıyı o dağlara götürebilmek için de çok iyi bir arıcı lazım, bunları yetiştirmek çok önemli” şeklinde konuştu. (İHA)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol