ÖZEL HABER/Fatma TEMEL

Kürt halı ve kilim sanatı üzerine on üç yıldır akademik ve saha çalışmaları yürüten sanat araştırmacısı Kawan Karimpour, dokuma sanatını “sözsüz bir arşiv” olarak tanımlıyor. Karimpour’a göre, kilimler yazılı tarihin eksik ya da parçalı kaldığı bir coğrafyada, Kürt halkının hafızasını ilmek ilmek bugüne taşıyor.

İlk Kürt Valiye Şam dönüşü coşkulu karşılama
İlk Kürt Valiye Şam dönüşü coşkulu karşılama
İçeriği Görüntüle

SÖZLÜ TARİHTEN GÖRSEL ARŞİVE

Kürt tarihinin büyük ölçüde sözlü anlatılarla aktarıldığını belirten Karimpour, dokumaların bu sözlü aktarımı tamamlayan bir kayıt biçimi olduğunu ifade ederek, “Nasıl ki klasik müziğimiz sözlü bir arşivse, kilimlerimiz de görsel ve dokunsal bir arşivdir. Desenler, renkler ve dokuma teknikleri; yalnızca estetik tercihleri değil, toplumsal yapıyı, inanç sistemlerini ve yaşanmışlıkları da yansıtıyor. Bu nedenle Kürt kilimleri, bir ev eşyasından çok daha fazlasını temsil ediyor” dedi.
Kürtlerin yaşadığı dört ülkede dokuma geleneğinin tüm yoğunluk ve sürekliliğin bölgeden bölgeye değiştiğini ifade ederek, “Her bölgenin kendine özgü renk paleti, motif dili ve dokuma tekniği bulunuyor; ancak bu farklılıkların içinde ortak bir kültürel hafıza da varlığını koruyor” diye ifade etti.

İplikten Hafızaya2

KİLİMLERİN BAŞKENTİ SANANDAJ (SİNE)

İran halılarının dünya çapında tanındığını belirten Karimpour, “Kürtler özellikle kilimleriyle öne çıkıyor. Sanandaj (Sine) kilimleri, bu geleneğin en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Renk kullanımı, desenlerin sembolik dili ve dokuma teknikleriyle Sanandaj kilimleri, Kürt dokuma sanatının ayırt edici karakterini yansıtıyor. Kürt halıları genel olarak göçebe, kırsal ve şehirli olmak üzere üç ana grupta ele alınıyor. Her grup, farklı yaşam biçimlerini ve toplumsal ilişkileri görünür kılan özgün desenlere sahiptir” diye konuştu.

İLMİKLERDEKİ SAKLI SEMBOLLER

Kürt kilimlerinde kullanılan sembollerin bölgeden bölgeye değişen anlamlar taşıdığını altını çize Karimpour, şunları söyledi:

Ancak bazı motifler Kürt coğrafyasının tamamında güçlü karşılıklar buluyor:

Koç boynuzu: Güç, canlılık ve süreklilik

Nazar boncuğu: Kötülüklerden korunma

Yağmur bebeği: Yağmur dualarında kullanılan ritüel figür

Yılan: Özellikle Yezidi inancında koruyucu bir sembol

Balık: Bereket ve şanstır.

İplikten Hafızaya3

Bu semboller, dokumayı yapan kadının dünyaya bakışını, inancını ve yaşadığı coğrafyayla kurduğu ilişkiyi yansıtıyor. Dokuma sanatı tarih boyunca büyük ölçüde kadınların emeğiyle şekillendi. Halı ve kilimler, kadınların kendilerini ifade edebildikleri nadir alanlardan biri oldu. Bu eserler “yazılmamış gazeteler” olarak tanımlanıyor. Kadınlar, bastırılmış seslerini; sevinçlerini, acılarını ve umutlarını ilmeklerle kayda geçirdi.

KÜRT DOKUMA SANATI KORUNMALI

Kürt dokuma sanatını korumak, onu sadece geçmişe ait bir nostaljiye hapsetmek anlamına gelmemeli. Aksine, bu mirasın güncel kültürel bağlam içinde yeniden anlaşılması gerekiyor. Bunun içinde, Kürt halı ve kilimlerini toplayan ve sergileyen müzelerin kurulması, pratik ve teoriyi bir araya getiren akademik çalışmaların desteklenmesi, sergiler, festivaller ve seminerlerle toplumsal farkındalığın artırılması gerekir. Bu dokumalar sadece ipliklerden değil; tarih, inanç ve direnişten dokunmuştur. Kürt halı ve kilimlerini anlamak, aynı zamanda Kürt kimliğini ve anlatılmamış hikâyelerini anlamak demektir. Kilimler, bugün hâlâ sessizce konuşmaya devam ediyor. Onları dinlemek ise biraz durmak, bakmak ve ilmeklerin arasındaki hafızayı okumakla mümkündür”.

Muhabir: Fatma TEMEL